...
Mr. Brown koltuğa oturarak ebeveynlerime döndü ben de tüm bu olup bitenleri ayakta izledim .
─ Beni kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum . Kızınızın en prestijli okulda eğitim göreceğinin teminatını veririm . Lady (Leydi) Margaret çok disiplinli ve çok ciddi bir müdiredir . Gerekli her şeyi okulumuzda bulabileceğinize eminim . Yarın sabah tren kalkacak erkenden gelirseniz iyi olur . Bir gün erken gidip yurda yerleşmesi ve arkadaşlarıyla tanışması daha iyi olacaktır . O halde görüşmek üzere ben şimdi gideyim .
Mr . Brown oturduğu yerden ayaklanarak kapının yolunu tuttu . Annem ve babamda onu geçirmek üzere kalkmışlar ve peşine düşmüştü .Bense aldığım bu kara haberle birlikte sarsılmaya devam etmekteydim . Öylece ayakta dikilirken annemin sarsmaları ile kendime geldim .
─ Hey kendine gel . Neyin var ? Hadi gel bavulunu hazırlamamız lazım sonra da erkenden yatarsın .
'' Neden kabul ettiniz ? ''
Anneme diyebileceğim tek şey bu üç kelimeden ibaretti . Annem anlamazlıktan gelerek şaşkın şaşkın bakarken sorum tekrarladım .
'' Neden okulum değişmek zorunda ve neden yatılı olmak zorunda !? ''
─ Tatlım ...
Annem eliyle saçlarımı okşayarak gülümsedi .
─ Orada harika bir hayatın olacak , hem bu ayrılık değil . Her tatil günleri görüşeceğiz .
Annem bana tekrardan sıkıca sarılıp saçlarımı okşamaya devam etti .
─ Merak etme , asla ayrılmayacağız . Hadi gel eşyalarını toplayalım .
Annem benden ayrılarak üst katın , odamın , yolunu tuttu .Bende arkasından takip etmek zorunda kalmıştım . Benim hemen arkamdan da babam geldi .Annem çoktan odama girmiş ve yatağıma bavulumu açıp dolaplarımı karıştırmaya başlamışken bana yetişip annem gibi avutmaya çalışmıştı .
─ Hadi ama asma suratını , her şey geleceğin için . Orası en iyi okullardan biri ve sen en iyi okuldan mezun olup hayatına en iyi okuldan mezun olmuş biri olarak devam edeceksin . Orası sana çok şey katacak ; yeni arkadaşlar edineceksin , derslerin daha yoğun geçecek , her sıkıldığında yapabileceğin harika aktiviteler olacak . Okul sandığın kadar kötü olmayacak inan bana . Hadi gel şimdi annene yardım edelim bakalım .
...
Tüm bu bavul hazırlama sürecinden sonra ikisi tıpkı beni beş yaşımdaymışım gibi yatağıma yatırarak başımı beklediler ve ikisi de teker teker alnımdan öperek odadan çıktılar . Sanıyorlardı ki ben mışıl mışıl uyuyacaktım ama hayır tabii ki de sandıkları gibi olmamıştı . Ben başımda böyle bir stres varken , kaygılıyken , hele ki mutasyona uğruyorken nasıl uyuyabilecektim ki !?
Büyücü müydüm şimdi ben , istediğim her şeyi yapabilecek miydim , gittiğim okulda bana bunlar mı öğretilecekti , yeni arkadaşlarım benden daha mı başarılıydı bu konuda , uyum sağlayabilecek miydim , güçlerimi kullanamama konusunda benimle dalga geçecekler miydi ? İşte bütün bu soruların cevabı tamamen bilinmezlikti . Yaşamadan bilemezdim . Tüm bu düşüncelerimle birlikte uyumaya çalışıp aslında hiç uyumamış ve tavanı izlerken kalan vakitlerimi böyle öldürmüştüm . Güneşin doğmasına saatler kala ise yorgunluk tüm bedenimi ele geçirmiş uyku ise beni çıkışı görünmeyen karanlık bir girdaba çekmişti , kara deliğe !..
...
Rayların gıcırdayan sesi , istasyondaki kuru insan gürültüleri ... Ellerimde bavul kendi yolculuğumun trenini bekliyorum . Babam sağ tarafımda annem ise sol tarafımda . Yaklaşık üç dakika sonra önümde başka bir tren duruyor ve kapıları ardına kadar açılıyor . Tam da bineceğim saatte gelen bir tren .
