Önce Aslı' yı arayıp müsait olup olmadığını öğrenmem gerekiyordu. Telefon uzun uzun çaldı, en sonunda açıldı.
-- Alo
-- Alo Aslı müsaitsen sana yatıya geliyorum.
-- Gel tabi de hayırdır bir şey mi oldu?
-- Gelince anlatırım.
Yanıma yarın partide giyeceğim elbise ile bir kaç kıyafet aldım ve evden sessizce çıktım. Aslının evi bizim eve yakındı. Kapıyı çaldım ve Aylin teyze açtı.
-- Aa İnci kızım hoş geldin.
-- Hoş bulduk Aylin teyze.
-- Bir sorun mu var?
Ben tam ağzımı açacakken Aslı imdadıma yetişti.
-- Yok bir şey anne, ben çağırdım. Yarınki partiye beraber gideceğiz ya.
-- Tamam kızım hadi içeri gel.
Aslı beni kolumdan tuttuğu gibi kendi odasına götürdü.
-- Ne olduğunu hemen anlatıyorsun.
-- Bizimkilerle kavga ettim. Partiye katılmama izin vermediler inanabiliyor musun?
-- Ben de bir şey oldu sandım. Bu yüzden evi mi terk ettin?
-- Evet. Naz'ın evi çok uzakmış, eve dönmem çok geç saati bulurmuş.
-- Bizimle gidip geleceğini söyledin mi?
-- Ne söylersem söyleyeyim fikirleri değişmeyecekti. Onları tanımıyorsun bir karar verilince hiçbir şekilde geri dönüşü olmuyor.
-- Şimdi ne yapmayı planlıyorsun peki?
-- Partiye katılacağım.
-- O tamam, o iş bende. Ben sonrasını soruyorum. Henüz 18 bile değilsin evi terk edip ne yapmayı düşünüyorsun.
-- Bilmiyorum ama şu an onlara çok kızgınım.
-- Tamam partiden sonra tekrar düşünürüz bu konuyu.
-- Aynen.
-- Ailen burada olduğunu söyleyelim ama değil mi?
-- Söylemesek daha iyi hem yarına kadar aramazlar, onlar uyurken çıktım
-- Ya yokluğunu fark ederlerse, ya polise giderlerse.
-- Ay Aslı korkutma beni, işlerin o kadar büyümesini tabii ki istemem, yarın söyleriz işte.
-- Tamam sen kafana takma, ben sadece olabilecekleri söyledim. Hadi uyuyalım artık.
Başımı evet anlamında salladım. Çok yorulmuştum. Aslı bana pijamalarından birini verdi ve yatağa geçti. Neyse ki yatağı çift kişilikti. Ben de diğer tarafa kıvrılıp yattım. Yarın ailemle nasıl yüzleşeceğimi düşündüm. Yine ceza alacaktım büyük ihtimalle. Ya telefonuma ya da bilgisayarıma el konulacaktı veya evden çıkışıma sınır getirilecekti. Bunları düşünürken bilincim yavaş yavaş kendini uyku moduna aldı.
Ertesi gün uyandığımda saat biri geçiyordu. Hemen yataktan kalktım ve lavaboya gittim sonra odaya gelip üstümü değiştirdim. Etrafta kimse görünmüyordu. Merdivenlerden inip mutfağa girdim. Aslı yiyecek bir şeyler hazırlıyordu.
-- Günaydın.
-- Günaydın mı? Öğlen oldu.
-- Beni neden uyandırmadın?
Aslı kinayeli bir bakış attı
-- Çok güzel uyuyordun kıyamadım.
Sonra eliyle masayı işaret etti.
-- Hadi kahvaltıya...
-- Bunların hepsini sen mi hazırladın?
-- Evet.
Aslı masayı resmen donatmıştı. Masada bir tek kuş sütü eksikti. Aceleyle oturup büyük bir iştahla yemeye başladım. Bir yandan da bizimkiler aramış mı diye telefonu kontrol ediyordum. Bir tane bile arama yoktu.
-- Bizimkilerden ses seda var mı?
-- Hayır henüz aramadılar.
-- Aramasınlar zaten henüz ne diyeceğimi bilmiyorum.
-- Ne dersen de aynı kapıya çıkacak zaten. Biz senin iyiliğini düşünüyoruz diyip ceza verecekler.
-- Hep iyiliğimi düşünürler.
