Gün batımı yavaş yavaş geceye karışıyordu.
Şehir ışıkları birer birer yanarken, çatının üstünde sadece rüzgâr ve kalp atışları kalmıştı.
Pamira hâlâ Deniz'in okuduğu dizelerin etkisindeydi.
Defter dizlerinin üzerindeydi.
Parmakları... sayfaların kenarında geziniyordu.
Deniz ona bakıyordu.
Sessizce.
Sanki bir cevap beklemiyordu.
Sadece... onun hissetmesini istiyordu.
Pamira derin bir nefes aldı.
Sonra yavaşça konuştu:
"Ben de bir şey söyleyemem şimdi."
Gülümsedi hafifçe.
"Ama hissettirebilirim."
Telefonunu çıkardı.
Ekrana birkaç saniye baktı.
Sonra bir şarkı açtı.
Seda Sayan - Şiire Gazele
İlk notalar havaya karıştı.
Eski, tanıdık, içe işleyen bir melodi...
Deniz şaşırdı.
"Bu şarkı..."
Pamira başını salladı.
"Benim anlatamadıklarım."
Rüzgâr saçlarını hafifçe savurdu.
Gözleri Deniz'deydi.
Ama bakışı...
daha derindi.
Şarkı ilerledikçe Pamira fısıldadı:
"Ben seni unutmaya çalışmadım."
Durdu.
"Sadece sensiz yaşamayı öğrendim."
Deniz'in yüzü yumuşadı.
Pamira devam etti:
"Ama bugün..."
Bir adım ona yaklaştı.
"...gerek yokmuş gibi hissettim."
Şarkı sözleri aralarında dolaşıyordu.
Sanki ikisinin yerine konuşuyordu.
Deniz yavaşça konuştu:
"Ben hiç öğrenemedim."
Pamira gülümsedi.
"İyi ki."
Aralarındaki mesafe...
yok oldu.
Pamira elini uzattı.
Bu sefer daha net.
Daha kararlı.
Deniz tuttu.
Hiç düşünmeden.
Şarkı arka planda devam ederken...
Pamira başını hafifçe onun omzuna yasladı.
Bu küçük hareket...
yılların boşluğunu doldurdu.
Deniz fısıldadı:
"Bu sefer... gerçekten buradayız."
Pamira gözlerini kapattı.
"Evet."
Şarkı yavaş yavaş sona yaklaşırken...
gece tamamen çökmüştü.
Ama bu karanlık...
ilk defa huzurluydu.
Pamira hafifçe gülümsedi:
"Şiire, gazele sığmayan şeyler var ya..."
Deniz ona baktı.
"Hmm?"
Pamira gözlerinin içine baktı:
"Biz onlardanız."
Deniz gülümsedi.
"Ve sonunda... aynı satırdayız."