Canım cicim avokadolu pijamalarımı kirliye attığım için bu sefer de tatlış mı tatlış civcivli pijamalarımı giydim. Saçımı her zaman mükemmel olan ama asla dışarı çıkarken bu kadar mükemmel olmayan bir ev topuzu yaptım. Bu eve girince lanetlendiğime emindim ama en çok da burayı seviyordum. Pis kalbim… Hem lanetlendiğin yeri sevmek hem de kpop idollerine aşık olmak senin neyine? Evet, kpop idollerine aşık oluyordum ama ne yaparsınız kalp bu işte, ota da konuyor şeye de. Anlayan anladı her zaman ki gibi.
Hatta civcivli pijamalarımı da Stray kids adlı bir kpop grubundan Felix adına almıştım. Çocuğun fotoğraflarından bile dalin kokusu geldiğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam. Ah keşke bir de görebilsem böyle kanlı canlı… Lanet olsun sana coğrafi konumum. Ben kalayım Mersinde onlar kalsın benim tersimde, diyerek günlük kafiye kotamı da doldurdum halbuki mersinde değil Ankara da oturuyordum ama olsun.
Sonrasında telefonumu aldım ve salondaki en rahat fakat göçmüş koltuğuma geçerek ablamı aradım. Ardından da annemi arayarak hem onunla hem de kardeşimle konuşacaktım. Tabii yurt dışı olduğu için fatura fiyatı biraz tuzlu geliyordu ama yapacak bir şey yoktu maalesef.
Yaşasın devlet bursu. Yaşasın abla harçlıkları.
Hemen ablamı aradım ve telefonu kulağıma koydum, anında açıldı.
“Alo, selam lalelerin en güzeli.”
İsmi lale olduğu için ona böyle hitap etmeyi seviyordum gerçekten çiçek gibi duru bir güzelliği vardı. Gözleri maviydi ve esmer bir teni vardı. Ailedeki en güzel genleri o kapmıştı maalesef… Ben de onun gibi esmerdim fakat renkli gözlerim yoktu. Klasik kahverengi gözlere sahiptim.
“selam burçikinyom, naptın nasılsın?”
“ iyiyim abla yeni geldim eve, birazdan yemek yerim sen naptın?”
“iyiyim canım, benim uçağım erkene alındı bu gece evde olacağım”
“ e çok güzel, sana bir şeyler hazırlamamı ister misin?”
“ biraz atıştırmalık ve iyi bir film hazırlarsan gelince birlikte izleyebiliriz?”
“Harika olur, kaç gibi burada olursun Lale’m?”
“ gece 2 gibi sanırım, enerjini koru bu gece bize uyku yok. Seniz özledim.”
“bende seni özledim abla. İyi yolculuklar”
“sağol canımıniçi görüşürüz”
“görüşürüz”
Saat daha baya erkendi o yüzden film ve atıştırmalık için acele etmeyecektim. Mutfağa geçip kendime en sevdiğim yemek olan salçalı güzel bir makarna hazırladım. Bol mayonezle yemeğimi yiyip mutfağı toparlayıp lavoboya geçtim ve biraz cilt bakımı yaptım. Saat daha 9 du. Oturup biraz kitap okudum. Kitabın içine hiç girememiştim. Canım kafam odak sorunu yaşıyordu galiba. Evde boş boş dolandıktan sonra mutfaktan kendime bir çikolata aldım ve salona geçip bir türlü bitiremediğim Amerikan komedi dizimden birkaç bölüm izledim. Zamanı baya hızlı geçirmiştim ve saat neredeyse gece 1 olmuştu. Sonra kafama bir şey dank etti. Annemle kardeşimi aramayı unutmuştum. Artık yapacak bir şey yoktu. Saat onlar için çok geçti. Büyük ihtimalle onlar şimdiye kadar uyumuşlardı bu yüzden anneme bir mesaj yazma kararı aldım.
“Nasılsın annecim? Ablam bu gece geliyor. Yarın bizi ara olur mu? Bol bol konuşuruz. Bulut a selam söyle. Sizi seviyorum.” Mesajımın sonuna da bir kalp emojisi koyarak anneme gönderdim. Evet, kardeşimin adı Bulut’ tu ve annemin adı ise Neriman’ dı.
Annem mesajı görünce beni arardı diye düşünerek telefonu kapatacaktım ki çocuklarla kurduğumuz gruba 418 tane mesaj gelmişti. Hepsini okumaya o kadar üşendim ki okumak yerine konuyu özet geçmelerini rica edecek bir mesaj daha yazdım. Grubumuzun adından bahsetmiş miydim? Bahsetmedim her halde. Kurtlar sofrası. Evet ismimiz mükoydu bence. Bu ismi eslem koymuştu. Onu çiğ çiğ yediğimizi düşündüğü için bu ismi baya uygun görmüştü ama tabii ki bana fark etmezdi. Maalesef her şeye fark etmez diyen o sinir bozucu arkadaş bendim.neyse konumuza dönelim.
Önce akay dan mesaj geldi. Aşkitom anında bakardı mesajlarıma.
“ devamsızlık işini ne zamana halledersin burçak? Ben staj işimi 2 güne bitiriyorum.” Bu ne kadar olayın özeti olmasa da hızlıca cevap yazdım.
“ ablam bu gece geliyor dilekçeyi yazar 2 güne de onaylanır büyük ihtimalle.”
“ o zaman Salı günü biz seninle yola çıkalım, çocuklar da Perşembe günü gelir”
Aslında plan iyiydi ama benim hayalim eslem in arabasında pöfür pöfür bir yolculuk yapmaktı çünkü o araba daha genişti ve benim için çok daha iyiydi takdir edersiniz ki ama yine de sadece 2 kişi olacaktık ve camı açtığım sürece sıkıntı olmazdı.
“tamadır aslanım” yazıp gönderdim, telefonu kapattım ve bilgisayarımı alıp film araştırmasına başladım.
“What happened to Monday?” adında bir film buldum. Bilim kurgu filmiydi ve konusu ilgi çekiciydi. Filmi hazır hale getirip mutfağa geçtim.
Cips, Bonibon çikolata ve soğuk kahve hazırlayıp hepsini salon sehpasına götürdüm.
Bilgisayarı televizyona bağladım. Tam tüm işleri bitirmiştim ki kapım çaldı.
Ablaların birtanesi uzun bir haftadan sonra gelmişti.