10 yıl önce
Hızlı adımlarla annesi tarafından sürüklenen kız sessizce göz yaşlarını bırakıyordu yanaklarına. O kadar dikkatli davranmasına rağmen nasıl görmüştü ki kadın? Babasına bahsetmesin diye içinden dualar ederken, geriye çevirdi kafasını. Tüm çocuklar ona gülüyordu ve bu da daha fazla ağlaması için yeterli bir sebepti.
Kapıyı arkalarından hızla kapatan kadın, kızını yere fırlattı. O kadar uyarmıştı onu erkeklerle aynı ortamda bulunma diye. Ama karşısındaki kız her zaman onlarla oyun oynuyordu. Yeterli uyarıda bulunmadığını düşünerek hızla kızın yüzüne tokadı yapıştırdı. Kız yerde uzanır hâle geldiğinde daha fazla ağlamaya başladı. Yüzünün yandığını hissediyordu. Ağladığı için etrafı bulanık görürken, hâlâ sinirle söylenen kadının sesi yeterince rahatsız ediciydi.
Kadının tehdit dolu cümleleri sona erdiğinde, yavaşça kalktı ve odasına gitti. Pencereden dışarıyı seyrederken, sokakta yakan top oynayan çocukların keyifli sesleri kulakları dolduruyordu. Neden diye geçirdi içinden yine. Ben mi hata yapıyorum, ailem mi? Daha fazla izlemeye dayanamadı ve yatağına girip uyumaya çalıştı. Babası gelince dayak yemek istemiyordu. O daha kötü vuruyordu çünkü.
Şimdi
Okulun bahçesindeki kalabalık yavaş yavaş dağılıyordu. Okul çıkışı olduğu için herkesin keyfi yerindeydi. Nisa etrafa boş bakışlar atarak ilerlerken arkasından omzuna kolunu atan bedenle irkildi. Kafasını yana çevirince sırıtarak kendisine bakan Çağan'la göz göze geldi. Hızla ondan ayrılırken, çocuğun kolu yana düştü. Nisa tedirgin bir şekilde etrafa bakındı. Ve ilerlemeye devam etti. Çağan tekrar ona yetişti, hâlâ sırıtıyordu. O da böyle gevşek bir insandı işte. Okuldaki herkesi laubali tavırlarıyla deli ederdi.
-"Nisa, Almira'yı bana ayarlasana be kanka. "dedi ona biraz daha sırnaşarak. Nisa gözlerini devirerek cevap verdi bu sözlere. " Kızın zaten sevdiği biri var Çağan. Ayrıca olmasa bile aranızı yapacak değilim. "dedi ve onu arkasında bırakarak yürüme mesafesinde olan evine doğru ilerledi.
Eve geldiğinde annesi evde yoktu. Eğer markete gittiyse ve okulun önünden geçtiyse umarım beni görmemiştir dedi içinden. Çünkü anne ve babasına göre herhangi bir erkekle evlenmeden temasta bulunmak kötü bir şeydi. Öyle yetiştirilmişti Nisa, ne kadar bunu kendisi doğrulamasa da. Daha sonra bu düşüncelerden kurtularak bugün okula gelmeyen arkadaşını aradı. Bir süre sonra arkadaşının sesi doldurdu kulaklarını.
-"Ne var be fanım mısın, niye arıyosun beni? "
-"Kes boşu. Tam seninkiyle ilgili bir şeyler söyleyecektim ama tüm tadımı kaçırdın. "
-"Anlat hayatımın anlamı, anlat evimin direği, anlat kalbimin şen bülbülü. Kurban olduğum sesini duyayım kulaklarım şenlensin. "
-"Tam bi şebeksin kızım. Ayrıca hiç samimi değilsin beğenmedim...Neyse seninki de okula gelmedi onu söyleyecektim zaten. "
-"Of ruh eşim bu çocuk ya yemin ederim. Kurban olurum kocammm. "diyen kızla yüzünü buruşturdu Nisa. Galiba hastalık bu kıza yaramıyordu. Vedalaşarak telefonu kapattılar.
Karnının guruldamasıyla ve canının sandviç çekmesiyle markete gitme kararı aldı Nisa. Formasının yerine rahat bir şeyler giydi ve terlikleriyle evden çıktı. Annesini aradığında komşuda olduğunu öğrenmişti, bu haberle keyfi yerine gelmişti.
Marketin önünde durduğunda beklemeden içeri girdi. Rafların arasında dolaşırken alması gerekenleri hatırlamaya çalışıyordu. Sandviçi salamlı yapmaya karar verdiğinde o bölüme doğru ilerledi. Biraz ayaklarının üstünde uzandı ve rahatlıkla aldı salamı eline. 1.65 boylarındaydı ama en yükseğe koyulmuştu. Hızla arkasını döndüğünde birisine çarpmayı beklemiyordu. Çarptığı bedenin elinde tuttuğu malzemeler yere düşmüştü. Hatta reçel kutusu kırılmış, yerlere saçılmıştı. Nisa biraz korku biraz da mahcubiyetle ,kendisine sinirle bakan adama çevirdi gözlerini.


