İçeriğe geç

Ruhu Tatlı Kızıl Saçlı Kadın

Bölüm 5 · 1 dk okuma

Ruhu Tatlı Kızıl Saçlı Kadın

Bölüm 5

O Anın İçinde

Kahve bitmişti. Ama masa hâlâ sıcaktı. Bir fincanın boşluğunda bazen bir hayat dolardı. Ve o gün, sessizlik kahveden daha çok konuşmuştu. Yare başını yana eğdi. Eren’in gözlerine tam bakmadı. O her zaman tam bakmazdı zaten. Çünkü göz göze gelmek bazen, bir ömrü teslim etmek gibidir...

— “İnsan bazen korkmasa da… temkinli olur,” dedi Yare.

Eren başını hafifçe salladı. Anlıyordu. Anlamak bir kelime değildi, bir sezgi, bir bekleyişti. Yare bir duvar örmüyordu. Sadece zamana saygı duyuyordu.

— “Sen ne bekliyorsun benden?” diye sordu Yare, bir anlık cesaretle.

Eren baktı. Uzun uzun. Sonra sakince: — “Bir şey değil,” dedi. — “Sadece… olduğun gibi kalmanı.”

Yare’nin gözleri dolmadı ama kalbi hafifçe titredi. Çünkü bu, ona uzun zamandır kimsenin sormadığı bir şeydi. Herkes değiştirmeye, şekillendirmeye, iyileştirmeye çalışmıştı. Eren ise sadece var olmasına izin veriyordu.Bir süre daha sustular. Sokaktan geçen çocukların sesi içeri doldu. Yare birden hafifçe gülümsedi.

— “Küçükken, annem bana hep "Ruhu tatlı kızım" derdi,” dedi.

— “O yüzden midir bilmem, insanlar beni hep iyi sanır.”

Eren cevap vermedi hemen. Gözlerini pencereye çevirdi. — “Bence ruhun sadece tatlı değil. Sessiz. Derin. Hatta… biraz yorgun.” Bu cümle Yare’yi sarsmadı. Çünkü gerçekti.İnsan en çok, kendisini olduğundan fazla göstermeyen cümlelerde dinlenir.

Ve o anda, hiçbir itiraf yoktu. Hiçbir dokunuş, hiçbir vaat… Sadece iki insan. Geçmişleriyle barışmaya çalışan, geleceği konuşmadan yakın duran iki insan. Birlikte yürümeye başlamamışlardı. Ama aynı kaldırıma ilk adımlarını atmışlardı. ---

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.