İçeriğe geç

Sadece Bir Kamp

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Sadece Bir Kamp

Bölüm 4

Orman

İLAHİ BAKIŞ AÇISI

(Bir Gün Önce)

Kardelen gittikten sonra Kerem biraz daha oturmaya karar verdi. Fakat aklından geçen tek şey Kardelen idi. Onu düşünmeden bir dakika dahi duramıyordu. Yaklaşık bir yarım saat kadar Kardelenle olan anılarını düşündükten sonra ormandan gelen çığlık sesi ile bütün düşünceleri yok oldu. Kerem ormana girip girmemek arasında gidip geliyordu. Ormana girerse ve çığlık sesinin sahibini bulursa belki onu kurtarabilirdi. Ama başının derde girmesi gibi bir seçenek daha vardı.

Çığlık sesinin sahibini kurtarabileceği düşüncesi ağır basınca Kerem yanına bir bıçak ve bir lamba alarak ormana girdi. Başına geleceklerden habersizdi... Çığlık sesinin geldiğini düşündüğü yere doğru dikkatli ama hızlı adımlarla yürümeye başladı. Bir süre sonra yerde yatan birini görünce hemen yönünü ona doğru çevirdi. Fakat Kerem daha yerde yatan kişiye ulaşamadan bir el ağzına kapandı. Kerem arkasını dönmeye çalıştı ama ellerini sıkı sıkı tutan başka biri daha vardı.

Kerem yaklaşık 2 dakika içinde bilincini kaybetmişti. Hatırladığı tek şey arkasındaki kişilerden birinin '' Şu tuzağa herkes düşüyor.'' demesi oldu. Arkasındaki iki adam Kerem'i sürükleyerek bir binaya götürdü. Binanın içindeki zindanlardan birinin içine Kerem'i fırlatmak suretiyle attılar. Kapısını kilitleyip oradan uzaklaştılar.

(Yarım Saat Sonra)

Kerem yavaş yavaş gözlerini açtı. Bir anda nerede olduğunu sorguladı. Ellerinin bağlı olduğunu fark etti. Hızla ayağa kalkıp etrafı inceledi. Bir hücrede olduğunu fark etti. Yavaş yavaş yaşadıklarını hatırlamaya başladı. Ormanda bir çığlık duyduğunu, ne olduğuna bakmak için ormana girdiğini, sonra birileri tarafından bayıltıldığını hatırladı. Bu küçük hücrenin içinde pis bir yatak, bir klozet ve lavabo dışında hiçbir şey yoktu. Yastık, yorgan bile yoktu. Kerem hücreyi incelerken adım sesleri duydu. Daha sonra birisi gelip hücrenin kapısını açmaya başladı. Adamın yüzünde maske olduğu için yüzünü göremiyordu.

Adam kapıyı açtı ve Kerem'in kolundan tutup onu bir yere götürmeye başladı. Kerem çırpınmadı çünkü neden burada olduğuna dair bir şeyler öğrenebileceğini düşünüyordu. Evet neden burada olduğunu öğrenecekti ama başına başka şeylerde gelecekti... Bir kapıdan geçtikten sonra büyük bir alana çıktılar. Daha sonra duvarlarının her bir yerinde kan lekeleri olan bir odaya girdiler. Adam onu ortadaki sandalyeye oturttu. Ellerindeki ipi çözüp ipi sandalyeye de geçirerek Kerem'i sandalyeye bağladı. Kerem ne kadar çırpınırsa çırpınsın adamdan kurtulamadı. Adam Kerem'in ayaklarını da bağlayınca odadan çıktı ve yaklaşık 2 dakika sonra üç tane adam girdi. Aralarından biri yaşlıydı. Kerem onun patronları olduğunu düşündü. Arkasından gelen diğer iki adamın yüzünde de maske vardı. Ellerini bağlayan adamla aynı maskeydi. Siyah maskenin üzerinde kanlı bir bıçak simgesi vardı. Kerem bunun simgeleri olabileceğini düşündü. Yaşlı adam Kerem'in karşısına geçti. Yüzünde alaycı bir gülümseme vardı.

''Bu muymuş kardeşimin oğlu?'' dedi. Kerem hiçbir şey anlamamıştı. Bu adam onun amcası mıydı? Kafası çok karışıktı. Diğer adamlar patronlarını onayladı.

