İçeriğe geç

Sadece Yaz

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Sadece Yaz

Bölüm 3

Aşure

Biz acele ettiğimiz için Akay ve Mercan dan erken gelmiştik. Onlar da bizi çok bekletmeden gelmişti zaten. Yanımıza oturdular ve Akay bekleyememiş olacak ki konuya direkt giriş yapmayı tercih etti.

Net sözlü kankeyto severim ben zaten.

“annemler tatil için yurtdışına çıkmayı planlıyorlar, bende hazır onlar olmayacağı için izmir deki yazlığımıza hep birlikte gidip iyi bir tatil yaparız diye düşündüm. Oradaki arkadaş grubumla da tanışmanızı istiyordum zaten. Nasıl fikir?”

Eslem söze girdi.

“benim ailemle konuşmam lazım onlar da plan yapıyordu çünkü”

“tamam ama biraz erken haber vermen gerekiyor ki önden biz Burçak la yazlığı hazırlamaya gidelim kesin haberler vermen gerek” dedi akay.

“pardon” diyerek aval aval yüzüne baktım.

“ benim gelebileceğimi hangi münasip yerinden salladın?”

“Gelmeyecek misin?”

“geleceğim” deyince grupta bir kıkırtı senfonisi oluştu. Ben ise kollarımı göğsümde kavuşturarak minnak kız triplerimi atmayı ihmal etmedim. Triplerim ve ben asla hiçbir konudan eksik kalamazdık.

yiğidim de geleceğini söyledi. Eslem de büyük olasılıkla gelecekti çünkü ailesi bu konulara hiç takmazdı ama aramızda ailesi en katı olan kişi mercan dı. Böyle konularda abisi onu desteklediği için aradan sıyrılabiliyordu. Ailesine söyleyeceğini ve geleceğini belirtti.

Hatta mercan ın babası yani Harun amca , mercan ın 2 erkekle aynı evde kalacağını duyunca onu dövmeye kalkmıştı. neyse ki O an Akay, ben ve mercan ın abisi Can ordaydık. O zamandan beri mercan anne ve babasıyla yüz yüze olan iletişimini kesmişti. Can abiyle ailesine haber gönderiyor onun dışında ebeveynlerinin yüzlerine bakmıyordu. Abisi onun için hem anne hem de baba olmuştu. Bizde can abiye arkadaşımızı bu kısıtlayıcı hayatından kurtardığı için minnettardık. Mercan onlardan izin almazdı sadece haber gönderirdi, bunu hepimiz biliyorduk ama tabii ki sesimizi çıkarmadık.

Bence haber göndermesi bile gereksizdi ama yine de evlatlık namına onları habersiz bırakmıyordu. Onu içimden ne kadar takdir etsem de yüzüne söylersem kırılır düşüncesiyle konuyu açmamaya daha fazla dikkat ediyordum.

Akay yanımızdan kalktı ve telefon görüşmeleriye ailesine yazlığa gideceğimizi bildirdi. İki hafta beklemek yerine herkes projelerini ödevlerini vs. 1 haftada tamamlayacak ve sonrasında yola çıkacaktık. Bence de bu 2 hafta beklemekten çok daha iyiydi. Tek sıkıntı; devamsızlık hakkım yoktu. Bu yüzden ablama bir dilekçe yazdırmam gerekecekti. Yarın akşam evde olacaktı, o zaman halledebilirdim bunu .Devamszılık sorununa da çözüm bulduğuma göre Albert Einstein bana sponsor olmalıydı. Bu devirde benim gibi zeki bir harikalık silsilesi doğuran ana kalmamıştı maalesef.

Öyle böyle yemeklerimizi yiyerek derslerimize girmeye devam ettik ve en sonunda cehennemin en alt katından kurtuluşumuza sevinerek arabaya doluştuk. Aslında eslem in de arabası vardı fakat hepimiz aynı arabaya doluşmayı seviyorduk ama uzun yollarda asla böyle gidemezdim canım fobimtırak fobim sağolsun. Bu yüzden sanırım izmir e 2 arabayla gitmek zorunda kalacaktık.

Bana hava hoş. Eslem direksiyon başında ben keyfimle iş başında, arka koltukta pöfür pöfür rüzgarlarla gerine gerine yatarak harika bir yolculuk geçirmeyi kafama koydum. Hayali bile derin bir iç geçirmeme sebep oldu.

Akay beni eve bıraktı ve onlar da evlerine geçtiler. Bugün cumaydı, biz akay ile perşembe günü yola çıkacaktık, çocuklar ise cumartesi gününün akşamı yanımızda olacaktı. Birilerinin temizlik perileri gelmeliydi sonuçta. Gece yolculuklarına bayıldığım için bunu Akay dan rica etmiştim neyse ki bu mükemmel fikrime karşı çıkmayan bir bebetoya sahiptim.

Eve girdim, aslında binada asansör vardı fakat ben malum yol arkadaşım yüzünden merdivenleri tercih ediyordum. Sadece çok yorgun olduğumda asansörü kullanıyordum.

Gereksiz bir şarkı mırıldanarak merdivenleri çıkmaya başladım.

“uy delisiyum delisi”

“o güzel gözlerunun delisiyum delisi”

“heyyy hey “

“uy uy delisiyum delisi”

Biraz fazla bağırmışım olacağım ki 2. katta oturan Menşure teyze bir anda kapıya çıkıverdi.

“kız ne bağırıyorsun akşam akşam?, ben sana demedim mi şu sesinin desibelini iyi ayarla diye?”

“ desibel mesibel ayıp oluyor ama menşure teyze, hem sen nereden öğreniyorsun bu modern kelimeleri?”

“ e bir susmuyorsun ki kızım. Ayrıca, ben bilirim her şeyi. Hadi iyi akşamlar” diyerek kapıyı yüzüme kapattı.

Ne? Kimse benim yüzüme kapı kapatamaz. Hele Menşure teyze? Asla.

Menşure teyzenin kapısını çaldım. Açtı ve hızlıca söze giriverdim.

“ben senin modern kelimelerini deneme tahtan mıyım Aşure teyze?”

“Ne aşuresi kız? menşure menşure.”

“ha aşure ha menşure ne farkı var? Ayrıca çok da iyi demişim tüm tatlılara bayılırım ama aşureyi hiç sevmem” dedim ve yüzüne bakmadan koşa koşa merdivenleri çıkmaya devam ettim.

Tamam biraz saygısız konuşmuş olabilirdim ama birinin yüzüne kapı kapatmak –hele ki benim yüzüme- çok daha ayıptı.

Yaptığımdan asla pişman olmadan 3. Kattaki evime girdim ve aşure teyzenin bağırtılarına da asla kulak asmadım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.