İçeriğe geç

SADECE HATIRLA

Bölüm 2 · 4 dk okuma

SADECE HATIRLA

Bölüm 2

Bölüm 2 : Tanıdık Bir Sabah

Eylül gözlerini açtığında ilk fark ettiği şey güneş ışığı oldu.

Perdelerin arasından içeri giren ışık doğrudan yüzüne vuruyordu.

Gözlerini kısarak elini yüzünün üzerine koydu.

“Off…”

Yatağında doğruldu.

Bir süre etrafına baktı.

Odasında bir gariplik vardı.

Ama ne olduğunu anlayamıyordu.

Yatak aynıydı.

Dolap aynıydı.

Masa…

Eylül masaya baktı.

Bir anda durdu.

Masanın üzerinde yıllardır görmediği bir kalemlik vardı.

Mavi.

Üzerinde küçük bir çizgi film karakteri bulunuyordu.

Eylül kaşlarını çattı.

“Ben bunu…”

Elini uzatıp kalemliği aldı.

Tanıyordu.

Çok iyi tanıyordu.

Bu kalemlik dört yıl önce vardı.

Ama sonra kaybolmuştu.

Eylül yatağından kalktı.

Aynaya doğru yürüdü.

Aynadaki görüntüye baktığında birkaç saniye boyunca hiçbir şey söyleyemedi.

Daha genç görünüyordu.

Çok daha genç.

Yüzündeki o küçük çizgiler bile yoktu.

Saçları farklıydı.

Üzerindeki kıyafetleri tanıyordu.

Eylül aynaya yaklaştı.

“Bu da ne?”

Kapı açıldı.

“Eylül! Hadi, geç kalacaksın!”

Eylül olduğu yerde kaldı.

Bu sesi tanıyordu.

Annesi.

Ama sesi daha gençti.

Daha doğrusu…

Eylül annesinin bu sesini dört yıl önceki hâliyle hatırlıyordu.

“Geliyorum!”

Bu kelime ağzından düşünmeden çıktı.

Bir anda durdu.

Kendi sesini duyunca daha da garip hissetti.

Sanki yıllar önce söylediği bir cümleyi tekrar etmişti.

Masaya baktı.

Telefonunu gördü.

Telefonu eline aldı.

Ekranı açtı.

Tarih yazıyordu.

14 Eylül 2022.

Eylül’ün gözleri büyüdü.

“Hayır…”

Telefonu tekrar kapattı.

Sonra tekrar açtı.

Tarih değişmemişti.

14 Eylül 2022.

Eylül yatağın kenarına oturdu.

Kalbi hızlanıyordu.

Bir süre hiçbir şey yapmadan öylece kaldı.

Sonra kendi kendine fısıldadı.

“Bu bir rüya.”

Başka ne olabilirdi?

Dört yıl önceki odası.

Dört yıl önceki telefonu.

Dört yıl önceki hâli.

Hepsi aynı anda gerçek olamazdı.

Eylül yüzünü ellerinin arasına aldı.

Bir süre sonra ayağa kalktı.

Her şeyin normale dönmesini bekliyordu.

Ama dönmedi.

Okula gitmek zorunda kaldı.

Koridorlar…

Sınıflar…

Öğrenciler…

Hepsi fazlasıyla gerçekti.

Eylül yürürken etrafına bakıyordu.

Bir zamanlar her gün gördüğü ama artık hayatında olmayan insanlar yanından geçiyordu.

Bazıları gülüyor, bazıları koşuyor, bazıları öğretmenlerden kaçıyordu.

Eylül kendini garip hissediyordu.

Sanki herkes onun geçmişinden çıkıp karşısına gelmişti.

Sonra bir ses duydu.

“Eylül.”

Durdu.

Yavaşça arkasını döndü.

Barış.

Eylül birkaç saniye boyunca ona baktı.

Barış gülümsedi.

“Niye öyle bakıyorsun?”

Eylül cevap vermedi.

Barış yanına geldi.

“İyi misin?”

“İyiyim.”

“Emin misin?”

Eylül başını salladı.

Barış gülümsedi.

“Bugün beraber takılalım mı?”

Eylül cevap vermeden önce koridorun diğer tarafına baktı.

Derin oradaydı.

Tek başına.

