İçeriğe geç

Sadece Bir Kamp

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Sadece Bir Kamp

Bölüm 3

Arayış

Kerem'i aramak için ormana girmeye karar verdik. Fakat aramızdan birinin çadırların yanında kalması gerektiğini düşündüğümüz için İpek çadırların yanında kaldı. Bizde Emir ile ormana girdik. Ormana girmeden önce her yeri aradık fakat Kerem'e dair hiçbir iz bulamadık.

-"Umarım başına kötü bir şey gelmemiştir." dedim korkuyla. Ormandan çok korkuyordum ama Kerem'i bulmamız lazım ve Kerem ormana girmiş olabilir.

-"Umarım..." dedi Emir. O da benim kadar çok korkuyordu ama benim kadar belli etmiyordu.

Tam bir şey söylemek için ağzımı açmıştım ki arkamızdan gelen sesle Emir'in koluna yapıştım. Emir şaşkınlıkla bana bakarken işaret parmağımı ağzıma götürerek sus işareti yaptım. Fısıldayarak:

-"Arkamızdan bir ses geldi. Adım sesi olduğuna eminim." dedim.

-"Ben hiçbir şey duymadım?" diye fısıldadı Emir.

-"Sen bana güven." dedim en soğukkanlı halimle. Ellerimi yavaşça Emir'in kollarından çektim. Ses çıkarmamaya çalışıyordum çünkü arka taraftan gelebilecek sesleri dinlemeye çalışıyordum. Arkadan üçüncü dal çatırtısı da gelince arkamızda biri olduğuna emin oldum.

Adımlarımı yavaşlattım. Emir de bana ayak uydurdu. Arkamızdaki kişinin bize yaklaştığını hissedebiliyordum. Ona saldırmak için en doğru anı bekliyordum. Ormana girmeden önce yanıma bir bıçak almıştım. Çok keskin değil ama şuan işimize yarayabilirdi. Elimi cebime soktum ve bıçağı sıkıca tuttum. Arkamızdaki her kimse bize yaklaşıyordu. Hissediyorum. Ben arkamızdaki kişinin bize yaklaşmasını beklerken yanımızdaki ağaca bir ok saplanmasıyla Emir ile olduğumuz yerde durduk. Arkamızı döndüğümüzde arkamızda gerçekten biri vardı ama düşündüğüm gibi erkek değildi. Bizim yaşlarımızda yüzü ve kıyafetleri kir içinde bir kızdı. Yanımızdaki ağaca saplanan okun sahibi ise beni daha çok şaşırttı. Okun sahibi İpek'ti.

İpek profesyonel okçuydu. Fakat yanında yayını ve okunu taşıdığını bilmiyordum. Aynı zamanda ne zaman bizim arkamızdan geldi onu da bilmiyordum. Ben bilinmezliklerin içinde boğulurken Emir söze girdi:

-"İpek bunları o valize nasıl sığdırdın?" dedi.

-"Ormanın yanına geldiğimiz için yanımda getirdim. İyi ki getirmişim." dedi gözlerini bizi takip eden kızdan ayırmadan. Yayını germiş büyük bir ciddiyetle kıza bakıyordu. Kız korkmuş bir şekilde hareketsiz duruyordu.

-"Ben kötü niyetli değilim. Kötü niyetli olsam ses çıkarmazdım." dedi kız. Korkudan titremeye başlamıştı. Kızın titrediğini görünce İpek'e elimle yayını indirmesini söyledim. İkiletmedi.

-"Kimsin?" diye sordum.

-"Nil. Nil Sökmen." dedi hızla. Titremesi geçmişti.

-"Neden bizi takip ediyorsun?" diye sordum.

-"Ben ormandan çıkmaya çalışıyordum. Sizi görünce belki yolu biliyorsunuzdur diye sormak istedim ama utandığım için soramadım. Bende takip etmeye karar verdim." dedi bir çırpıda.

-"Biz arkadaşımızı arıyoruz." dedim. Kızı iyice inceleyince Kerem'e ne kadar benzediğini fark ettim. Resmen Kerem'in kız haliydi.

