İçeriğe geç

Ruh

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Ruh

Bölüm 2

|2|

Bir partideydim Önümde bir peçete vardı peçete de bir adres * Sümbül sokak no 34* başımı çevirdim yanımda yine Caner vardı belki de bu Caner'in evi idi...

Kulaklarım artık bir partideymiş gibi sesler duymuyordu artık daha sessiz ama huzursuz bir ortamın konuşmalarını duyuyordu

- sakinleştirici verdik her an uyanabilir dedi birinci ses

- anladım dedi diğer ses ve yere topuklarını vurarak çıktı gözlerimi açmamak için kendimi olabildiğince tuttum ta ki diğer kişi de gidene kadar gittiğinde gözlerimi açtım bir yatakta yatıyordum karşımda dolap vardı sol tarafta ise büyük bir pencere ayağa kalktım önce gökyüzünde uçuşan kırlangıçlara baktım sonra rüzgârda dans eden ağaçlara , koşuşturan çocukları da gördüm daha sonraları dolabın üstündeki aynaya baktım akıl hastanesinden kaçmış akıl hastasına benziyordu yansımam tekrar yatağıma oturdum serumum bitince buradan kaçacaktım planım buydu çünkü bulmam gereken bir hayatım vardı

Önümü döndüm o varlık tam karşımda duruyordu çığlık atmak istiyordum ama beceremedim

- ben buralarda yaşamayı severim

Benim alanıma hoş geldin...

Uzun bir zaman dilimi geçtiğinde çığlık atmak istemedim artık onun alanı olan bu yeri sorgulamayacaktım

Konuşmayacaktım da...

-Sana sadece bir şans veriyorum eğer kaçarsan sana bulaşmam senin dışında daha bir sürü ruh hastası var dedi karşımda duran varlık

kolumda ki serumu sert bir şekilde çıkardım bağırmaya çığlıklar atmaya başladım

KİMSE YOK MU ?!

ÇOK KORKUYORUM YARDIM EDİN !

NEDEN DUYMUYORSUNUZ !

ne kadar bağırsam da boşuna o ürkütücü varlık ben kaçtıkça bana yaklaştı benimle oynadığına emindim ama bu oyun öyle oynanıyordu ki bana bazen bana kazandığını gösteriyordu ve birden bir duvarda karşıma çıktığında artık koşamayacağımı anladım o daha çok yaklaştı ve bana "sen kaybettin" dedi ben artık kaybetmiştim

büyük bir hayatı kendi hayatımı ...

Arkama bakmama fırsat vermeden yine aynı acıyı hissettim soğuk bir acı... Artık nakil edilecek bir akıl hastası idim nakil gerçekleşeceği gün ellerimi ve ayaklarımı bağladılar bir sedye ye yatırıp karnımdan bir kemer ile hareket etmemi engellediler bir hastaneye geldik büyük ihtimalle burası bir akıl hastanesi idi sessizce duvarlara bakıyordum içeriden gelen bir sürü çığlık sesleri duyuluyordu önümden geçen hastalar kemikleri derilerine yapışmış gözlerinde yaşama sevinci yoktu saçları dökülmüş yüzlerine ne kadar genç olsalar da bir sürü yaşlılık çizgisi inmişti nefesimi tuttum bende burada kalanlar gibi mi olacaktım ?

Soluk duvarlı bir odaya atıldım oda 5 kişilikti ama içerisinde sadece 1 kişi yer alıyordu eski kayışları görünen eski püskü yatağa oturdum oda arkadaşım beni gördüğünde el çırptı

- yaşasın ! Yeni bir arkadaş

Onu boş gözler ile izledim

- uyu bence yarın daha çok şey yapacağız dedi yerinden bana battaniyesini verdi yaşlı bir amcaya benziyordu adam ayakları betonlara mühürlenecek kadar çok şey yapmış olmalıydı oysaki bana sadece deli önlüğü giydirmişlerdi Saat 22.00' a yaklaşırken odaya bir hemşire girdi elinde tuttuğu bir tepsi vardı tepsinin içinde ise 2 adet iğne bulunuyordu birini yanımdaki adama vurdu adam buna alışık olduğu için çok sıkıntı çıkarmadı sıra bana gelmişti iğne diğer sakinleştirmek için yediğim iğneler den daha acı veriyordu tiz bir çığlık attım...

Sabah olduğunda odaya yüzünde hiçbir ifade belirmeyen bir hemşire girdi benim bacağıma bağlanan halatı çözdü ve yürütmeye başladı

-bunların hepsi benim şaheserim

Dedi yine o varlık onun görüntüsü beni ilk gördüğüm kadar korkutmuyordu başımı salladım ve onu görmezden geldim banyo ya girdim aşağıda bir yemekhane vardı insanlar birbirinden tuhaf bir yemek yeme stilleri vardı yemekte salata ve tavuk koymuşlardı delilerin zevklerine karışamazdım ama buranın müdürünün insanlar arasındaki gerçek deli olduğuna eminim çünkü bu yemek programını o ayarlıyordu daha sonra önlüklerimiz giydirildi... bu koridorlarda kavga eksik olmuyordu bazen olaylar ölüm ile sonuçlanabiliyordu ama kimse birsinin ölmesini önemsemiyodu normal bir şeymiş gibi sanki bardaktan su içmak kadar normal odanın nefes alacak bir camı yoktu hiçbir yerde yoktu derin bir çığlık duydum

Odaya tekrar bir hemşire girdi beni tuttuğu gibi boş küçük ferah bir odaya bıraktı diğer hemşire'nin elinde her çeşitten 3 tane olmak üzere 14 ilaç vardı ilaçları aldıktan sonra yatağıma kadar taşındım bu ilaçların bir uyuşturucu etkisi vardı...

1 hafta sonra ;

Hayatın önemsizliğini daha iyi anladığım zamanlar oldu bu küflü duvarlar çok korkutucu kavgalar ve çeşitli çığlıklar... Tek kelime etmeden duruyordum rutin olarak banyo ya girip yemeğini yemek sonrada bir avuç dolusu ilaç almak daha sonra ilaç etkisinden kavga edenleri izlemek

- ilaç etkisinde olmadıkları zaman da oluyor-

Yanımda kalan yaşlı adamın sinirden krize girmişti o gün de normal bir şekilde odama dönüyordum yaşlı amca bağlandığı yeri kesmişti ayağı yerde duruyordu adam ayağını kesmişti! gözleri büyükçe açıldı

- gel bakalım küçük kurban

Diyerek bana yaklaşıyordu korkunç görünüyordu koridor boyu koştum bu bana ağırdı kalbimin kaldıramayacağı bir olaydı bu

- bak o benim bir askerim seni sınamaya karar verdim ne kadar başarabilirsin ?

Onu umursamadan devam etmem gerekiyordu doktorlar ve hemşireler delirmiş hastalardan korkmuyordu müdür zaten bir kaçıktı

Kimden yardım isteyecektim ?

Bir kol beni tuttu bana "Melek" diyebildi sadece tek bir kelime "Melek"

2

Bölüm sonu

1 yorum