İçeriğe geç

Rüya

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Rüya

Bölüm 1

Eyvah,Geç Kaldım!

06.47

Alarm sesi küçük dairenin duvarlarında yankılanıyordu.

Bir kere.

İki kere.

Üç kere.

Dördüncüde bir yastık telefona doğru fırladı.

Sessizlik oluştu.

Sonra yan odadan bir ses:

“İDİL!”

“Hmm...”

“İşe geç kalacaksın,hadi!”

Yorganın altından bir homurtu yükseldi.

“Beş dakika…”

“Geçen de beş dakikaydı, kırk dakika oldu.”

İdil istemeyerek doğruldu.

Saçları darmadağın, gözleri yarı kapalıydı.

Hayata karşı hiçbir motivasyonu yoktu.

Ama kira borcu vardı.

Ve bu, motivasyondan daha güçlüydü.

Mutfakta Tuana vardı.

Elinde kahve.

Üzerinde eski bir tişört.

Yüzünde ise fazla sakin bir ifade.

İdil sandalyeye çöktü.

“Yine çok güzelsin.”

“Yaa,ne demessin.”

İdil güldü.

Tuana başını salladı.

“Kirayı bölüşüyoruz,seni elimden geldiğince övmeliyim."

Masanın üstünde iki dilim ekmek.

Ve bitmek üzere olan çikolata kreması.

İdil kavanoza baktı.

“Bu da bitmiş.”

“Aynı bizim kariyerler gibi.”

Sessiz bir bakışma.

Sonra aynı anda gülüş.

Diplomalar salonun köşesinde duruyordu.

İnşaat mühendisliği.

Mimarlık.

Dört yıl.

Binlerce umut.

Ve sonuç:

Barista ve garsonluk.

Tuana omuz silkti.

“Bir gün kendi projelerimizi yapacağız.”

“Tabii.”

“Bak yine umutsuz konuştun.”

“Ben gerçekçiyim.”

“Sen dram seviyosun sadece.”

“Sen geçen ay elektrik faturasına ağladın?.”

“DUYGUSAL BİR ANDI.”

Gülüştüler.

Ve o küçük evde para azdı.

Ama ev gibi hissetiriyordu.

Bora saat 08.03’te gözlerini açtı.

Telefonu gece boyunca sessizde kalmıştı ama ekran hâlâ bildirimlerle doluydu.

Hiçbirine bakmadı.

Yorganı üzerinden sertçe attı.

Bugün de “normal” bir gün olmayacağını hissediyordu.

Ve bu his genelde hiç şaşmazdı.

Mutfaktan Ferhat’ın sesi geldi.

“Bora, kahvaltı yapmadan çıkma!”

“Yapmayacağım.”

Ferhat gazeteyi kapattı.

“Pelin bu akşam geliyor.”

Bora durdu.

Sanki cümle havada asılı kaldı.

Yavaşça mutfağa baktı.

“Hayır.”

Ferhat kaşlarını kaldırdı.

“Ne demek hayır?”

“Bu kadar basit. Gelmesin.Dün akşamdan beri bunun tartışmasını yapıyoruz.”

Işıl araya girdi, sesi daha yumuşaktı ama baskısı aynıydı.

“Bora, bu konu büyütülecek bir şey değil.”

“Benim için büyütülecek bir şey.”

Baran sessizce sandalyede oturuyordu.

Kaşığıyla tabağını karıştırıyordu ama yemiyordu.

Bora onu fark etti.

Bir saniye sustu.

Sonra sesini biraz düşürdü.

“Ben geç kalıyorum.”

Ceketini aldı.

Kapıya yürüdü.

Ferhat arkasından seslendi.

“Bu evde kuralları ben koyarım.”

Bora kapıda durdu.

Başını çevirmedi.

Ve çıktı.

Kapı sert kapandı.

Baran yemeğiyle oynamaya devam ediyordu.

Bora arabaya bindi.

Direksiyonun üstünde parmakları sıkılıydı.

Bir süre sadece öyle oturdu.

Düşündü.

Ve arabayı çalıștırdı.

08.52

İdil koşuyordu.

İlk iş günüydü.

Geç kalamazdı.

Çantasını omzuna daha sıkı bastırdı.

Dosyayı kolunun altına sıkıştırdı.

Köşeyi döndü.

Ve… durdu.

Karşıya geçmesi gerekiyordu.

Kafeyi gördü.

Tam karşıdaydı.

Koştu.

Hiç bakmadan.

Şehrin başka bir ucunda siyah bir araba hızla dönüyordu.

Bora direksiyondaydı.

Yüzü gergindi.

Telefonu çalıyordu.

Ekranda Işıl yengesinin adı yazıyordu.

Cevap vermedi.

Kendi kendine söylendi.

Köşeyi döndü.

Ve o an.

İdil yola çıktı.

Bora frene bastı.

Araba aniden durdu.

İdil korkuyla geriye sendeledi.

Dengesini kaybetti.

Dosyalar havaya uçtu.

Kağıtlar yere saçıldı.

Birkaçı arabanın önüne düştü.

Sessizlik sardı ortamı.

Sonra kapı açıldı.

Bora indi.

Sinirliydi.

“Ölmek mi istiyorsun sen?!”

İdil ayağa kalktı.

“Ben mi?! Siz peki? uçak mı kullanıyorsunuz!”

“Yola atlayan sensin.”

“İnsanlar normal hızda araba kullanabilirler!”

Bora bir an durdu.

Bakışları keskinleşti.

İdil de geri adım atmadı.

İkisi de sinirli.

İkisi de haklı.

İkisi de özür dilemiyordu.

Şehir yanlarından akıp gidiyordu.

Ve o an, hiçbir şey değişmedi.

Ama her şey başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.