Elif bir an kapıda donup kaldı. Mert'in orada durması, mesajların ve defterdeki yazının aynı anda gerçek olması onu tamamen sarsmıştı. Kapıyı tam açmadı, sadece aralık bıraktı.
"Ne... konuşacağız?" diye zorla sordu.
Mert etrafı kontrol etti, sonra sessizce konuştu.
"Burada değil."
Elif kaşlarını çattı. "Ne demek burada değil?"
Mert gözlerini Elif'in gözlerinden ayırmadan devam etti.
"Bu konuşma evde yapılmaz. Çünkü evin artık güvenli değil."
Elif geri çekildi. "Sen ne diyorsun? Beni mi takip ediyorsun?"
Mert başını salladı. "Keşke sadece takip olsaydı."
Bu cümle Elif'in içini daha da sıkıştırdı. Ama en çok korktuğu şey Mert'in sakinliğiydi. Sanki olan biteni çok daha önceden biliyordu.
Elif kapıyı biraz daha açtı. "İçeri gel."
Mert içeri girdiğinde ortam daha da ağırlaştı. Sanki evin havası değişmişti. Elif kapıyı kapattı ve arkasına yaslandı.
"Şimdi anlat," dedi.
Mert bir süre sustu. Sonra çantasından küçük, eski bir fotoğraf çıkardı. Elif'e uzattı.
Elif fotoğrafa baktığında gözleri büyüdü.
Aynı defter... aynı semboller... ama bu kez yanında farklı insanlar da vardı. Hepsinin yüzünde aynı ifade: korku ve bilinmezlik.
"Bu insanlar kim?" diye sordu Elif.
Mert derin bir nefes aldı.
"Senin gibi defteri alanlar."
Elif başını hızla kaldırdı.
"Benim gibi mi?"
Mert başını salladı.
"Evet. Ve hepsi aynı şeyi gördü. Rüyalar."
Elif'in sesi titredi.
"Peki onlara ne oldu?"
Mert gözlerini kaçırdı.
"Bazıları kayboldu. Bazıları... rüyaların içinde kaldı."
O an Elif'in midesine bir taş oturdu. "Rüyaların içinde kalmak" cümlesi onun için hiçbir anlam ifade etmiyordu ama aynı zamanda çok şey anlatıyordu.
Elif bir adım geri gitti.
"Sen neden buradasın Mert? Gerçekten kimsin?"
Mert uzun süre cevap vermedi. Sonra çok düşük bir sesle konuştu:
"Ben seni bulmak için seçildim."
Elif dondu kaldı.
"Kim seçti?"
Mert tam cevap verecekken evin ışıkları bir anda sönüp yandı. Bir saniyelik karanlık Elif'in içini ürpertti.
Ve o karanlıkta Elif çok net bir şey duydu.
Fısıltı.
"Gel..."
Elif korkuyla etrafa baktı. "Duydun mu?"
Mert sert bir şekilde başını salladı. "Başladı."
"Elif, beni dinle," dedi Mert hızlıca. "Artık bu evde kalamazsın."
Elif panikledi.
"Nereye gideceğim?"
Mert kapıya doğru baktı.
"Defterin gösterdiği yere."
Elif anlamadı. "O bir kitap!"
Mert ciddileşti.
"Hayır. O bir harita."
Tam o anda Elif'in çantası yere düştü.
Defter kendiliğinden açıldı.
Sayfalar hızlı hızlı çevriliyordu, sanki biri görünmez bir el ile karıştırıyordu.
Ve en son sayfada tek bir cümle belirdi:
"Başlangıç kapısı açıldı."
