İçeriğe geç

ROMANDAN AŞKA

Bölüm 13 · 2 dk okuma

ROMANDAN AŞKA

Bölüm 13

Geleceğin taslağı

Pencereden sızan ılık gece esintisi, eriyen dondurmanın tatlı kokusunu odaya yayarken Stella, hayatının en huzurlu anlarından birini yaşadığını biliyordu. Kael, ders masasının hemen yanındaki sandalyeye yerleşmiş, hayranlıkla odadaki kitaplığı inceliyordu. Yüzyıllarca kendi kelimelerinin hapishanesinde kaldıktan sonra, başkalarının hayal güçlerine dokunmak onun için hâlâ büyük bir şölendi.

​"Biliyor musun Stella," dedi Kael, parmaklarını kitap sırtlarında gezdirirken. "Eskiden her karakterimin ne zaman güleceğini, ne zaman ağlayacağını, hatta ne zaman öleceğini milimetrik olarak planlardım. Kontrol bende olmadığında dünyanın yıkılacağını sanırdım."

​Stella yatağının kenarına bağdaş kurup oturdu. "Peki ya şimdi?"

​Kael ona döndü, gözlerinde o eski, ağır yazar kasvetinden eser yoktu. "Şimdi, yarın uyandığımda havanın yağmurlu mu yoksa güneşli mi olacağını bilmemek bile bana müthiş bir özgürlük hissi veriyor. Hele ki o belirsizliğin içinde senin olacağını bilmek..."

​Aralarındaki o derin bağ, artık kelimelerin büyüsüne ihtiyaç duymayacak kadar olgundu. Kael ayağa kalktı, masanın üzerindeki beyaz defteri eline aldı ve sayfalarını yavaşça çevirdi. İstanbul'un sokaklarından topladığı insan hikayeleriyle dolan sayfalar hışırdayarak döküldü. Ancak defterin en arkasına geldiğinde durdu.

​Stella onun duraksadığını fark edip yanına gitti. "Ne oldu? Bir şey mi yazıyor?"

​Kael defterin en son sayfasını Stella’ya doğru çevirdi. Sayfada hiçbir yazı yoktu ama alt köşede, kurşun kalemle çizilmiş çok zarif bir taslak çizim yer alıyordu: Yan yana yürüyen iki kişinin silueti ve arkalarında yükselen eski bir kütüphane binası.

​"Bunu ben çizmedim," dedi Kael, sesi şaşkınlıkla kısılarak.

​Stella çizime daha yakından baktı. Çizimin hemen altında, çok küçük harflerle şu not düşülmüştü:

​"Kendi hikayesini yazanlara küçük bir hediye. Gerçek dünya, paylaşılan hatıralarla güzeldir. - N."

​Stella’nın yüzünde kocaman bir tebessüm belirdi. "Nolan..." diye fısıldadı. "Kendi dünyasında mutlu. Ve bize buradan bir selam göndermiş."

​Kael de rahat bir nefes alarak gülümsedi. "Görünüşe göre o da kendi bembeyaz sayfasını bulmuş."

​Kael defteri masaya bıraktı ve Stella'nın elini tuttu. Artık geçmişin hayaletleri, yarım kalmış taslaklar ya da korkutucu gölgeler yoktu. Sadece takvimin ilerleyen günleri, İstanbul'un hiç bitmeyen sokakları ve yaşanacak gerçek bir hayat vardı.

​Pencereden dışarıya, şehrin parıldayan ışıklarına baktılar. Hikayenin ilk cümlesi çoktan unutulmuştu, son cümlesi ise hiçbir zaman yazılmayacaktı. Çünkü gerçek hayat, sonu olan bir roman değil; her sabah yeniden başlayan sonsuz bir taslaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.