Bineceğim tren , sanırım gelmişti .
Etrafıma bakınırken annemler banktan kalktılar . Bende peşlerinden kalkarak onları takip ettim . Trenin giriş kapılarından birine yaklaşırken Mr. Brown kadrajıma girmişti . Erkenden gelmemizi söyleyip geç kalan şu dünkü adam !
━ Hadi vakit kaybetmeden binelim , veda ettiniz mi ?
Mr. Brown'un söyledikleriyle annemlere tekrar döndüm . İki elimde bavullarım ile doluydu . Annemin o sıcacık gülümsemesini görünce dayanamadım . Bavulları olduğu gibi yere bırakarak annemin kucağına atladım . Annemle sıkı sıkı sarılırken babam da gülümseyerek saçlarımı okşuyordu .
Mr. Brown'un bavullarımı aldığını duyarken hala annemlerden ayrılmamıştım , ayrılmak istiyor muyum diye sorsanız ona da olumsuz cevap veririm . Bunu ben istemedim , bu ayrılık benim kontrolüm dışında gelişti , nasıl bu kadar kısa sürede beni gözden çıkarmışlardı , nasıl fikrimi sormadan benim için en iyiyi seçtiklerini düşünerek böyle bir karara varmışlardı !?
Affetmemek isterdim ; kırılmak , küsmek isterdim ama nafile . Her şeyden çok sevdiğim , çok değerli iki insana nasıl yapabilirdim ki bunu ? Ne kadar onlardan uzaklara gitsem kalbimden de aklımdan da çıkmayacaklardı . Tek ailemlerdi , akrabam bile yoktu . Sadece o ikisi vardı . En yakınlarım , yanlarında en mutlu olduğum ve yanlarında en çok huzur bulduğum ... Arkadaşlarımla bile bu kadar hissetmemiştim ayrılık da pek kalbime dokunmadı ama ailemden kopmamın verdiği o burukluk ... İşte o asla tarif edilemez bir histi !..
Zorlukla onlardan ayrılarak gözümden akan bir damla yaşı silerek arkamı döndüm ve trene bindim . Mr. Brown'un arkasından bir kompartımana geçtim . O bavullarımı yerleştirmiş ben ise direk yerime oturmuştum . Kalkış saati geldiğindeyse ailem tamamen arkada kalmıştı . Tıpkı diğer insanların daha hasret gideremeden sırf kalkış saati geldiği için trene binmek zorunda kaldıkları gibiydim , kırık , umutsuz , hüzünlü , tedirgin , kalbi sıkışmış ve ruhu sökülmüş , tamamıyla boşluğa düşmüş bir vaziyette !
Ayrılığı tarif etmesi istense bakkala gidip gelmek olacak bu kız upuzun zorlu bir yolculuğa çıkmıştı , tek başına yanında hiçbir tanıdığı olmadan !..
Mutlu insanlar gibi geçip giden yol manzaralarını trenin camından izlemek istemiyordum , hayatımda olmadığım kadar mutsuzdum çünkü ! Başımı koridordan tarafa çevirerek cama sırtımı verdim . Mr. Brown yolculuk boyu beni izlese de bakışlarım bir kere bile kendisiyle kesişmemişti . Nasıl hiç tanımadıkları bir adama beni emanet edip beni böyle bir yolculuğa çıkarmışlardı !?
Tren geçip giderken sadece el sallamakla yetinmişlerdi , avutma bile çabasına girmediler . Sadece sarıldık ve o an yollarımız ayrıldı , tıpkı iki sevgilinin birbirine son yakınlaşmaları ve geri dönüşü olmayacak sessiz vedasıydı .
...
━ Yaklaşık yarım saat kaldı , heyecanlı mısın ?
Mr. Brown'un yüzüme karşı söyledikleri nedeniyle gözlerimi ayaklarımdan çekerek ona dönmek zorunda kalmıştım . Şaka mı yapıyordu bu adam !? Şaka yapıyor olmalıydı !
'' Anlamadım !? ''
━ Bu kadar depresif olma . Hayatın güzelleşti haberin yok .
Gözlerim fal taşı gibi açılmış öylece bakakalmıştım .
'' Ne diyorsun ya !? Ne hissettiğimin farkında mısın !? ''
━ Geçecek ...
Gözlerimi devirerek başımı camdan tarafa çevirdim . Tünele yaklaşmıştık .
