İçeriğe geç

Ruhumun kırık parçaları

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Ruhumun kırık parçaları

Bölüm 5

Rezillik

Koşar adımlarla sergiye gidiyorduk. Buse "Kızım ben senin heyecanının! Kötüyü çağırıyorsun geliyor işte başımıza. Lütfen için'de ki kaygı ve stres'e söyle hayatımızı rahat bıraksınlar."dedi bu durumda ne kadar nazik konuşulabilirse o kadar nazik bir şekilde.

Bu yaz sıcağın'da topuklularla yürümek ayrı bir de koşmak zorunda kalmamız cabasıydı. Ve hepsi içimde ki şu ukala, asla susmayan, burnunun dikine gitmeyi asla bırakmayan, hayatı salmış istediği kafada yaşayan şey yüzünden! Allahım Allahım.

Hani ben niye ona uyuyorsam.

Bana mı dedin sen onları? Hayır yani en azından senin gibi stresten ayılıp bayılmıyorum.

Şuan hiç seninle uğraşamam.

Ay uğraşma zaten en ihtiyacın olduğu yerde ben yokum artık. Haberin olsun.

Serginin önüne geldiğimiz de Mira'nın aniden kolumdan çıkmasıyla dengemi kaybettim.

Gözlerim kocaman açılırken yere düşeceğimden emin olarak ağzımdan küçük bir çığlık firar etti.

Lia hemen atıldığın da ona kalmadan muhtemelen Mira belimden kavramıştı. Derin bir nefes vererek anın şokunu atlatmaya çalıştım. Gözlerimi açıp kapayarak "Teşekkür ederim, Mira."dediğim de belimde'ki el beni kendine çekrek ayakta durmamı sağladı.

Yerde olan gözlerim Miranın ince, bacakları yerine bacaklarını saran kahve rengi bir kumaşla karşılaştım.

Gözlerimi kırpıştırarak doğru görüp görmediğimi anlamaya çalışıyordum. İçimde ki asla susmak bilemyen şey neler olduğunu anlasada ben kabul etmek istemedim.

Allah aşkına kahve rengi kumaş pantolon giyen bir tek o mu var sanki? Bengi delirdin sen iyice. "Mira kim bilmiyorum ama adım Uras."diyen tok kalın ses gözlerimi sıkı sıkı kapatmama ve yutkunmama sebep oldu.

Allahım ben gelsem kabul edermisin beni?

Gözlerimi sindirmeye çalışarak yukarı çıkartırken cafede gördüğüm kıyafetlerin aynısı beni karşılıyordu.

Gözlerim bal rengi tutamların arasında ki kahverengi gözleriyle buluştuğun da görlerimi kırpıştırarak yutkunmaya çalıştım.

Tükürüğüm boğazımda kaldığında belimde ki eller yerli yerindeyken kafamı çevirerek öksürmeye başladım.

Önüme küçük bir şişe su uzatıldığın da hemen alarak içmeye başladım.

Öksürüğüm kesildiğin de yeniden doğrularak fazlasıyla yakın olduğumuzdan bal tutamlı adam samimiyetle gülümseyerek belimden ellerini çekerken hafifçe geriye iki adım attım.

"Te-teşekkürler."dediğim de sesim mırıldanış olarak çıkmıştı.

Kekeledin şapşal.

Buda bittiğimin ve Mira'nın dilinden ölene kadar düşmeyeceğimizin imzasıdır.

Adamın gülümsemesi büyürken bir gamzesi olduğunu farkettim. Alt dudağının sağ çaprazın'da gülümsedikçe derinleşen bir gamzesi vardı.

Kalın dudakları kadar dolgun.

Kızım sen çok fesat bie şey oldun ha ben bile bu kadar değilim.

İçime kim kaçtıysa!

Tok sesiyle "Rica ederim."dediğin de arka tarafımızı göstererek "Sergi'ye gidiyordunuz sanırım?"dedi sorarcasına. Ben cevap vermek için dudaklarımı araladığım da-Ki verebileceğimi zannetmiyorum- Mira yardımıma yetişerek "Evet,"diye cıvıldadı. Mira'nın sesiyle ona dönen adam Adı Uras'mış adam deme. Kendisi gibi yakışıklı bir ismi varr. "Ve teklifiniz beraber gezmekse malesef bunun gerçekleşebileceğini zaanetmiyorum."dedi.

Neyin peşin'de olduğunu merak ettim çünki normal'de çöp çatanlığı görevi edinir beraber dolaşmamızı teklif eder, üstüne benim yaptığım resimleri bin katına çıkarıp anlatırdı.

Kaçan kovalanır çöp çatanlığı dediği şey olabilir mi?

Lia "Artık gitmeliyiz."diyerek bileğimden tutuuğun da en sonunda gözlerimi bal rengi tutamların sahibinden ayırarak Lia'ya döndüm.

Derin bir nefes alarak kafamı salladım "Evet gitmeliyiz,"diyerek adının Uras olduğunu öğrdiğim adama döndüm "Yeniden teşekkür ederim. Hoşçakalın."diyerek arkamı döndüğüm de "Tekrar rica ederim, görüşürüz."dediğin de hiç bir şey demeden ilerlemeye başladık.

Bir kolumda Lia diğer kolumda Mira Mira'nın yanın'da Buse ilerliyorduk. Mira ağzını açıp "Bengi,"dedi anda Lia "Şimdi olmaz Mira, geç kalıyoruz."dedi otoriter bir sesle.

Rezillik üstüne rezillik resmen.

Bölüm sonu

8 yorum