Nisa, kara gözleriyle kendisine bakan adamla ne yapacağını bilemiyordu. Aynı mahallede yaşıyorlardı ama tanışmamışlardı hiç. Mahalleli tarafından sevildiğini de biliyordu. Düşüncelerinden kurtulup, dizlerini kırarak düşen eşyaları toplamasına yardım etti. İkisi de ayaklandığında, hemen yanlarında bulunan kasiyere döndü bakışları. Nisa hemen reçeli ödemek istediğini söyleyip, temizlemek için bir şeyler istedi. Uzun boylu, kirli sakallı esmer adam elindeki eşyalarla yanlarından ayrıldı. Kasiyer sorun olmadığını söylese de, Nisa yardım etti ve fiyatını ödedi. Hızla etrafına bakındı ama gitmişti çoktan. Nisa da oyalanmadan almak istediklerini ödeyip çıktı ve eve doğru yol aldı.
Eve geldiğinde babasını görmeyi beklemiyordu. Nakliyat şirketinde taşımacılık yaptığından geldiği saat belirli değildi ama erken de gelmezdi genelde. Hızla mutfağa gitmeye çalışırken , babası onu fark etti. Nisa olduğu yerde beklerken, adam hızla kalktı ve sinirle bağırdı. "Bana bak kız! Sen kız başına nasıl elini kolunu sallaya sallaya izin almadan çıkıyosun dışarı! Ben eve geldiğimde evde olacaksın demedim mi sana! Kırarım o bacaklarını ha."
Nisa ağlamamaya çalışarak başını eğdi. "Özür dilerim. İzin alırım bir daha. " dedi. Adam başını salladı yavaş yavaş. "Git kahve yap bana. " dedi sonra. Nisa mutfağa gitti ve babasına kahve yaptı. Tüm iştahı kaçtığı için odasına gitti ve yatağına uzandı. Bu muamele iyice zoruna gittiği için ağladı bir süre. Ağlarken de uyuya kaldı.
Sabah her gün alışık olduğu alarm sesiyle uyandı ve hemen okul için hazırlanmaya başladı. Formalarını giyindi ve erkenden evden çıktı. Aslında evi okula çok yakındı ama babası ve annesiyle karşılaşmak istemiyordu. Boş öğütler vererek, erkeklerle konuşmamasını söylerlerdi çünkü. Bu mahallede sevilmezlerdi genelde. Ailesi o kadar yobazdı ki mahalleliye bile saygı göstermiyordu. Onlar gibi düşünen birkaç komşusuyla anlaşıyorlardı sadece.
Bomboş sokaklarda yürürken arabasına binmek üzere olan adam dikkatini çekti. Dün markette gördüğü adamdı. Söyle bir süzdü karşıdan. Esmer, kirli sakallı, keskin çene hatlarıyla oldukça yakışıklı bir adamdı. Ama mahalledekilerle konuşmadıkları için kim olduğunu bilmiyordu çok fazla. Adam birkaç eşyasını arabaya koyduktan sonra kafasını karşıya yani Nisa'ya doğru kaldırınca göz göze geldiler. Kahverenginin en karanlık tonu gözleriyle çok derin bakıyordu. Sonra bir anda Nisa'ya doğru adımlamaya başladı. Nisa adımlarını yavaşlattı. İyice yakınına geldiğinde yanından geçip gidince bir küfür etti içinden. Salak gibi üzerine alınmıştı. Geriye doğru baktığında yaşlı bir adama doğru ilerlediğini gördü. Nedenini bilmediği bir sebepten onları izlemeye başladı. Adamın koluna girdi ve birkaç şey söyledi, cebinden bir poşet çıkardı. Ne olduğunu göremedi ama adamın minettar bakışlarını fark etmişti. Bir anda irkildi ve kendine geldi, ezbere bildiği okul yolunda ilerlemeye devam etti. Arkasından ona bakan adamı fark etmedi bile.