İçeriğe geç

Rüya

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Rüya

Bölüm 2

Burda Durup Kavga Mı Edelim Şimdi?

Sabah trafiğinin ortasında korna sesleri yükselmeye başlamıştı.

Ama ne İdil'in umurundaydı ne de Bora'nın.

"Önünüze baksanıza!"

"Ben önümü görüyorum. Yola atlayan sensin."

"Çünkü işe geç kalıyordum!"

"Banane bundan."

"Sizene zaten bundan."

İdil yerdeki dosyaları toplarken söylenmeye devam etti.

Bora da eğilip birkaç kağıdı aldı.

Tam dosyaları uzatacağı sırada arkadan uzun bir korna sesi yükseldi.

Daaat!

Sonra bir tane daha.

Daaat!

Bora gözlerini kapattı.

Sabah zaten berbat başlamıştı.

Bir de yolun ortasında trafik durmuştu.

İdil son dosyayı da alıp çantasına sıkıştırdı.

"Harika. İlk iş günüm mahvoldu."

Bora ilk kez biraz duraksadı.

Kız gerçekten telaşlı görünüyordu.

Belki de biraz fazla sert davranmıştı.

Ceketinin cebinden kartvizitini çıkardı.

Dosyaların arasına iliştirdi.

"Bir zarar olduysa ararsın."

İdil o sırada yere düşen başka bir kağıdı almaya çalışıyordu.

"Aramak mı? Sen benimle dalga mı geçiyorsun!?"

"Yani,biraz fazla çıkıştım sana.Özür dilemek için seni yemeğe çıkarmak isterim."

"Ne anlatıyorsunuz ne yemeği ya!"

Bora başını salladı.

Hiç birşey söylemedi.

Kartvizitini gizlice cantasına atıp ayağa kalktı.

Arabasına döndü.

İdil de koşarak uzaklaştı.

Saat 09.17

İdil nefes nefese kafenin kapısından içeri girdi.

Patron onu kapıda bekliyordu.

Bu iyiye işaret değildi.

"Nihayet geldin."

"Efendim ben yolda..."

"İlk gününde geç kalan biriyle çalışamam."

İdil'in yüzü düştü.

"Lütfen,bakın bir kaza ya..."

"Bu iş disiplin işi."

"Gerçekten ihtiyacım var bu işe."

Adam başını iki yana salladı.

"Üzgünüm,kurallar böyle."

İdil birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra çantasını omzuna geçirdi.

"Anladım."

İlk iş günü başlamadan bitmişti.

Akşam.

Küçük dairenin kapısı açıldı.

İdil içeri girdi.

Normalde eve girer girmez bir şeyler söylerdi.

Ama bu kez sessizdi.

Çantasını yere bıraktı.

Montunu çıkarmadan koltuğa oturdu.

Tuana mutfaktan çıktı.

Bir saniye baktı.

Bir şeylerin ters gittiğini anlaması uzun sürmedi.

"Noldu?"

İdil cevap vermedi.

Tuana yanına geldi.

"İyi misin?"

İdil gözlerini kapattı.

"Değilim."

Tuana hemen yanına oturdu.

"Neler oldu?"

Ve İdil anlatmaya başladı.

Sabahı.

Geç kalışını.

Patronu.

İşten çıkarılışını.

Yoldaki adamı.

Fren sesini.

Hepsini.

Anlatırken sesi birkaç kez titredi.

Ama ağlamadı.

Çünkü artık buna alışmıştı.

Tuana sonuna kadar dinledi.

Araya girmeden.

Yargılamadan.

Sadece dinledi.

Sonra omzuna yaslandı.

"Ahhh,canım benim ya sıkma canını geçecek."

İdil buruk bir gülümsemeyle;

"Umarım."

"Geçmezse de birlikte burda böyle otururuz."

İdil ona baktı.

İşte bu yüzden Tuana onun ailesiydi.

Gece.

İkisi de odalarına çekilmişti.

Tuana yatağına uzanırken İdil çantasını boşaltıyordu.

Dosyalar.

Kalemler.

Not kağıtları.

Derken küçük bir kart yere düştü.

"Bu ne?"

Tuana eğilip aldı.

Kartı çevirdi.

Kaşları havaya kalktı.

"Ooo."

İdil başını kaldırdı.

"Ne oldu?"

"Bir beyefendi bırakmış galiba."

"Ne?"

Tuana kartı salladı.

"Sabahki araba sahibi."

İdil hemen doğruldu.

"Kart mı bırakmış?"

"Galiba."

Kartı eline aldı.

Üzerinde bir isim yazıyordu.

Bora DOĞRUSÖZ.

Altında da şirket bilgileri.

İdil birkaç saniye baktı.

Sonra kartı komodinin üstüne bıraktı.

"Umurumda değil."

Tuana yorganın altına girdi.

"Adam sana kart bırakmış."

"Ee?"

"Belki özür dilemek istemiştir."

"Arabayla üstüme çıkıyordu."

"Çıkmadı ama..."

"Neredeyse çıkıyordu AMA."

"Yakışıklı mıydı bari?"

İdil gözlerini devirdi.

"Uyuyacağım."

"Çok yakışıklıydı galiba."

"Tuana."

"Tamam tamam."

İki saniye sessizlik oldu.

Sonra...

"Boyu uzun muydu?"

İdil yastığı fırlattı.

"UYU!"

Tuana kahkahaya boğuldu.

Odanın içi birkaç saniyeliğine neşeyle doldu.

Belki yarın da zor geçecekti.

Belki iş hâlâ yoktu.

Belki faturalar hâlâ duruyordu.

Ama en azından birbirleri vardı.

Ve bazen bu, insanın devam etmesi için yeterliydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.