İçeriğe geç

Sabah Yıldızı

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Sabah Yıldızı

Bölüm 2

Sabah Yıldızı - Bölüm 2: Tanışma

Kaan, okul çıkışında kapının önünde birkaç saniye durdu.

Kalabalık yavaş yavaş dağılırken o hâlâ yerinden kıpırdamıyordu.

Telefonuna baktı.

Ekranda tek bir mesaj vardı.

Mert:
“Bugün buluşalım mı?”

Kaan’ın kalbi, beklediğinden daha hızlı attı.

Birini bu kadar kısa sürede merak etmek… alışık olduğu bir şey değildi.

Ama Mert farklıydı.

Yazdıkları, sıradan değildi. Sanki Kaan’ın içinde sakladığı şeyleri görüyordu.

Kaan kısa bir süre düşündü.

Sonra yazdı:

“Nerede?”

Akşam, hava kararmaya başlarken Kaan parka geldi.

Etraf sessizdi. Sadece rüzgârın ağaç yapraklarını oynatan sesi vardı.

Bir bankta oturan birini fark etti.

Başını kaldırdığında göz göze geldiler.

Mert.

Kaan, onu ilk kez görüyordu ama… yabancı gibi gelmedi.

Mert hafifçe gülümsedi. “Gerçekten geldin.”

Kaan omuz silkti. “Sen de.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Garip ama rahatsız edici olmayan bir sessizlik.

Mert ayağa kalktı. “Normalde insanlar ilk buluşmada bu kadar susmaz.”

Kaan hafifçe güldü. “Normal değiliz demek ki.”

Mert’in bakışları bir anlığına ciddileşti. “Bence bu iyi bir şey.”

Konuşmaları yavaş yavaş açıldı.

Okuldan, öğretmenlerden, saçma şeylerden…

Ama arada boşluklar oluyordu.

Ve o boşluklarda, sanki ikisi de aynı şeyi düşünüyordu:

Bu uygulama.

Bu tanışma.

Bu tesadüf müydü?

“Uygulama hakkında ne düşünüyorsun?” diye sordu Kaan sonunda.

Mert bakışlarını kaçırdı. “Normal değil.”

“Biliyorum.”

“Bazen… sanki bizi izliyormuş gibi geliyor.”

Kaan’ın içinden soğuk bir ürperti geçti.

“Belki de abartıyoruzdur,” dedi ama sesi pek inandırıcı değildi.

Mert başını salladı. “Belki.”

Ama ikisi de buna inanmıyordu.

O sırada Kaan’ın telefonu titredi.

Bilinmeyen bir numara.

Mesajı açtı.

“Güzel. Hâlâ aynı hataları yapıyorsun.”

Kaan’ın yüzü dondu.

Mert fark etti. “Ne oldu?”

Kaan ekranı gösterdi.

Mert’in ifadesi değişti.

“Bu… şaka değil,” dedi sessizce.

Kaan’ın aklına tek bir isim geldi.

Ama söylemek istemedi.

Aynı anda, parkın biraz ilerisinde bir siluet vardı.

Gölgelerin içinde.

Onları izliyordu.

Ama yaklaşmadı.

Sadece emin oldu.

Sonra arkasını dönüp uzaklaştı.

Ertesi gün okulda hava farklıydı.

Kaan bunu hissedebiliyordu.

Her şey aynı görünüyordu ama… aynı değildi.

“Dün neredeydin?”

Kaan başını kaldırdı.

Aslı, her zamanki gibi yanında belirmişti.

“Dışarıdaydım,” dedi Kaan.

“Aslında sordum,” dedi Aslı, gülümseyerek. “Kiminle olduğunu.”

Kaan bir an duraksadı. “Sana ne?”

Aslı gülmeye devam etti. “Merak ettim sadece.”

Ama gözleri… gülmüyordu.

Koridorun diğer ucunda biri onları izliyordu.

Okul müdürü Han Bey.

Sessizdi.

Dikkatliydi.

Aslı’nın davranışlarını bir süredir fark ediyordu.

Küçük şeyler.

Ama bir araya gelince… normal değildi.

Han Bey kaşlarını hafifçe çattı.

“Bu kızda bir şey var…” diye mırıldandı.

Gün ilerledikçe Kaan’ın huzursuzluğu arttı.

Ama tuhaf olan şuydu:

Ezel’den başka mesaj gelmemişti.

Bu, daha kötüydü.

Ders çıkışı Kaan dolabını kapatırken arkasından bir ses duydu.

“Uzun zaman oldu.”

Kaan dondu.

Bu sesi tanıyordu.

Yavaşça arkasını döndü.

Ezel karşısında duruyordu.

Ama beklediği gibi değildi.

Ne öfke vardı yüzünde, ne tehdit.

Sadece… sakinlik.

“Rahat ol,” dedi Ezel. “Sana zarar vermeye gelmedim.”

Kaan gözlerini kıstı. “O mesajlar neydi o zaman?”

Ezel derin bir nefes aldı.

“Geçmişin… düşündüğünden daha büyük, Kaan.”

Kaan’ın kalbi hızlandı.

“Ve sen hâlâ oyunun içindesin.”

Kaan cevap veremedi.

Çünkü ilk defa…

Gerçekten korkmuştu.

Ama asıl tehlike… onun baktığı yerde değildi.

Koridorun köşesinde, görünmeden onları izleyen biri daha vardı.

Aslı.

Ve bu sefer… gülümsemiyordu.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Çok merak ettim umarim kötü bişey çıkmazz

    1Yanıt