Kollarımla başımı sardım, babamı tekmeleri her yerime gelirken Ezo anne tutup çekti babamı.
"Dur kızı öldüreceksin."
"Yarına hazırla bu kahpeyi sattım bunu." Babamın sözleri ile kafamın üstündeki eller yavaşça düştü.
"Ne?"Ezo annenin sesindeki üzüntü ciğerimi yaktı.
Vücudumun her zerresindeki acı koşarak köşeye sindi. Babama baktım.
"3.Kumayı almak istiyordum Ezo biliyorsun. Başlık parası olmadığından alamıyordum sonunda öyle bir talih yüzüme güldü ki. Esme'yi sattım yüklü bir paraya ha." Babamın iştah içinde anlattığı şeyler benim midemi kabartıyordu.
İğrençti.
Gözleri bana dönünce yüzündeki sevincin yerini sinir aldı.
"Beni el altından uyardılar kızın elin oğluyla araba köşelerinde buluşuyor dediler de ben konduramadım. Bu kahpeye! Aslında bunu değil Şilan'ı verdim ama bak kime niyet kime kısmet."
Gözümden akan yaşlar içinde titremeye başladım.
"Kime verdin kızı?" Ezo annenin sorusuyla titremem arttı.
"Kuma gidecek bir Beye." Gözlerimi kapatarak sıktım. Yere çöküp ağlamaya başladım.


"Hayır istemiyorum baba istemiyorum."
Yerde emekleyerek babamın dizlerine yapıştım.
"Etme yakma beni baba. Kuma olarak verme. Git kime satıyorsan sat ağızımı açmam kabulümdür ama kuma olarak satma beni baba? Yapamam ben ölürüm.. Dayanamam."
Yanağıma hissettiğim acıyla yere yığıldım. Karanlıkta bana sırtını dönmüş giden ayaklarını izledim. Ezo anne kolumdan tutup yerden kaldırdı beni.
*******
Ev resmen cenaze eviydi.. Geceden beri babam dışında bir gram kimsenin gözüne uyku girmemişti.
Herkes kafa kafaya vermiş beni kurtaracak bir yol arıyordu.
Her kafadan da sağ olsunlar bir fikir çıkmıştı ama ya sonrası sorusu cevapsız kalıyordu.
"Yeter artık fikir bulmayı bırakın babamın bir kızı ben değilim." Sözlerim haklı bir bıçak gibi saplandı.

On dört kız..
Hepsinin yüzü bana döndü.
Küçükleri çıksam nerden baksak yedi tane kız kardeşim yerime geçebilirdi. Onlara bu ağır yükü yükleyemezdim. Sızlayan uzuvlarımla doğruldum
"Kaderim böyleymiş diyeceğiz. Desem ki canınızı verin ihtiyacım var hepiniz verirsiniz. Ama kuma olmak ölüm elbisesi giymektir. Bu ağır yükü hiç birinize yükleyemem.." Oturduğum yerden kalkıp onların yanından çıktım. İçimdeki çığlıkları susturmaya çalıştım.
Her zerrem sızlıyordu, ruhum bir ayrı.

******
"Hazırlayın kızı, vedalaşın akşam gelip alıp gidecekler." Salondan babamın sözleri işittim.
Akşama gidiyordum demek..
Annem saçlarımı okşamaya devam etti.
"Kadersiz kuzum benim." Yanaklarımdan akan yaşlara karıştı sözleri.
Kokusunu içime çektim, kim bilir bir daha onları ne zaman görecektim..
*****
"Öğrenemedim akşam gelip götürecekler dedi. Kimdir, nedir, necidir, kaç yaşındadır bilmiyoruz." Ezo anneye bakmadan kafamı salladım.
Bilsek neyi değiştireceğiz ki?
Kuma gidiyordum işte çocuğu olmadığı için yada babam gibi erkek evlat hasretinden alıyordu beni..
Belki de yaşlı aç gözlü zengin bir ihtiyardı..
Kocam. Bu kelimeli zihnimden geçirmek bile yüzümü buruşturmamam sebepti
MÊRÊ MIN! Hayatım boyunca en nefret ettiğim kişiler arasında artık o da vardı.
Sonuçta kaybeden bendim.
Yaktı yıktı beni bir el.
Aynı candan aynı kandan olan el.
Üstüme bir avuç toprak atıp gitti o el.
.
.
.
Bölüm gelsin istiyorsanız fikirlerinizi benimle yorumlarda paylaşın ona göre devam edip etmeyeceğim canlarım.