Bir duvarın yanında duruyordu.

Elinde kitap vardı.

Başını kaldırıp etrafa bakıyordu.

Eylül onu görünce içinden garip bir şey geçti.

Dört yıl önce…

Derin hâlâ hayattaydı.

Eylül birkaç saniye boyunca onu izledi.

Sonra Barış’ın sesi duyuldu.

“Yine ona mı bakıyorsun?”

Eylül Barış’a döndü.

“Kime?”

Barış başıyla Derin’i işaret etti.

“Ona.”

Eylül sustu.

Barış’ın yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Onunla takılma.”

“Neden?”

“Boş ver.”

“Barış.”

Barış bir süre sustu.

Sonra Derin’e baktı.

“Kimse onun hakkında bir şey bilmiyor.”

Eylül kaşlarını çattı.

“Belki de bilmek istemiyorlardır.”

Barış cevap vermedi.

Tam o sırada Derin başını kaldırdı.

Göz göze geldiler.

Derin birkaç saniye boyunca Eylül’e baktı.

Sonra başını eğdi.

Eylül’ün içindeki garip his yeniden ortaya çıktı.

Sanki bu anı daha önce yaşamıştı.

Ama hatırlayamıyordu.

Bir süre sonra Barış uzaklaştı.

Eylül ise Derin’in yanına doğru yürüdü.

Yaklaştığında Derin kitabını kapattı.

“Merhaba.”

Eylül gülümsedi.

“Merhaba.”

Derin ona baktı.

“Bir şey mi oldu?”

Eylül cevap vermeden önce düşündü.

Sonra:

“Hayır.”

dedi.

Derin başını salladı.

Eylül yanına oturdu.

İkisi bir süre sessiz kaldı.

Eylül onun yüzüne baktı.

Dört yıldır sadece bir fotoğrafta gördüğü yüz şimdi karşısındaydı.

Canlıydı.

Konuşuyordu.

Nefes alıyordu.

Eylül’ün gözleri doldu.

Derin bunu fark etti.

“İyi misin?”

Eylül hemen yüzünü çevirdi.

“Biraz uykusuzum.”

Derin hafifçe gülümsedi.

“Garip.”

Eylül ona baktı.

“Nesi garip?”

“İlk defa seni böyle görüyorum.”

Eylül anlamadı.

“Nasıl?”

Derin cevap vermedi.

Sadece kitabını açtı.

Eylül birkaç saniye onu izledi.

Sonra gözlerini kapattı.

Belki birazdan uyanacaktı.

Belki bütün bunlar bitecekti.

Ama bitmedi.

Gün devam etti.

Dersler işlendi.

Teneffüsler geçti.

Eylül Derin’le konuştu.

Barış’la konuştu.

Ve gün boyunca geçmişte yaşadığını hatırladığı birçok şey yeniden gerçekleşti.

Ama bazı şeyler farklıydı.

Çok küçük şeyler.

Örneğin Eylül, Derin’e geçmişte hiç sormadığı bir soru sordu.

“Sen neden hep yalnızsın?”

Derin birkaç saniye sustu.

Sonra:

“Alıştım.”

dedi.

Eylül’ün aklında bu cevap kaldı.

Akşam olduğunda eve döndü.

Odası hâlâ dört yıl önceki hâliydi.

Yatağına uzandı.

Gözlerini kapattı.

“Bu gerçekten çok garip bir rüya.”

dedi.

Sonra uykuya daldı.

Ve gözlerini açtığında…

Kendi odasındaydı.

Ama bu kez oda dört yıl önceki hâlinde değildi.

Telefonunu eline aldı.

Tarih…

2026.

Eylül birkaç saniye boyunca ekrana baktı.

Sonra yatağından kalktı.

Masanın üzerine baktı.

Mavi kalemlik yoktu.

Dört yıl önceki hâli de yoktu.

Her şey normale dönmüştü.

Eylül derin bir nefes aldı.

“Sonunda uyandım.”

Ama birkaç saniye sonra telefonuna gelen bildirimle yüzündeki ifade değişti.

Mesaj, bilinmeyen numaradan gelmişti.

Tek bir cümle vardı:

“Derin’in sana anlattıklarının hepsi doğru değildi.”

Eylül telefonu elinden düşürdü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.