Dün sabaha karşı ancak uyuyabilmiş, derin bir uykuya dalmıştım. Furkan ise her zamanki gibi erkenden kalkıp sessizce işe gitmişti. Uyandığımda içimde tarifi zor, tuhaf bir his vardı. Bir yanım akşamki kırgınlıktan ötürü onu görmediğime seviniyor, bir yanım ise deli gibi onun şefkatine sığınmak istiyordu.Hızla hazırlandım ve evime yarım saat uzaklıkta olan kliniğe doğru yola çıktım. Kapının önüne geldiğimde elim zile gitmedi bir türlü. İçeri girmekle arkama bakmadan kaçmak arasında sıkışıp kalmıştım. Çünkü bize küçükken hep buralara 'akli dengesi yerinde olmayan' insanların geldiği öğretilmişti. Hâlbuki ben hasta değildim ki; sadece ruhu hırpalanmış bir kadındım. Ne olursa olsun artık içimdeki o amansız sesle barışmak istiyordum. Derin bir nefes aldım ve kapıyı çaldım. İçeriden gelen o huzurlu 'Gel' sesiyle odaya adım attım.İçerisi çok sade, şık ve göz yormayan bir zarafetle döşenmişti. Karşımda beni meraklı ama bir o kadar da sıcak gözlerle karşılayan kadına yöneldim:— Merhaba Başak Hanım, dedim tüm içtenliğimle.Karşımdaki kadın, gözlerindeki o sevgi dolu ifadeyle beni selamladı ve rahat bir koltuğu işaret etti:— Hoş geldiniz. Siz geçen gün trafikte küçük bir tatsızlık yaşadığımız bayan olmalısınız, diye devam etti sevecenlikle.— Evet, ben İsra... O günkü acelem ve telaşım yüzünden öyle tatsız bir olay yaşandı, kusura bakmayın lütfen.— Yok, hiç mühim değil. Aslında benim de ani fren yapmamam gerekirdi, tamamen benim dikkatsizliğimdi. Neyse, kapatalım bu konuyu. Hem maddi olarak büyük bir hasarımız da yok zaten.Karşımdaki kadının bu rahat, samimi ve sevecen tarzı, omuzlarımdaki o devasa stres yükünü bir nebze olsun hafifletmişti.— Aslında, dedim sesimi toparlayarak. Ben buraya hem o kazayı konuşmak hem de... Başka bir konuyu danışmak için gelmiştim.— Tabii ki, buyrun. Sizi dinliyorum, dedi tüm ciddiyetini ve dikkatini bana vererek.Dün akşam evde yaşadığım o ağır kırılmayı, içimdeki o yalnızlığı, henüz on beş dakikadır tanıdığım bu kadına bir çırpıda anlatıvermiştim. Başka bir zaman olsa hayatta kendimi böyle açamazdım ama artık neyim olduğunu, neden böyle hissettiğimi öğrenmek istiyordum.Konuşmam bittiğinde Başak Hanım anlıyorum dercesine başını salladı:— İsra Hanım, gördüğüm kadarıyla sizde kökleşmiş olan bu mükemmeliyetçilik ve kaygı duygularının çok derin bir temeli olmalı. Sizin rehberliğinizde, bu duyguları geçmişte nerede kazandığınızı tek tek bulmaya çalışacağız inşallah. Ama bunun için düzenli olarak görüşmemiz gerekecek.— Tamam, dedim hiç düşünmeden.Haftada bir seans yapmak üzere anlaşıp kliniğin kapısından çıktığımda, kendimi adeta bir kuş gibi hafiflemiş hissediyordum. Uzun zamandır içimde kuruyan o umut duygusu, yeniden filizlenmişti sanki.Bugün olanlardan Furkan’a bahsetmeyecektim elbette. Tedavim bittikten, kendimi iyileştirdikten sonra onunla karşılıklı konuşmak istiyordum. Eve geçerken sırf o çok seviyor diye karnıyarık yapmak için taptaze patlıcanlar aldım. Akşama gerçekten enfes görünen bir masa hazırladım. Furkan ise kapıdan girdiğinde elinde en sevdiğim tatlıyı tutuyordu; belli ki dün beni çok kırdığını düşünüp vicdan azabı çekmişti.O an bir kere daha anladım ki, hayatta Allah’ın bana verdiği en güzel hediye bu adamdı. Ve ben, artık bu adamı da kendimi de üzmek istemiyordum. Bizim için, geleceğimiz için attığım bu ilk adımdan şimdiden sonsuz bir mutluluk duymaya başlamıştım.
Bölüm 3
2. Bölüm: ilk adım
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.