Nisa ders çalışmaktan sıkılmış, arkadaşını aramıştı. Almira Çağan'la buluştuğunu söylemiş, onu da davet etmişti. Ama annesi buna izin vermezdi. Annesine göre kız dediğin dışarıda çok gezmez, evde otururdu. Moralinin bozulduğunu fark edince balkona çıkmaya karar verdi. Balkonda otururken bakışları yine ve yine bir balkonda takılı kaldı. Metehan ve bir kız oturmuş, gülerek konuşuyorlardı. Dikkatli bakınca o kızın, geçen gün yardım ettiği kız olduğunu gördü. Bu kız Metehan'ın kardeşi miydi yani?
Berra da Nisa'ya bakınca göz göze geldiler. Berra karşısında bu ablayı görmeyi beklemiyordu. Çok uzak değildi mesafe ve kim olduğunu anlamıştı. Heyecanla gülümsedi ve el salladı Nisa'ya . Nisa da aynı şekilde karşılık verince Metehan Berra'nın baktığı tarafa döndü. Karşısında gördüğü bedenle kalbi ağzında atmaya başladı. Saçlarını rastgele toplayan kız nefes kesici gözüküyordu.
-" Abi bak. Bana yardım eden abla orada! Çok güzel değil mi? "
-" Hıhı bayağı güzel. " dedi bakışları hâlâ kızdayken. Berra abisinin bu hallerine kıkırdarken Nisa bu bakışmayı bozdu. İçeri geçen kızla birlikte Metehan tuttuğu nefesini verdi. Bu kızı tanımak istiyordu, tüm fikirlerini duymak, en derinini keşfetmek istiyordu. Bunu niye istiyordu tavırları apaçık veriyordu cevabını. Ama tam olarak farkında mıydı, orası belirsizdi.
Akşam yemeği vakti yaklaştığında Nisa mutfağa gitti. Gördüğü bedenle kaşları çatılırken anlamsızca annesine baktı. Selma sandalyeye iyice yayılmış, kendisine gülümsüyordu. Taner ortalada görünmüyordu ama birazdan o da gelirdi.
-" Nisa hadi tabakları koy sofraya. Selma Teyzenler yemeğe geldi. Onlar için de koy. Birazdan Taner de gelicek, ona kapıyı açarsın."
-" Ben niye açıyorum anne kapıyı."
-" Nisa! Konuşturma beni. Ne dediysem onu yap."
Tabakları alıp salona geçerken yerinde tepindi önce. Taner denen çocuğa da gününü gösterecekti. Tam o sırada kapı zili çalınca gözlerini kapattı. Açmasa ne olurdu ki? Hiç iyi şeyler olmazdı. Kapıya doğru ilerledi ve bir anda açtı kapıyı.
-" Kapıyı senin açacağını bilseydim daha erken gelirdim." Sırıtarak konuşan çocuğa karşı sabır dilenirken onu beklemeden içeri geçti. Masaya baktığında babasının çoktan oturmuş olduğunu gördü. Taner'in babası şehir dışında çalıştığı için burada değildi.
Herkes sofradaki yerini alırken Taner bu sefer Nisa'nın yanına oturmuştu. Nisa çocuğun hacı kokusuna benzeyen parfüm kokusunu aldıkça yemek yeme isteği kaçıyordu.
-" Ben odama geçsem olmaz mı? " Babası alev saçan gözleriyle bakıp " Olmaz." dedi. Gereken cevabı almıştı. Taner biraz yaklaşıp kulağına doğru fısıldadı.
-" Metehan ne iş? " Nisa çocuğu hızla ittirirken sakinleşmek için gözlerini kapattı.
-" Seni ilgilendirmez. "
-" Babanları ilgilendirir mi peki? Bence evet. "
-" Ne bu şimdi? Beni tehdit mi ediyorsun. " Taner kaşıyla babasını işaret etti.
-" Tayfun Amcacım. " diye seslendi Taner babasına.
-" Söyle Taner evladım. " Nisa gözlerini kapatırken Taner gayet ciddiydi.
-" Kızınız hakkında bir bilgi öğrendim. E sizin fikriniz nasıl olur bilmem ama bence bilmeye hakkınız var. "
Biraz bekledi ve Nisa'nın mimiklerini kontrol etti. Tatmin olmuş olacak ki tekrar ağzını açtı.
-" Kız-" Konuşmasını bölen kapı sesiyle herkesin dikkati dağıldı.
-" Ben bakarım. " dedi Nisa ve hızla kapıya koştu. Ne kadar korkmuyorum dese de kimse bile isteye ölüme gitmek istemezdi. Taner'in cidden söyleyeceğini düşünmemişti ama engel olmamıştı da. Ona yalvaracağına dayağını yerdi. Kapıyı beklemeden açtığında karşısında gördüğü beden yüzünden hızlandı bu sefer kalbi.

