İçeriğe geç

Ruhu Tatlı Kızıl Saçlı Kadın

Bölüm 7 · 1 dk okuma

Ruhu Tatlı Kızıl Saçlı Kadın

Bölüm 7

Rüzgârın Hafızası

Günün ilk ışıkları, Yare’nin penceresinden süzülen toz parçacıklarını altın gibi parlatıyordu. Kızıl saçları yastığa dağılmış, gözleri hâlâ uykunun çizgisinde geziniyordu. Ama içinde bir huzursuzluk vardı — sanki gece boyunca rüyasında konuşulmayan bir şey anlatılmıştı, ama unutuvermişti uyanınca.

Eren, o sabah erkenden ormanın kıyısındaki taşlı patikada yürüyordu. Gözleri, geçen gün Yare’nin kahkahasının yankılandığı yere takılıp kaldı. Her şey aynıydı, ama bir şey eksikti: o anın sıcaklığı.

Yare o sabah, annesinin sandığından bulduğu eski bir defteri karıştırıyordu. Sayfalar, zamana inat, hâlâ lavanta kokuyordu. Notlar karışık, kimi yarım kalmış cümleler… ama biri dikkatini çekti:

“Bir gün biri çıkacak karşına; gözlerinin içinde kendi içini göreceksin. Korkma. Bu, kaybolmak değil; bulunmaktır.”

Yare defteri kucağına bıraktı. O cümle… sanki Eren’in gözlerinden çıkmıştı.

Eren, elinde tuttuğu küçük bir taş kolyeyi uzattı.— “Deniz kenarında buldum. Sanki senin gibiydi. Kırık değil ama tamamlanmamış…”

Yare kolyeye baktı. Ardından gözlerini kaldırdı, Eren’in gözlerine dikti:— “Belki tamamlanmak birbirimize eksik kalmakla olur.”

O an aralarında ne bir öpücük ne bir dokunuş oldu. Ama rüzgâr, her şeyi anlatmıştı zaten. Sessizlik, bazen bir aşkın en gür sesi olabilir. ---

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.