Koşa koşa gittim ve kapıyı açtım. Ablam onun için koştuğum ve güzel ayaklarımı yorduğum için bana minnettar olmalıydı ama onun için tabii ki değerdi. Benim için çok önemliydi. Bendeki yeri çok ayrıydı.
Kapıyı açtığım an ablam üzerime atlayıverdi. Bana sıkı sıkı sarıldıktan sonra kabin boy mor valizini içeri aldı bende o sırada kapıyı kapattım. Yoksa aşure teyze o güzelim uykusundan kalkıp öcü gibi başımıza dikilebilirdi. Bu gece en son isteyeceğim şey bile onun dırdırı olamazdı.
Canım ciğerim ablam “kapı deliğinden baktın mı” diye sordu. Her zaman buna çok önem verirdi. belki de tek yaşadığımız içindi. Bu konu onun için tartışmaya kapalıydı. Her ne olursa olsun o delikten bakmam gerekiyordu.
“özür dilerim heyecandan unuttum” dedim hemen. Bahanem hazırdı. Her zaman unutkan biri olmuştum.
“bir daha olmasın, ben üstümü değiştireyim sende geç salona hadi” dedi. Aslında bana daha çok çıkışmasını beklemiştim ama sanırım buna pek kafa yormayı tercih etmedi. Tamam diyerek omuzlarımı silktim ve salona geçip televizyonun karşısına oturup ablamı beklemeye başladım.
Devamsızlık işini ve tatili yarın konuşmaya karar verdim. Şu an sadece ikimizin zamanıydı ve bozmak istemedim. Belki ablama da bizimle gelmeyi teklif edebilirdim. Ne de olsa boş yerimiz vardı ve bebetolarım da sorun etmezdi. Bunu da biricik beynimin tozlu köşelerine kaydettim.
Ablam da bu sırada geldi, ona kısaca film hakkında bilgi verdim ve atıştırmalıklarımızı alıp keyifle filmi izlemeye başladık.
……………
Film baya sürükleyiciydi ve biz baya beğenmiştik. Saat neredeyse 4 olmuştu ve uyumamız gerektiğini biliyorduk. Filmden sonra biraz daha sohbet ettik ve kendimi başta akay ın yastığının altına giden ama şimdi benim kulum kölem olan uykunun cazip kollarına bıraktım.
Sabah sırf ablama kahvaltı hazırlamak için erken kalktım. Böyle bir inceliği kimse benden göremezdi ama ablam için böyle bir şey yapmak istedim fakat tamamen boşunaydı. Ben uyandığımda ablam çoktan uyanmış ve harika bir serpme kahvaltı hazırlamıştı. Cidden masada bir tek kuş sütü eksikti sanki. Bu masayı görünce enerjim yerine gelmişti.
“ vov, sağdan sola üstten alta önden arkaya donatmışsın Lale’m” diyerek kollarımla o kadının taklidini de yapmayı ihmal etmedim. Bugün komedyenliğim üstümdeydi gerçekten.
Ablam bir kahkaha patlatınca ben de gülerek masaya oturdum ve tabağımı doldurmaya başladım.
Ablam 1 haftanın merakını gidermek için sorularıyla bana atış yapmaya başlamıştı.
“okulu hiç astın mı?”
“hayda, yine başladı bizim mesai.” Diyerek gözlerimi devirerek ağzıma domates ve salatalık tıkıştırdım. Salatalığa hıyar demeyi severdim ama annem bana hep öyle denmez, diyerek kızardı ve bende de alışkanlık olmuştu ki ne zaman bana yapma dediği şeyleri yapsam veya söylesem zihnimde Neriman hanımın o tiz sesi yankılanırdı.
Ablam sorusunu tekrar edince devamsızlık hakkımın olmadığını söyledim. Kafasını sallayarak onaylayan bir mırıltı çıkardı ve o sırada ekmeğine reçel sürdü. Hazır devamsızlık demişken dilekçe için söze girdim eğer ablam yazmazsa annemle konuşacak ve dilekçe için posta isteyecektim. Zaten annem karşı çıkmazdı ama posta geç gelirdi bu yüzden biz de akay ile çocuklarla birlikte cumartesi yola çıkabilirdik. Normalde plan buydu fakat temizlik...
Ablama konuyu ana hatlarıyla anlattım. Gerçi bu konuya daha sonra girecektim ama bir sorusu bana yetmiş hatta artmıştı. Ablam bir düşünme süresine girince bende hızlıca kahvaltımı yapmaya devam ettim.
Okula gitmeyecektim çünkü dersim yoktu. Biraz dizi izleyip çocukların yanına giderim diye düşündüm. Ablamın da evrak işleri olduğu için itiraz etmezdi.
“ Tamam dilekçeyi yazıp yarın okuluna gelirim ve hallederiz ama beni her şeyden haberdar edeceğine söz vermelisin.” Dedi.
“tabii ki edeceğim abla zaten kızlar bile seninle sık sık konuşuyor. Ben olmasam bile onlardan hızlıca neler olup bittiğini öğrenirsin.” Deyip tabağımı ve kahvaltılıkların bir kısmını kaldırdım.
Ablama teşekkür edip yanağına sulu bir öpücük kondurup duş almak için hazırlanmaya odama gittim. Fobim yüzünden duş sürem 15 dakikayı geçmezdi. Bornozumu ve duştan çıktıktan sonra giyeceğim kıyafetleri ayarladım sonra da telefonumu şarja taktım. Dün hızlıca uykuya daldığım için takmayı unutmuştum zor anımda kapanmasın da başka da bir şey istemem zaten.
Hızlıca duşumu alıp çıktım, giyindim ve kurtlar sofrası na onlara geleceğime dair kısa bir mesaj yazdım. Ablama baktığımda tahmin ettiğim gibi evrak işleriyle uğraşıyordu. Yanına gittim ve sarılarak çocukların yanına gittiğimi söyledim.
“gelirken çikolata al”
“ hay hay majesteleri” diyerek günlük siparişimi de alarak evden aşırı minnoş bir kurye olarak ayrıldım.
Yürürken annemin beni aradığını gördüm, hemen telefonu açıp hal hatır sorduktan sonra tatil işini anlattım ve ona tatilde görüşüp görüşemeyeceğimizi sordum. Yakın bir zamanda gelebileceklerini söyledi ama çok uzatmadı. Ben de biricik annemi sıkıştırmak istemedim ve 5 dakikanın sonunda telefonu kapattık.