Pamira
Gözlerini açtığında...
her şey beyazdı.
Tavan.
Duvarlar.
Sessizlik.
Nefes aldı.
Zordu.
Ama gerçekti.
Bir an hiçbir şey hatırlamadı.
Sonra...
yağmur.
fren sesi.
Deniz.
"Deniz..."
Sesi çıkmadı.
Kapı açıldı.
Bir hemşire içeri girdi.
"Uyanmışsınız..."
Pamira'nın gözleri doldu.
"Deniz nerede?"
Kadın durdu.
Bir an tereddüt etti.
"Şu an dinlenmeniz gerekiyor."
Pamira başını salladı.
"Hayır..."
Gözlerinden yaş aktı.
"Onu görmek istiyorum."
Ama cevap gelmedi.
Günler geçti.
Pamira yürümeyi yeniden öğrendi.
Konuşmayı...
hatırlamayı...
Ama en çok...
beklemeyi öğrendi.
Her kapı açıldığında...
ona bakıyordu.
Ama Deniz...
gelmedi.
Bir gün...
telefon istedi.
Larin.
Numarayı tuşladı.
Eller titriyordu.
"Larin..."
Sessizlik.
Sonra bir çığlık:
"PAMİRA?!"
Larin ağlıyordu.
Gerçekten.
"Sen... yaşıyorsun..."
Pamira gözlerini kapattı.
"Deniz nerede?"
Sessizlik.
Larin cevap veremedi hemen.
"Pamira..."
Sesi kırıldı.
"Onlar... ona..."
Pamira'nın kalbi sıkıştı.
"Ne dediler?"
Deniz
Aynı anda...
Deniz odasında oturuyordu.
Işıklar kapalıydı.
Telefonu elindeydi.
Ama ekran boştu.
Günlerdir...
aynı yerde.
Aynı düşünce.
Pamira.
Onun sesi kafasında yankılandı:
"Bu sefer kaçmayalım."
Deniz gözlerini kapattı.
"Ben kaçmadım..."
Sesi neredeyse duyulmuyordu.
Masanın üstünde bir şey vardı.
Pamira'nın eski bir çizimi.
Açık bir kapı.
Deniz ona baktı.
"Ben hâlâ oradayım..."
Pamira
"Öldüğümü mü söylediler?"
Sessizlik.
Larin ağlıyordu.
"...evet."
Pamira'nın nefesi kesildi.
Ama ağlamadı.
Sadece...
boşluğa baktı.
"Deniz..."
fısıldadı.
Deniz
Deniz başını duvara yasladı.
Gözlerinden yaş süzüldü.
"Ben seni bırakamam..."
Pamira
Pamira yatağında oturuyordu.
Gözlerinde bir şey vardı artık.
Acı değil.
Karar.
"Ben ona gideceğim."
Deniz
Deniz ilk kez ayağa kalktı.
Zorla.
Ama kalktı.
"Yaşıyor gibi hissediyorum..."
Pamira
"Çünkü yaşıyorum."
Aynı gökyüzünün altında...
biri umutla yürümeye başladı.
diğeri...
kırık halde ayağa kalktı.
Ve kader...
onları tekrar yaklaştırıyordu.
Ama henüz...
çok erken.