'' Söylemesi kolay ! ''
━ Aynı yollardan diğerleri de geçti , tıpkı senin gibi ama onlar alıştılar ve şuan size emanet edilmiş güçlerde ustalaşmaya çalışıyorlar . Hala anlayamıyor musun kışın ruhunu yaşatıyorsun ! Son taş seni seçti . Sıradan bir insan değilsin artık , istediğin her şeye sahip olabileceksin , ustalaştıkça istediğin her şeyi yapabileceksin .
Kaşlarımı çatarak tam da karşımdaki benden yaşça büyük adama dönüp baktım .
'' Ne gibi !? ''
━ Tahmin edebileceğinden de fazlası !.. Emin ol , öğreneceksin !
Bakışlarımı adamın yüzünden çekerek trenin tavanına dikerek arkama yaslanıp kollarımı bağladım .
'' Hemen şimdi mi olmak zorundaydı !? ''
Gözlerimden yaşlar öyle bir akıp gitmek için beynimden bir komut bekliyordu ki çok zor dayandım . Akmamalıydı , şuan değil , yalnız kalamadan değil !..
━ Büyük güç büyük fedakarlık gerektirir . Güçlü olmak için bir şeyleri feda etmen gerekir ; hayat adil değil , bilirsin .
'' İstemiyorum ! ''
━ Emin ol isteyeceksin . Merak etme alışacaksın , arkadaşlarınla da iyi anlaşacaksın . Ve sakın boş yere ailene kızma , böyle olması gerekiyordu !..
'' Anlamadım !? ''
Şaşırmış gözlerle Mr. Brown'un tam da gözlerinin içine bakıyordum .
'' Senin bunla bir ilgin yok değil mi !? Yapmadın hiçbir şey değil mi !? ''
━ Senin derhal getirilmen gerektiği söylendi ve bende kolay ikna olmalarına yardım ettim diyelim .
O kadar rahat söylemişti ki kendisinden artık tam anlamıyla nefret ettiğimin farkına varmıştım . Hayatımı çalmış , yetmemiş ailemin aklıyla oynamıştı !
━ Kendine gel ! Kötü ruhlar peşlerine düştüğünde kendini koruyabilmeyi bilmen gerek . Aydınlığın arkasında mutlaka bir karanlık vardır . Yoktan yere bu lütfu kazanmadın ; seçildin çünkü bir sorumluluğun var , kaderin !.. Artık sızlanmayı kes bu saatten sonra yeni üyemizsin ve potansiyeline ulaşana kadar tıpkı diğerleri gibi eğitileceksin , kurallara uyduğun sürece istediğin her şeyi yapabilecek , uymadığın takdirde de cezalar alacaksın . Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama aileni tekrar görebilmek ceza almamaktan ve işini düzgün yapmaktan geçiyor ! Bilmem anlatabildim mi !?
Kaşlarımı çatmış ellerim göğsümde birleşmiş bir şekilde etrafa göz gezdirirken umursamazlık her zerresinden anlaşılabilecek ses tonumla adama karşılık verdim .
'' Gayet açık ve net ! ''
Sıkmış olduğum dişlerimin arasından !..
...
Yarım saatlik yolculuğun ardından nihayet istasyondaydık , tren durmuş ve trenden inme zamanımız gelmişti . Mr. Brown umursamadan bavullarımı almış kapıya doğru ilerlerken ancak onu takip etmeyle yetinmiştim . Buradan sonra da ancak bunu yapabilecektim !..
━ 15 dakikalık taksi yolculuğu sonrası yeni evin seni bekliyor olacak Rachel .
İki hızlı adımla adamla aynı hizaya gelerek alttan alttan sinirli sinirli baktım Rachel isminden nefret ediyorum !
'' Bana Rachel demeyi kesin ! Adım Faith . ''
━ Pekala Faith ... Gerçek adının Faith olduğunu söylüyorsan bize de uymak düşer .
Mr. Brown bastonunu kaldırarak gelen taksiyi durdurdu . Taksici inip bavulları elinden alırken arka koltuğa geçip oturmuştum .
Araba hareket ettikten tam 15 dakika sonra , tıpkı Mr. Brown'un da dediği üzere , araba büyük bir binanın önünde durmuştu . Sandığımdan da büyüktü ve hiç de ıssız bir yerde değildi , tam da şehrin göbeğindeydi ! Saklanmamız gerekmiyor muydu , saklanmamız gerekmediği bir dünyada mıydık , güçlerimin olması beni insanlar tarafından uzaylı ilan etmeyecek miydi , okul şehrin göbeğindeydi ve korkulacak ; gerilecek hiçbir şey yok muydu yani !?
