Kael..."
Stella’nın dudaklarından dökülen bu isim, kütüphanenin yüksek tavanında adeta asılı kaldı. Günlerdir o büyülü kitapta duyduğu, uğruna gölgelerle savaştığı sesin sahibi, şimdi sadece birkaç adım uzağındaydı. Sırtı ona dönük olan siyah saçlı çocuk, adını duyduğu anda donakaldı. Omuzları hafifçe gerildi, ardından yavaşça arkasını döndü.
O sakin, derin ve gizemli bakışlar... Kitabın sayfalarındaki Kael ile birebir aynıydı. Ancak bu kez gökyüzünün yapay parlaklığı yoktu; üzerlerine kütüphanenin pencerelerinden süzülen gerçek, ılık bir ikindi güneşi vuruyordu.
Kael, Stella’yı gördüğü an gözleri hayretle açıldı. Bakışları hemen genç kızın ellerine kaydı. Stella da gayriihtiyari ellerine baktı; parmak uçları artık kağıt gibi şeffaf değildi, tamamen gerçek ve kanlı canlıydı.
Kael, danışma masasındaki kitaplarını unutup Stella’ya doğru yürümeye başladı. Her bir adımı, sanki yüzyıllardır süren bir esaretin bitişini kutlar gibi kararlıydı. Tam önünde durduğunda, aralarında sadece birkaç santim kalmıştı.
"Geldin," dedi Kael. Sesi, romandaki gibi bir yankı taşımıyordu; çok daha sıcak, çok daha insaniydi. "Hikayeyi gerçekten bitirmeyi başardın."
Stella, şaşkınlık ve rahatlamanın karışımıyla hafifçe güldü. Gözlerinden akan bir damla yaşı silerken, "Son sayfayı sen yazdın," diye fısıldadı. "Beni kurtarmak için kendi dünyandan vazgeçtin."
"Ben bir dünyadan vazgeçmedim, Stella," dedi Kael, yüzünde o çok iyi bildiği samimi gülümsemeyle. "Ben sadece kurgudan ibaret bir hapishaneyi bırakıp gerçek dünyaya, senin yanına geldim. Yazdığım en güzel satır sendin."
Kael elini uzattı. Stella, bu kez arkasından yaklaşan hiçbir gölgenin korkusu olmadan, Kael’in elini sımsıkı tuttu. Bu seferki dokunuş, mürekkep kokulu bir büyü değil, hayatın ta kendisiydi.
Birlikte kütüphanenin kapısına doğru yürürlerken, arkalarındaki masada kalan "Gölge Aşkı" kitabının bomboş sayfaları, rüzgarın etkisiyle son kez kapandı. Artık ne bir gölge vardı ne de yazılmış bir kader. Kendi hikayelerini, bugünden itibaren gerçek dünyanın beyaz sayfalarına, kendi iradeleriyle yazacaklardı.