Rüyalarım hep bir anda başlar genelde oyunun ortasında dahil olurum olaylara. Bu da o rüyalardan biriydi.
Gözlerimi açtım ve etrafıma baktım. Sessizliğin hakim olduğu bembeyaz bir odadaydım. Önümde üç hatta dört kapı vardı. Yan tarafa baktığımda odanın büyüklüğüne kıyasla oldukça küçük bir pencere vardı, pencerenin altında da garip renkli çiçekler.
Renkler nasıl garip olabilir derseniz bunlar garipti işte, ben hiç siyah veya gri çiçek görmedim ama bu çiçekler o tonlardaydı. Aralarında mavi ve yeşil çiçeklerde vardı. Yaprakları ise renksiz.. tam renksiz değilde camdan gibiydi.
Odada başka hiçbir şey yoktu ne halı ne masa ne de perde. Bomboş odadan çıkmam gerektiğini hissettim, bir tehlike yaklaşıyordu. Kapılara kararsızca baktım ve ilkine daldım. Bambaşka bir odaya çıktım. Sanki az önceki odanın renkli bir versiyonuydu ama burada insanlar vardı ya da ben öyle hissettim. Hissettim diyorum çünkü onları duysamda göremiyordum. Pencereden baktım ve bir şehirde olduğumuzu gördüm.
İçimde bir sıkıntı vardı bu insanlar neredeydi neden onları göremiyordum. Arkama baktığımda az önce buraya geldiğim kapı açılmaya başladı ve ben korkarak odanın diğer ucundaki kapıya koştum. Kapıyı açtım ama önümde bir duvar vardı beyaz bir duvar ve ayaklarım çamura basıyordu. Biraz ilerledim ve arkamdan kapıyı kapattım. İki duvarın arasında olduğumu farkettim ve dışarıdaydım. Yana doğru ilerledim duvarlar birbirine o kadar yakındı ki hareketlerini kısıtlıyordu.
Bir metre ileride pencere vardı pencereye doğru gittim ve içeri girdim. Bu az önceki beyaz odaydı. Başladığım yere nasıl döndüğümü düşünerek bu sefer ikinci kapıyı açtım. Burası rengarenk bir odaydı.
Kocaman pencereleri vardı ve perdeler rengarekti. Pencereden dışarı baktığımdaysa şok oldum burası bir deniz kıyısına bakıyordu. Dışarıda güneşli güzel bir gün vardı ve çocuk sesleri geliyordu. Ama ben kimseyi yine göremiyordum. Bu işten sıkılmaya başladım diye düşündüm nerede bu insanlar, burası nasıl bir ev nasıl farklı yerlere bakabilen pencereleri var. Ben pasparlak pembe bir sallanan sandalye oturmuş bunları düşünürken odanın üç kapısından biri yavaşça açıldı. Siyah dumanlar odaya girmeye ve geçtikleri yerlerdeki renkleri yoketmeye başladılar. Dehşete kapıldım, kaçmalıydım.