Kızlar aralarında çizdiğim bir tablom ile alakalı konuşurken bende arada onlara katılıyor, sorularını cevaplıyordum.
İçimden gelen bir dürtüyle latte bardağımı masaya bırakrak kafamı kaldırdım. Mira'nın arkasın'da bahçe yolun'da bir Adam ilerliyordu. Uzun boyu, geniş omuzlarını saran krem rengi kabanı ve altındaki beyaz gömleği, kahve tonların'daki kumaş pantalonu kumral saçları ile uyum sağlıyordu.
Yutkunma isteğime engel olamayarak, sert bir şekilde yutkundum. Elleri kabanının ceplerin'de bahçenin diğer köşesinde ki masaya oturdu. Önüne gelen tutamları arkaya ittirdiğin'de ellerim saçlarının arasın'da gezinme isteği ile karıncalandı.
"Bengiii." Buse'nin sesiyle kendime gelerek masaya çevirdim bakışlarımı. Gözlerimi bir kaç kez kıepıştırarak Buse'ye baktım. Ne oldu az önce? Rüyamı gördüm ayaküstü ben? Az öncekilerin rüya olduğunu doğrulamak adına, bahçenin diğer köşesine çevirdim yeniden bakışlarımı.
Yeniden sertçe yutkundum. Kumral adam hala masada oturuyordu. Bense hala saçlarında ki tutamlarla oynamak istiyordum. "Kızlar"dedim yutkunarak. Kafamı önüme çevirdim. Kendime gelebilmek adına kafamı hafifçe sağa sola sallayarak "E-efendim?"dedim. Onlara baktığım'da Mira kaşlarını çatarak "Ne oldu? Sana sesleniyoruz ama bizi duymuyorsun. Dalmış gitmişsin. Bu kadar stresli olma be kuzum."dedi üzüntülü bir sesle. Buse "Böyle eğlenemeyiz ki, akışına bırak. Eninde sonun da hayat bitecek kötü şeyler de olsa onlara takılmak yerine mutlu olmaya çalış."dedi.
Stresliyim galiba, hemde baya stresli, çok.
Lia telefonundan saate bakarak "Saat geliyor, hadi kalkalım bakalım."dedi mini beyaz çantasını kalkarak omzuna asarak.
Mira milkshakeinin son yudumunu alarak masadan kalktı.
🌸
Hesabı ödeyerek cafe'den çıkmıştık. O kumral adamıda bir daha görmemiştim. Rüyaydı. Eminim.
Sana o kadar bak dedim! Baksaydın görürdün. O güzel lüle lüle saç tutamlarının rüya kadar güzel olduğu bir gerçek. Bu konuda sana katılabilirim.
Neye bakacaktım? Ve ben rüya dedim, rüya kadar güzel falan demedim.
Ay şu kumral adama kime olacak? İsmi ne ki acaba? Ve demiş sayılırsın.
Niye sorayım ki? Banane ki? Ve sayılmam.
Kız sus! Bak bence biz onunla tanışmaya gidelim.
Bengiii! Sana diyorum.
Oldu paşam, ben yıllarımı vereyim sonra alttarafı azıcık, yakışıklıcık bir adam için gerimi döneyim?
"Kızlar, ben sanırım."durduğum'da koluma girmiş olan Mira ve diğerleri de durup bana döndü "Sanırım cafe'de bir şey unuttum."dedim dudaklarımı kemirerek.
Topuklu ayakkabım desenli bir şey olsaydı keşke, onları ezberleyebilirdim en azından. Hayat bana bugün hiç yardımcı olmuyor.
Lia "Tamam o zaman, gidip alalım hemen."diyerek yönünü değiştirdiğin'de biz'de değiştirdik. Bir kaç adım attıktan sonra "Ay yok yada unutmadım sanırım."dedim
Allah'ta seni kahru bela!
E kızım ne güzel gidiyorduk işte.
Sus!
Mira "Unuttun mu? Unutmadın mı?"diye sordu. "Unutmuştum sanırım ama unutmadım sanırım."dedim dudaklarımı kemirmeye devam ederek. Lia eliyle dudaklarımı dişlerimin arasından kurtardı. "Rujun tadı güzel herhalde, baya sevdin sen."dedi gülümseyerek. "Kızlar ben eve gidince size anlatsam ben'de anlamadım ne olduğunu. Hadi sergiye gidelim geç kalacağız."dedim derin bir nefes alarak.
11 saniye kuralı.