Mr. Brown parayı ödeyip bavullarımı aldığında taksi de uzaklaşıp gözden kaybolmuştu . Mr. Brown harekete geçip önden önden adımlayarak binaya giriş yaptığında bana da her zamanki gibi onu takip etmek düşmüştü .
Bu büyük binaya göre etraf sandığımdan da sessizdi , herkes neredeydi ? Boylamasına 20-25 katlı olan bu binada sesin yankılaması gerekirken binada tek bir toz bile uçmuyordu . Şaşkınca etrafı süzerken Mr. Brown boğazını temizleyerek tekrardan konuşmaya başlamıştı .
━ Bu taraftan . Önce yerleşmenize yardım edeyim . Yarından itibaren sende diğerleri gibi kurallara uyacak ve derslere gitmeye başlayacaksın ama şimdi ... Beni takip edin , kalacağınız odaya götüreyim sizi .
Mr. Brown'u takip ederken kocaman binanın her bir karışını teker teker gözlerimle gözlemlemeye , kafamda yer ettirmeye çalışıyordum . Ağzım açık etrafı süzerken merak ettiğim bir soruyu sordum . Saçma ama nedeni merak ...
'' Okul ve yurt aynı binada mı , bu bina niye bu kadar büyük ve sessiz ? ''
━ Ders saatleri içindesin ama neyse ki sizin takviminiz farklı . Arkadaşlarınla yurtta tanışacaksın , bu yıl içerisinde senden önce gelen ç arkadaşın .
'' İlkbahar , Yaz ve Sonbahar ... ''
━ Harika ! Mevsimleri saymayı öğrenmişsin . Bu taraftan !
Gözlerimi inanın saymadım bu kaçıncı devirişim olsa da Mr. Brown bunların hiç birini umursamamıştı . Bıkkın bıkkın arkasınca giderken ilk sorumu hatırlamış olacak ki beklemediğim bir anda soruma cevap olacak türden konuşmuştu .
━ Ve evet yurt ve okul aynı binada . Tıpkı kafeteryanın , yemekhanenin , güç salonunun , spor salonunun , müdire odasının , çalışan odasının , yüzme havuzunun , parti salonunun ve daha birçok şeyin de olduğu gibi .
Ağzım açık şaşkınlıkla Mr. Brown'a bakarken buranın küçük bir şehir olduğunu da dile getirmiştim . Adeta bu binaya küçük bir şehir sığdırmışlardı .
'' Bu küçük yere kocaman bir medeniyet sığdırmışsınız . Küçük bir şehir adeta ! ''
━ Her şeyin tek açıklaması : Lady Margaret !.. Her şey onun elinden geçti , her şeyi o tasarladı . gün içinde tüm tesisi gezme fırsatı bulabileceksin , merak etme . Ama önce yurt kısmına geçmeli ve seni odana yerleştirmeliyim . Eşyalarını yerleştirdikten sonra ufak bir tur yaparız ve sana gelecekteki derslerin için bir çizelge veririm . Ve tabii öğreneceğin çok şey var , onları seninle uzun uzadıya konuşmam gerekecek ; tıpkı diğerleriyle de konuştuğum gibi .
'' Neden burada olduğum , buranın neresi olduğu , neden ders aldığım , ruhların ne olduğu , neden mevsimler , ve daha birçok soruma cevap mı yani ? ''
━ Tam da üstüne bastın aynen öyle !
Madem cevap alacaktım , beklemeye değerdi . Hala kolyeyi çıkartabilecek güçlü ellere ihtiyacım vardı . Bu yüzden daha fazla diretmeden ve daha fala soru sormadan yola sessizce devam etmeye karar verdim . Çok geçmeden tesisin yurt kısmına varmıştık . Mr. Brown bir odanın kapısının önünde durarak kapıyı elini göstererek hiç kapının kulpunu bile çevirmeden açtı . Ve yine elinden bir ışık çıkıvermişti .Bu sefer neredeyse tamamen görünmez bir şekilde .
Oda numarasına baktım 116 .
Burada 116 tane oda var mıydı !? Yoksa sayılar değişik bir örüntüde mi gitmekteydi ? Hiçbir şey bilmemek
ile beraber kendimi Mr. Brown'un ardından odaya attım . Kapı eşiğinde durmuş kapının aralığından başımı uzatmış içeriye bakarken Mr. Brown kapıyı ardına kadar açmıştı .

