LÜFTEN RİCA EDİYORUM OY VERMEYİ VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN. EMEĞİMİN KARŞILIĞINI ALMIŞ GİBİ HİSSETİYORUM O SİZİN GÜZEL OYLARINIZ VE YORUMLARINIZLA.
YAZMA ŞEVKİM DAHA ÇOK ARTIYOR🙏💕😊
TEŞEKKÜR EDERİM.
Okunmamız her geçen gün atıyor bakıyorum da sevdiniz galiba kurguyu💖
KEYİFLİ OKUMALAR.

Güneş ışıklarının odayı aydınlatmasıyla yatakta ki cenin pozisyonumdan doğrulup üstüme dün gece örtülen battaniyeyi iterek gözlerim odada dolandı . Beklemediğim görüntü karşısında gözlerimi kırparak tekrar camın önündeki tekli koltukta iki büklüm uyuyan Arslan Çelik'e tekrar baktım.
Bu adam gece gitmişti ama..
Yatakta toplanarak ne yapacağımı bilemedim.
Ne yapılırdı böyle bir durumda.
Durup beklemek en mantıklısıydı.
Nefes alış verişlerimi bile oldukça sessiz yapmaya gayret ettim.
Ayağını uzattığı puftan dönerken düştü. Hemen gözlerini açarak kamaş kamaş etrafa baktı.
Gözleri benim üstümde durunca bakmaya devam etti.
"Saat kaç?" İlk sorusunun bu olmasını beklememiştim.
Odada bir saat olmadığı için omuzlarımı yukarı kaldırıp dudaklarımı büzerek cevapladım.
"Bilmiyorum."
Cevabıma kafası salladı. Uzandığı koltuktan doğrulup saçlarını karıştırdı.
Esneyerek yüzünü buruşturdu.
Ayağa kalktı gerinerek konuştu.
"Kahvaltı yaptın mı?" Kaşlarım yukarı doğru havalandı.
Bu adam neden sorması gereken soruları sormuyordu.
"Neyse ben elimi yüzümü bir yıkayım seninle konuşacak konuklarımız var." Banyoya doğru ilerledi. Onun arkasından öylece baktım.
Beş dakika sonra çıktığı banyodan yüzündeki küçük tebessümle konuşmaya devam etti.
"Ben kahvaltı yapmadan kendime gelemem.Vildan ablaya söyleyim bize bir kahvaltı hazırlasın karşılıklı geç kalan konuşmamızı gerçekleştirelim."
Dinlemek her kapıyı açacak gizli bir anahtar gibiydi.O da beni dinlemeye davet ediyordu.
Kafamı salladım.
Konuştuğu mantıklıydı.
******
Elinde kahvaltı tepsi ile odaya giren Arslan Beye baktım.
"Balkonda yapalım kahvaltıyı da sanada uyarsa." Balkona doğru ilerledi.
Durup bana baktı.
"Ee hadi elim dolu kapıyı açsana." Durduğum yerden zar zor hareket ederek balkon kapısını açtım.
Küçük şirin masaya tepsiyi koydu. Bana bakıp sandalyeyi çekip eliyle buyur etti.
"Hadi sen açıkmadım mı? Vildan ablaya da sordum sende yememişsin bir şey.Hadi gel." Garip bir şekilde korkutucu değildi.
İnsan gibi davranıyordu.
Yutkunarak gözlerimle kahvaltı tepsisine baktım. Açıkmıştım kahvaltı masasına doğru yavaşça ilerleyip oturdum. Oturduğum sandalyeyi arkadan itip kendide karşıma geçerek oturdu.
"Kusura bakma bu son gelişmelerden benimde haberim olmadı." Elinde ki çaydanlık ile beklemediğim bir şekilde önce benim önümde duran çay bardağını doldurdu sonra kendininkini.
"Sen başla sormak istediğini sor?" Çayında bir yudum aldı.
Akşamdan beri aklımda dönen soruyu sabırsızlık içinde sordum.
"Bu evlilik iptal mi olacak?" Bir umut değildi sorma nedenim.Son umudumdu.
Arslan beyin yüzüne takıntığı ifadeyi okuyamasam da hemen konuşmaya girdi.
"Maalesef.. Sen Yade mi tanımıyorsun. Akşam seninle konuşmak için geldiğimde uyuyordun. Bu evlilik benim birazcık haberim dışımda oldu ama sen olmasan bir başkası olacaktı zaten. Sende rızanla gelmişsin bu yüzden bu evlilik iptal olmayacak." Ona böyle denilmişti galiba
Rızası var.
Kuma olmayı kabul etti.
Dolan gözlerimi çektim ondan.
Ortama derin bir sessizlik yayıldı.
Geçen dakikalar sonra konuştu.
"Esme?" İsmimi söylemesi ile kafamı kaldırarak baktım.
"Rızan var mı?"
Yutkundum.
Bu soruyu babam bile soramazken neden onun gibi bir yabancının sorması ciğerimi dağlıyordu.
Dolan gözlerimle kafamı evet anlamında salladım.
.
.
.
.
.
.
Fikirlerinizi paylaşın lütfen 🙏
Arslan Bey sizce nasıl biri?
Esme'nin tutumunu doğru buluyor musunuz?