İçeriğe geç

Rüyalar Alemi

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Rüyalar Alemi

Bölüm 4

Binbir kapılı ev 2

Odanın diğer iki kapısından ahşap olana doğru bir hamle yaptım, renk yiyen duman gittikçe yaklaşıyordu. Kapıdan dışarı doğru büyük bir adım attım ve anında pişman oldum. Diğer elimle kapının yanındaki perdeye tutunmayı başardım çünkü lanet kapı bir kuyuya açılıyordu.

Bildiğiniz kuyu. Ayakkabılarımdan biri ayağımdan kaydı ve aşağı düştü, oldukça uzun süre sonra şlops diye suya düştüğünü duydum. Bunun anlamı kuyunun oldukça derin olduğuydu. Diğer elimle de perdeyi kavrayarak kendimi yukarı çektim ve rengarenk odaya girdim ama artık odanın çoğu griydi.

Kendimi can havliyle diğer kapıya attım. Kapı açıldı ve elimden biri tutuverdi. Kahverengi saçlı, ortaçağ elbisesi giyen bir kadındı bu.

-Hadi gitmeliyiz !

Diyerek beni çekiştirip hızla yürümeye başladı. Dışarıda karanlık bir ormanda yıldızların altında yürüdüğümüzü farkettim. Bu nasıl olabilir.

- Nasıl? dedim.

+Soru sorma. Sonunda öğreneceksin. Sakın arkana bakma seni başka bir kapıdan gecireceğim.

-Ne kapısından bahsediyorsun ormandayız, dedim.

Kadın bana bakmadı bile, hızlıca yürümeye devam ettik.

Ayağıma bir şeyler batıyordu, ayakkabımı tamda dışarı çıkarken kaybetmem iyi olmadı. Bu ormanda nerede kapı olabilir ki diye düşünürken kadın beni bir ağacın önüne çekti.

Kocaman bir çınar ağacıydı bu. Kadın ağaca eliyle dokundu ve birden bir kapı açılıverdi. Kadın hiçbir şey demeden beni ittirdi.

Karanlıkta ileride bir ışık gördüm ve ışığa doğru yürümeye başladım. İzlediğim filmlerde hu pek iyi birşey değildi ama hadi hayırlısı diye düşündüm kendi kendime.

Işığa ulaştım ve portal gibi bir açıklıktan dışarı çıktım. Şimdi yine gündüzdü. İleriden dalgaların sesi geliyordu ama burası sahil değildi. Dağların eteğindeydik, ilerideki kayanın arkasından insan sesleri geliyordu. Kayaları beyaza boyanmışlardı ne garip diye düşündüm, dağın dibindeki kayaları neden boyarsın ki. Güneş gözümü alacak kadar parlamaya başladı ve ben koşmaya başladım. O insanları görmek istiyordum artık. Kayanın üstüne çıktım aşağı doğru giden tahta merdivenler gördüm. Merdivenlerin başına geldiğimde o insanların akrabalarım olduğunu farkettim, annem ve babam yoktu.

Bir masa kurulmuştu, yemekler pişirilmiş sohbet muhabbet edilerek yeniyordu. Beni niye çağırmadılar ki diye düşündüm. Oraya gidip onlara olan kırgınlığımı söylemeliydim. Belki biraz çayda içerdim. Şu saçma evden çıkmak için oldukça koşmuş ve yorulmuştum.

Merdivene bastım arkamdan soğuk bir rüzgar hissettim. Yine, yine kaçmalıyım hissi doldurdu içimi. Neyden kaçıyordum bir bilseydim. Merdivene bir adım daha attım ve bilin bakalım ne oldu.

Evet yine ayağım kaydı ve aşağı düşmeye başladım.

Aah

Artık

Sıkıcı

Olmaya

Başladı.

Neden sürekli düşüyorum?

Yukarı doğru baktım ve güne gözlerimi kamaştırdı.

-Hadi sabah namazı vaktiii diyen bir ses beni uyandırdı. Ne alaka ev, düşmek kara duman falan derken yine rüya gördüğümü anladım.

Üzerimden örtüyü çektim ve yere bir şey düştü.

Siyah bir çicek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.