Ve kahvaltıya devam ettik. Sonrasında Aslı'nın odasına geçtik, akşam için hazırlanmaya başladık. Aslı korkunç bir cadı olacaktı ben ise ölü gelin. Kıyafetlerimizi giydik sıra makyaja geldi. Önce ben onun makyajını yaptım. Aslı çok güzel bir kızdı, kahverengi düz saçları kusursuz görünüyordu. Mavi gözlü, dolgun dudaklı, açık tenliydi. Yanağındaki ben onu daha sevimli hale getiriyordu. Erkek olsaydım kesin ona aşık olurdum. Makyajı bittiğinde korkunç derecede güzel görünüyordu. Sonrasında o da benim makyajımı yaptı.
Ara ara telefonumu kontrol ediyordum ama hala benimkilerden ses yoktu. Belki de tahmin ediyorlardı Aslı'nın yanında olduğumu. Çok üzerinde durmadım. Parti zamanı gelmişti. Aylin teyze bizi Naz'ın evine bırakacaktı, parti bitince de alacaktı.
-- Hazır mısınız kızlar?
Aslı:
-- Hazırız anne.
-- Hadi bakalım, geç kalıyorsunuz.
-- Tamam geliyoruz.
Aceleyle aşağıya indik ve arabaya bindik.
Aylin teyze:
-- İnciciğim annen seni aradı mı?
-- Hayır Aylin teyze aramadı, ben seni aramıştır diye düşünmüştüm.
-- Ben onu aradım telefonu açmadı. Sizi bıraktıktan sonra evinize uğrayayım.
-- Annem iki eli kanda olsa bile telefonu açar.
-- Benimkini açmadı ama.
Aslı:
-- Bizi bıraktıktan sonra hesabını sorarsın anne.
Gülüştük. Ama benim aklım anneme takılmıştı. Neden telefonunu açmadığını merak ettim.
Uzun bir yolculuktan sonra sonunda vardık. İçeriden müzik sesi geliyordu. İçeri girdiğimizde Naz bizi karşıladı.
-- Kızlar nerede kaldınız?
-- Ancak hazırlanabildik, İnci çok geç uyandı.
-- Suçu hemen bana atma, beni sen uyandırmadın.
-- Sen ölü gelin yerine uyuyan güzel olmalıydın.
Gülüştük ve kalabalığa karıştık. Herkes buradaydı, bir kişi dışında herkes. Emir'i gözlerim aradı ama hiçbir yerde yoktu. Ben onun için evden kaçmıştım, tam olarak onun için değil ama o da bir etmendi. Emir'i boş verip dans etmeye başladım, müziğin ritmiyle iyice aklımdan çıktı, onun yüzünden eğlenceyi kaçırmazdım. Dans ederken gözüm bir yabancıya takıldı. Gözlerini ayırmadan beni izliyordu. Biraz uzun, geniş omuzlu, esmer, otuzlarında bir adamdı. Boynunda yıldıza benzer bir dövme vardı. Gayri ihtiyari gözlerimi kaçırdım, tekrar baktığımda orada yoktu. Açıkçası biraz korkmuştum, gözlerime en derin düşüncelerimi bile görebilirmiş gibi bakıyordu ve birdenbire kayboldu. Sanırım içmeden sarhoş oldum. Her neyse üzerinde durmadım dans etmeye devam ettim. Dans ederken Aslı beni kolumdan tuttuğu ve kenara çekti.
-- Eve dönmemiz lazım.
-- Neden, ne oldu?
-- Yolda anlatırım annem kapıda hadi gidelim.
-- Tamam gidelim.
Aylin teyze geldiğine göre önemli bir şey vardı. Dışarı çıktığımızda Aylin teyze kireç gibi bembeyaz bir yüzle bizi bekliyordu. Merakla yüzüne baktım, gözlerini kaçırdı.
-- Arabaya binin kızlar.
-- Ne oldu Aylin teyze bir sorun mu var?
Bu sırada araca bindik, Aylin teyze aceleyle arabayı çalıştırdı ve hızla yola çıktık.
-- İkinizin de ağzını bıçak açmıyor. Ne olduğunu anlatacak mısınız?
-- Annenle baban vefat etti.
-- Ne?
-- Sanırım gece evinize hırsız girmiş ve ikisini de katletmiş.
Ağlamaya başladım, boğazım düğüm düğümdü.
-- Katletmiş ne demek, nasıl olabilir böyle bir şey?
Aslı araya girdi.
-- Dün gece bize gelmeseydin sen de ölebilirdin.
Aslı haklıydı onları öldüren canavar beni de öldürürdü. Ama şu an yaşadığıma sevinecek durumda değildim. Ailem artık yoktu, koca dünyada yapayalnızdım. Boğazımdaki düğüm gittikçe büyüyordu, acıdan nefes alamaz hale geldim. Aldığım azıcık nefes de yetmiyordu. Birden her yer karardı.