İçeriğe geç

Sabah Yıldızı

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Sabah Yıldızı

Bölüm 8

Sabah Yıldızı - Bölüm 8: Gölgenin İçinde

Okul…

Her zamanki gibiydi.

Ama aslında hiçbir şey aynı değildi.

Kaan sınıfta oturuyordu.

Defteri açıktı.

Ama yazmıyordu.

Aklında tek bir şey vardı:

Ezel.

“Işıklar… kaç…”

Bu cümle beyninde dönüp duruyordu.

Yanında Aslı vardı.

Sessizce oturuyordu.

Arada ona bakıyor, bir şey söylemek ister gibi oluyordu…

Ama vazgeçiyordu.

Bu sessizlik…

Kaan’a garip bir huzur veriyordu.

Anons geldi:

“Tüm öğrenciler dikkatine… Müdürümüz Öznur Hanım bazı öğrencilerle birebir görüşmeler yapacaktır.”

Sınıfta hafif bir hareketlenme oldu.

Kaan başını kaldırdı.

Aslı hafifçe gülümsedi.

“Gerilmene gerek yok,” dedi.

Ama Kaan zaten gerilmişti.

Koridorda…

Mert, Kaan’ı yakaladı.

“Konuşmamız lazım.”

Kaan durdu.

Mert’in yüzü ciddiydi.

“Bu uygulama…” dedi.
“Bir şeyler ters.”

Kaan kaşlarını çattı.

“Yeni mi fark ettin?”

Mert başını salladı.

“Hayır… ama artık eminim.”

Bir an durdu.

Sonra ekledi:

“Birileri bunu yönetiyor.”

Kaan içinden bir şeyin kıpırdadığını hissetti.

Ama sustu.

“Aslı’ya söyledin mi?” diye sordu Mert.

Kaan hemen cevap vermedi.

“Hayır,” dedi sonunda.

Mert dikkatlice baktı.

“Niye?”

Kaan omuz silkti.

“Onu bu işlere sokmak istemiyorum.”

Mert’in yüzünde kısa bir ifade geçti.

Anlaşılması zor.

“Belki de zaten içindedir,” dedi alçak bir sesle.

Kaan sertçe baktı.

“Saçmalama.”

Mert geri adım attı.

“Tamam…”

Ama içindeki şüphe gitmemişti.

Öğleden sonra…

Kaan’ın adı çağrıldı.

Müdür odası.

Kapıyı çaldı.

“Gel.”

İçeri girdi.

Öznur Hanım masanın arkasında oturuyordu.

Dosyalar…

Telefon…

Ve dikkatli bir bakış.

“Kaan,” dedi.

“Son zamanlarda yaşanan olaylar hakkında ne biliyorsun?”

Kaan duraksadı.

“Çok bir şey yok,” dedi.

Öznur Hanım gözlerini kısmadı bile.

“Ezel ile yakınsınız.”

Kaan’ın kalbi hızlandı.

“Evet.”

“Onun kazası… tesadüf mü?”

Bu soru…

Normal değildi.

Kaan cevap veremedi.

Öznur Hanım hafifçe öne eğildi.

“Bak Kaan,” dedi.

“Bazı şeyler göründüğünden daha derindir.”

Kısa bir duraksama.

“Ve bazı insanlar…”

Gözleri bir an kapıya kaydı.

“…olduklarından farklıdır.”

Kaan odadan çıktığında nefesi hızlanmıştı.

Koridorda Aslı onu bekliyordu.

“Ne dedi?”

Kaan başını salladı.

“Bir şey yok… sadece soru sordu.”

Aslı bir an baktı.

Sonra gülümsedi.

“Geçer,” dedi.

Aynı anda…

Hastane.

Ezel yatakta oturuyordu.

Eline bir kalem verilmişti.

Doktor onunla konuşuyordu:

“Bir şey hatırlamaya çalış…”

Ezel gözlerini kapattı.

Karanlık.

Sonra…

Bir ışık.

Farlar.

Bir yol.

Ve bir ses:

“Yavaşla!”

Ezel aniden gözlerini açtı.

Elindeki kalem kağıda bastırılmıştı.

Doktor kağıdı aldı.

Üzerinde tek bir şey yazıyordu:

“KOŞ”

Akşam…

Kaan odasında oturuyordu.

Telefonu titredi.

Uygulama.

Yeni görev:

“Gerçeğe en yakın olana yaklaş.”

Kaan’ın aklına ilk gelen kişi…

Ezel.

Ama sonra…

Gözleri kapının önünde duran gölgeye kaydı.

Aslı.

Kapıya dayanmıştı.

Sessizce.

“Ne düşünüyorsun?” dedi.

Kaan başını kaldırdı.

“Bilmiyorum…”

Aslı yavaşça içeri girdi.

“Bazen,” dedi,
“doğru cevap… en yakında olandır.”

Kaan ona baktı.

Ve farkında olmadan…

Bir adım daha yaklaştı.

Aslı’nın yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.

Ama Kaan bunu göremedi.

Çünkü o an…

Oyunun tam ortasındaydı.

Bölüm sonu

3 yorum