Nisa Metehan'ı görmeyi hiç beklemiyordu. İkili hiç konuşmadan birbirlerine bakarken, sanki gözleriyle anlaşıyormuş gibiydiler. Bu anlamsız bekleme uzarken Metehan boğazını temizledi.
-" İyi akşamlar." İlk söze başlayan Metehan oldu.
-" İyi akşamlar. Buyur içeri geç abi. " Metehan'ın kaşları anında çatılırken Nisa 'ya yaklaştı.
-" Bana abi deme. " Nisa şaşkınca karşısındaki çocuğa bakıyordu. Metehan'ı abisi olarak görmüyordu zaten. Sadece nasıl sesleneceğini bilememişti. Yine de hiç sorgulamadan onay verdi oğlana.
-" Tamam, demem. " Metehan tatmin olmuş gibi kafa sallarken içeriden babası seslendi.
-" Kim gelmiş kız? Napıyosun orada kaç saattir?" Metehan kızın babasından gram haz etmiyordu. Zaten şuan hangi akla hizmet buraya gelmişti onu da anlamamıştı. Balkonda otururken Taner denen herifin buraya girdiğini görmüş yerinde duramamıştı. Bahane bulmaya çalışmış, sonunda annesinin yeni yaptığı tatlıdan bir tabağa doldurmuştu. Hem kız da yerdi. Ne kadar kızın ailesini sevmese de içeri adımladı.
-" Hayırlı akşamlar Tayfun Abi. Tatlı getirmiştim ben, annem gönderdi. " Annesinin haberi bile yoktu ama bu detay önemsizdi. Tayfun denen adam şaşırmıştı biraz bu duruma. Açıkçası birkaç komşusu hariç yıllardır çok muhattap değillerdi diğerleriyle. Ama Metehan'ı sevdiği için memnunca gülümsedi.
-" Zahmet etmişsin oğlum. Gel otur şöyle, soluklan biraz." Metehan her ne kadar göz devirmek istese de yapmadı. Bu fırsatı kaçıramazdı. Taner denen herif gidene kadar dikkatli olması gerekiyordu. Hemen yerine yerleşirken içeri gelen kızla sırıttı hafifçe.
-" Ee Metehan Bey oğlum. İşler nasıl gidiyor? Babanlar nasıl? "
-" İyi çok şükür. Siz nasılsınız? "
-"İyi, iyi. Daha da iyi olucaz İnşallah. " Metehan kafasını sallarken Taner'le göz göze geldiler. Sinirden kuduruyordu şuan ve Metehan'ın çok hoşuna gidiyordu. Hemen yanına oturan kızla, daha ne isterdi ki Metehan. Biraz daha sohbet ettiler. Metehan saatin kaç olduğunu bilmiyordu ama Taner kalkmadan kalkmazdı buradan.
Sonunda Selma oğluna gitmek istediğini söyleyince ayaklandılar. Nisa'nın annesi Dilek Hanım komşusunu geçirmek için kalktı. Babası da lavaboya gidince baş başa kalmışlardı. Nisa hâlâ bir anlam verememişti oğlanın yaptığına. Ama durumundan şikayetçi de değildi.
-" Babanlar mı istiyor bu şerefsizi? Ayrılmıyor peşinden sülük gibi. " Gelen soruyla dumura uğrasa da kafasını salladı.
-" Ailem hâlâ görücü usülünü destekliyor. " Metehan ağzından bir küfür savururken kıza baktı tekrar. Ama kız kalbini kıracak sözler çıkardı ağzından.
-" Şey, yani... Beni ilgilendirmez tabii ama. Melis'le yakın görünüyorsunuz. Güzel kız zaten, yakışırsınız. " Metehan sinirle ayaklanıp bir şeyler söyleyecekken Tayfun Bey içeri girdi.
-" Aa Metehan! Gidiyor muydun? "
-" Evet Tayfun Abi. İyi akşamlar size. " Adamın cevabını beklemeden oradan ayrılırken Nisa'nın gözlerine bile bakmadı. Abi dediğinde çok takmamıştı ama, onu bir kızla yakıştırması canını yakmıştı.
Boş sokakta yürürken sinirle ayağının altındaki taşa vurdu. " Yakışırmışız. Hah! Seninle daha çok yakışırım deseydim keşke. Yok lan! Umurunda bile değilim kızın...Offf! Kafayı yedirtirsin sen kızım ya! "