''Baban nerede?'' diye sordu yaşlı adam. Eğer bu adam benim amcamsa kardeşinin öldüğünü bilmiyor mu? diye düşündü Kerem.

'' Benim babam ben 3 yaşındayken öldü.'' dedi Kerem. Amcası olduğunu düşündüğü adam büyük bir kahkaha patlattı.

''Madem baban öldü, mezardan mı çaldı benim paralarımı?'' dedi sinirle.

'' Bir yanlış anlaşılma olmuş olmalı benim babam öldü ben onun mezarına gittim her gün.'' dedi Kerem. Yaşlı adam bir daha güldü. Bu sefer sinirden gülüyordu.

'' Sen benimle dalga mı geçiyorsun?'' deyip Kerem'in suratına tokadı yapıştırdı. Kerem sinirden delirmek üzereydi. Bu adam ne hakla ona vuruyordu? Amcası olduğu için ona her şeyi yapabileceğini mi sanıyordu?

'' Sen ne hakla bana vuruyorsun?'' diye bağırdı Kerem. Ama hayatının hatasını yaptığını bilmiyordu...

Kerem'in bunu demesiyle adam Kerem'in suratına yumruğu geçirdi. Kerem aldığı darbeyle oturduğu sandalye ile birlikte yere devrildi. ''KALDIRIN ŞUNU YERDEN!'' diye bağırdı yaşlı adam diğer adamlara. Adamlar direkt Kerem'i yerden kaldırdılar. Adamların Kerem'i kaldırmasıyla yaşlı adam bir yumruk daha attı Kerem'e. Kerem acıyla inledi.

'' Asıl sen ne hakla bana bağırıyorsun?'' diye bağırdı Kerem'in suratına doğru. Kerem sinirden delirmek üzereydi. Küçüklüğünden beri öfke problemleri vardı Kerem'in. Ayrıca şuan elleri bağlı olduğu için daha çok sinirleniyordu çünkü bu şekilde hiçbir şey yapamıyordu.

"Madem baban öldü paralarımı kim çaldı o zaman?" diye bağırdı yaşlı adam. "Kardeşin mi çaldı, sen mi?" diye sorunca Kerem ona anlamayan gözlerle baktı.

"Benim bir kardeşim yok." dedi hızla. Adam Kerem'e bir yumruk daha attı. "SEN BENİ DELİRTMEYE Mİ ÇALIŞIYORSUN ÇOCUK?" diye kükredi yaşlı adam. Kerem tam konuşmak için ağzını açmıştı ki karnına yediği tekme yüzünden konuşamadı. Arkasında bekleyen iki adam Kerem'in önüne gelmişti ve Kerem'e tekme atmıştı biri. Daha sonra bir tekme daha attılar. Bir tekme daha... Kerem sonuncu tekmeden sonra kan kustu. Yaşlı adam "Dikkat edin ölmesin o bana canlı lazım. Babasının nerede olduğunu söyleyecek daha." dedi sinirle.

"BENİM BABAM ÖLDÜ!" diye bağırdı Kerem. "BEN ONUN MEZARINA GİTTİM HER GECE. O ÖLDÜĞÜNDE BEN 3 YAŞINDAYDIM. ÖLDÜ DİYORUM NİYE ANLAMIYORSUNUZ?"

"Senin baban ölmedi. Bunu hepimiz biliyoruz. Ve sen babanın nerede olduğunu söyleyene kadar buradan çıkamayacaksın." dedi yaşlı adam alayla. "Biraz daha dövün sonra hücresine geri götürün. Bir şişe su verin. 1 hafta yeter o su ona." dedi. Kerem düşündü. 1 şişe su ona 1 hafta nasıl yetecekti. Bu düşüncelerden hemen kurtuldu çünkü burada 1 hafta kalmak gibi bir düşüncesi yoktu Kerem'in. Arkadaşları yokluğunu fark ederdi. Onu bulurlardı. Kerem karnına yediği bir başka tekme ile yere düştü. Adamlar Onu kaldırıp dövmeye devam etti. Kerem kafasına aldığı son darbe ile bilincini kaybetti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.