-"Sen... Sen Kerem'e çok benziyorsun." dedim.

-"Gerçekten çok benziyor." diye onay verdi Emir.

-"O kim?" dedi kız kafası karışmış gibi.

-"Aradığımız arkadaşımız." dedi İpek.

-"Sen çadırların orada beklemeyecek miydin?" diye sordu Emir.

-"Korktum." dedi İpek.

-"Kerem'i aramalıyız." dedim. Tekrardan yola koyulduk. Hava kararmaya başladığı için geri dönme kararı aldık. Yol boyunca Emir ve İpek, adının Nil oldugunu öğrendiğimiz kızın nasıl kaybolduğunu, ne kadar zamandır bu ormanda olduğunu sordular. Kız aslında kaybolmadığını, kaçırıldığını, bu ormanın içinde bir tesis olduğunu, oradan kaçtığını söyledi. Kızın anlattıklarının üzerine Kerem'in de kaçırılmış olabileceği düşüncesi beni daha çok korkutuyordu.

Sonunda kamp alanına döndüğümüzde sessizliği bozan kişi Nil oldu:

-"Sizi o tesise götürebilirim. Arkadaşınız orada olabilir çünkü orada benden başka birileri olduğunu düşünüyorum. Belki arkadaşınızı da kaçırmışlardır." dedi.

-"Çok mutlu oluruz. Bu gece bizimle kalabilirsin. Ama önce gel yüzünü yıkayalım ve sana kendi kıyafetlerimden veriyim." dedi İpek.

Sonrasında hiçbirimiz konuşmadık. Herkes çadırlarına geçti. Nil, ben ve İpek aynı çadırda kalıyorduk. Biraz sıkışmıştık. Kerem'i bulamadığımız için çok üzgündüm. Ama yarın bulabilecek olmanın umuduyla bir şekilde uyumayı başardım.

****

Gözlerimi açtığımda Nil ve İpek gayet huzurlu bir şekilde uyuyordu. Çadırdan çıktığımda karşımda Kerem'in yerde yatan bedenini görünce olduğum yere çakıldım. Kendimi toparlayıp Kerem'in yanına gitmem yaklaşık yarım saniyemi aldı. Koşarak Kerem'in yanına gittim. Dizlerimin üstüne çöktüm. Her yeri kan içindeydi. Elimi korkarak boynuna götürdüm yaşayıp yaşamadığını anlamak için. Fakat nabzı atmıyordu. Bağırarak ağlamaya başladım. Emir ve İpek çadırdan çıkmış yanıma gelmişlerdi bile.

-"Ölmüş mü?" dedi Emir çok zorlanarak. Hiçbir şey diyemedim. Ölmüş diyemedim. Nabzı atmıyor diyemedim. Onu erkenden bulamamıştık. Onu kurtaramamıştık.

Benden ses çıkmayınca Emir kendi parmaklarını Kerem'in boynuna yerleştirdi. Elleri titriyordu. Ben ise ağlıyordum.

-"Ölmüş..." dedi Emir. Bu kelime beynimin içinde dönmeye başladı.

Ölmüş...

Ölmüş...

Ölmüş...

Tam o anda gözlerimi açtım. Ter içinde kalmıştım. Çadırda olduğumu görünce gördüklerimin bir kabus olduğunu anladım. Ama yine de dışarı çıkıp az önce Kerem'in cansız bedenini gördüğüm yere baktım. Hiçbir şey yoktu. Derin bir nefes aldım. O an kendime ve Kerem'e bir söz verdim:

-"Seni bulacağım Kerem. Sana söz veriyorum geç olmadan seni bulacağım." Çadıra geri döndüm ve uyumaya çalıştım. Uzun uğraşlar sonunda kendimi uykunun kollarına bıraktım.

________________________________________

ASKLARIMM BOLUMU NASIL BULDUNUZ??

BU BOLUM BIRAZ KISA OLDU AMA OLSUN. UMARIM BEGENMISSINIZDIR.

HEPINIZE IYI OKUMALAR DILERIMM🩷🩷

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.