Hastane koridorları...
her zaman aynı kokuyordu.
Temiz.
Soğuk.
Ve biraz...
korkutucu.
Larin duvara yaslanmıştı.
Ellerini birbirine kenetlemişti
Parmakları beyazlamıştı.
Ama farkında değildi.
Gözleri kapalıydı.
İçinden sadece tek bir cümle geçiyordu:
"Bir şey olmasın..."
Başka hiçbir şey düşünemiyordu.
Sarp birkaç adım ötede yürüyordu.
İleri...
geri...
tekrar ileri.
Adımları düzensizdi.
Arada duruyordu.
Ama durunca daha kötü oluyordu.
Çünkü durduğunda...
düşünmek zorunda kalıyordu.
"Nasıl oldu..."
Kendi kendine mırıldandı.
Ama cevabı yoktu.
Ve aslında...
bilmek de istemiyordu.
Çünkü bazı cevaplar...
insanı rahatlatmaz.
Larin gözlerini açtı.
Sarp'a baktı.
"İyi olacak değil mi?"
Soru basitti.
Ama cevabı ağırdı.
Sarp durdu.
Ona baktı.
Bir an...
yalan söylemek istedi.
Ama söylemedi.
"Olacak..."
dedi.
Ama sesi...
tam emin değildi.
Larin bunu anladı.
Ama yine de başını salladı.
Çünkü bazen...
insan doğruya değil...
dayanabileceği şeye tutunur.
Kapı açıldı.
İkisi de aynı anda döndü.
Ama sadece bir hemşireydi.
Hayal kırıklığı...
sessiz oldu.
Saatler geçti.
Zaman akmıyordu.
Sadece uzuyordu.
Larin artık oturuyordu.
Ellerini dizlerine koymuştu.
Bir noktaya bakıyordu.
Ama görmüyordu.
Aklında Pamira vardı.
Çocuklukları.
Beraber gülüşleri.
Geceleri konuşmaları.
Ve en çok...
o inatçı hali.
"Ben iyiyim," deyişi.
Larin dudaklarını ısırdı.
"Bu sefer de iyi ol..."
Sarp sonunda oturdu.
Larin'in yanına.
İkisi de konuşmadı.
Ama o sessizlik...
boş değildi.
Paylaşılıyordu.
Bir süre sonra...
Sarp yavaşça konuştu:
"Onu ilk gördüğüm günü hatırlıyorum..."
Larin başını çevirdi.
Sarp hafifçe gülümsedi.
"Çok sessizdi."
Durdu.
"Ama gözleri... çok şey anlatıyordu."
Larin'in gözleri doldu.
"Evet..."
Sarp devam etti:
"Senin yanında hep farklıydı."
Larin hafifçe güldü.
Ama bu gülüş...
kırılmıştı.
"Çünkü benim yanımda kendisi olabiliyordu."
Sessizlik tekrar geldi.
Ama bu sefer...
daha ağırdı.
Kapı açıldı.
Bu sefer...
doktor.
İkisi de ayağa kalktı.
Nefesler tutuldu.
"Durumu stabil..."
Kelime...
koridora yayıldı.
Larin'in dizleri hafif titredi.
Sarp derin bir nefes aldı.
"...ama zamana ihtiyacı var."
Larin başını salladı.
"Görebilir miyiz?"
Doktor kısa bir duraklama yaptı.
"Bir kişi."
Larin Sarp'a baktı.
Sarp başını salladı.
"Sen git."
Ama o anda...
koridorun ucunda biri göründü.
Pamira'nın babaannesi.
Yavaş adımlarla geliyordu.
Ama her adımı...
çok netti.
Larin hemen yanına gitti.
"Elini tuttu."
"Babaanne..."
Kadın ona baktı.
Gözleri doluydu.
Ama taşmıyordu.
"İçeride mi?"
Larin başını salladı.
Kadın derin bir nefes aldı.
"Ben girerim."
Kapıya yürüdü.
Durdu.
Elini kapıya koydu.
Bir an...
gözlerini kapattı.
Sonra içeri girdi.
Pamira'nın Odası
Pamira yatıyordu.
Yüzü solgundu.
Ama nefes alıyordu.
Bu...
yeterliydi.
Babaannesi yavaşça yaklaştı.
Sandalyeye oturdu.
Elini tuttu.
"Ben geldim..."
Pamira gözlerini açtı.
Zorla.
Ama açtı.
"Babaanne..."
Sesi çok zayıftı.
Kadının gözleri doldu.
Ama gülümsedi.
"Buradayım."
Pamira'nın gözlerinden yaş aktı.
"Çok korktum..."
Kadın elini sıktı.
"Geçti..."
Pamira başını hafifçe salladı.
"Her şey... bir anda oldu..."
Kadın onu dinledi.
Kesmeden.
Yargılamadan.
Pamira fısıldadı
Bu cümle...
çok şey anlatıyordu.
Kadın biraz yaklaştı.
"Gitmeyeceksin."
Pamira gözlerini kapattı.
"Ben güçlü değilim..."
Kadın hafifçe başını salladı.
"Güçlü olmak... korkmamak değildir."
Pamira ona baktı.
"Güçlü olmak... korkarken kalabilmektir."
Pamira'nın nefesi titredi.
"Ben kaldım mı..."
Kadın gülümsedi.
"Evet."
Pamira'nın gözlerinden yaş aktı.
Ama bu sefer...
farklıydı.
"Her şey değişecek mi..."
Kadın düşündü.
Sonra dürüstçe:
"Evet."
Pamira'nın kalbi sıkıştı.
"İyi mi olacak..."
Kadın elini onun yüzüne koydu.
"Bilmiyorum."
Durdu.
"Ama sen olacaksın."
Pamira sustu.
"Ve bu... yeter."
Uzun bir sessizlik oldu.
Ama bu sessizlik...
korkutucu değildi.
Pamira yavaşça nefes aldı.
"Ben... yeniden başlar mıyım..."
Kadın hafifçe gülümsedi.
"Sen hep başlıyorsun."
Pamira'nın gözleri kapandı.
Ama bu sefer...
yorgunluktan değil.
Huzurdan.
Kadın elini bırakmadı.
Uzun süre.
Ve dışarıda...
Larin ve Sarp beklemeye devam etti.
Ama artık...
biraz daha umutla.