...
Karlı hava gibisi yok ! Bazı insanların aksine karlı havayı çok seviyordum ve kendimi dışarıdan eve atmakta çok zorlanıyordum . Kışın doğmuş birisi olarak kış benim favori mevsimim ve hayatımın anlamıydı . Ve kışın aksine yazı hiç sevmiyordum . Doğanın uyanması böcekler , güneş ışığı ... Güneş ışığı bünyeme zararlıydı adeta .
Kar yağışı fazla yoğun sürmemişti haliyle okullarda tatil olmadı . Kahvaltımı yapar yapmaz okulun yolunu tuttum . Servisle gidip geliyordum . Servis durağa geldiğinde ben ise çoktan evden çıkmıştım . Servisteki boş koltuklardan birine yerleştim . Evin okulla arası toplu taşıma ile yirmi dakika idi . Yürüyerek bu kırk - kırk beş dakikayı bulurdu herhalde .
Servis okulun önünde durunca herkesle birlikte bende servisten indim . Hava ne kadar da güzeldi . Bunu hiçbir zaman söylemeden edemeyeceğim kışa bayılıyorum !
Bugün bir de okulda beden eğitimi ve spor dersi vardı . En sevdiğim derslerin başında gelir . Koşmayı ve spor yapmayı da severim çünkü .
İlk ders kimya idi , sonrasında da İspanyolca dersi bizi karşılıyordu . Seçmeli dil dersi ... Ve ben üç seçenek arasından İspanyolcayı seçmiş ve diğer İspanyolca seçenler ile aynı sınıfta aynı dersi işleyecektik .
Tüm bu zihinsel dersler geçtikten sonra tamamen fiziksel bir ders olan beden dersi okulumuzun harikulade spor salonunda yapılacaktı . Kimyayı ne kadar sevmesem de İspanyolca dersleri eğlence geçebilirdi . Sadece tek sıkındı beden dersini beklerken derslere kafa verememem oluyordu .
Neyse ki tekrar için evde bol bol boş vaktim vardı ki telafini hızlıca yapabiliyor ve hiçbir konuda eksik kalmıyorum sınavları da yüksek başarı ile veriyordum . Çalışarak başaramayacağımız hiçbir şey olmadığına inanıyorum . Bu yüzden de çalıştığım için notlarım fazlasıyla yüksek , tam aksi olmasaydı zaten absürt olmaz mıydı ?
Her neyse , bunların ne önemi var ki !? Şimdi beden dersinde gece gördüğüm korkunç kabusları ve sabah devam eden halüsinasyon ile illüzyonların stresini atacaktım ve rahatlayacaktım .
Ama tabii önce okulumuzun bir yemek molası vardı önümde . Öğle arası gelmiş ve öğrenciler yemekhaneye akın etmişti .Öğle arası bittikten sonra harika bir beden dersi ve sonrasında da müzik dersi beni ve sınıfımı bekliyor olacaktı .
Sınıftaki en yakın arkadaşım Caroline ile derslikten çıkarak yemekhanenin yolunu tuttum . Zamanında yetişmiştik ki pek fazla sıra yoktu hemen tabaklarımızı alarak boş masalardan birine yerleştik . Bizim arkamızdan da Eliott ve Sarah gelmişti . Dörtlü bir kız grubuyduk ve içlerinden en yakın arkadaşım Caroline idi . Yanıma oturan Sarah ile konuşmaya dalmış ve yemeğimi yerken o sırada diğer arkadaşlarımı bana bir sürpriz hazırladıklarının farkına bile varamamıştım .
━ İyi ki doğdun Faith !
Şaşkınca önümde oturan iki arkadaşıma döndüğümde Caroline'nin küçük bir pasta tuttuğunu fark ettim . Eliott masaya doğru eğilerek hepimize fısıldadı .
━ Hemen dilek tut ve mumu üfle . Dikkat çekmeden ...
Gülümseyerek onlara döndüm . Bu düşünceleri gerçekten beni mutlu etmişti . Okulda ateş yakma yasağı bile olsa sırf dilek tutabileyim diye yanlarında çakmak da getirmişlerdi . Başımı onaylarca istemsizce sallayınca Sarah gülümseyerek cebinden çakmağı çıkarıp Caroline'ye uzattı .
━ Hazır mısın ?
Bu soru tam da dilek tutup tutmadığımın sorusuydu . Ne istiyordum yeni yanışımdan , beklentilerim neydi ? Aslında adım kadar iyi biliyordum .
'' Hazırım hadi hadi ! ''
Caroline gülerek pastanın üstünde 16 sayısı olan mumu yaktı . Bende hızlıca dileğimi dileyerek üfledim . Umarım gerçekleşirdi ...
━ Ee ne diledin !?
Eliott sabırsızca ortaya atlarken gülmeye başlamıştım , dilekler söylenir miydi ki ? Sarah tam da bu düşüncelerimi dile getirmişti .
━ Dilekler söylenirse gerçekleşmez ki şapşal !
Daha fazla gülmeye başlarken Caroline cebinden bir kutu çıkardı . Pembe bir kutuydu .
━ Bak bakalım beğenecek misin ?
Kutuyu Caroline'den alarak hızlıca fiyongunu çözdüm ve kutuyu açtım . Kutunun içinden masmavi parıl parıl parıldayan bir bileklik çıkmıştı .
Bileklik hediyemle aşk yaşarken Caroline'nin su altından gibi gelen sesini duydum . Bileklik ile o kadar çok bağlanmıştım ki sesini işitmekte zorlanmıştım . Tüm dikkatim bana hediye alınmış bu şahane bileklikteydi çünkü !..
━ Umarım beğenmişsindir .
Nutkum tutulmuştu adeta , beğenmek ne kelime !?
'' Bayıldım tabii ki de ! Çok teşekkür ederim . ''
━ Hadi gel takalım , getir kolunu . ''
Elimi Caroline'ye uzattım . Mavi bilekliği bileğime taktığında adeta bende bir anlam kazanmıştı , ışıl ışıl parlamaya başlamıştı . Göz alıcı bir tasarımı vardı , en iyi arkadaşım zevklerimi çok iyi biliyordu !
'━ Bu da benden sana !
Eliott gülümseyerek elindeki hediye paketini uzattı . Heyecanlı olduğu tüm hal ve davranışlarından belliydi . Daha fazla onu bekletmeden hızlıca hediye paketini açtım . İçinden mavi bir fular çıkmıştı . Yanında da küçük buz mavisi renginde simli bir kare kağıtta da not yazmaktaydı . Fuları paketinden çıkararak boynuma taktım ve bağladım . Telefonumun kamerasıyla kendime bir bakış attım . Harika görünüyordu . Hem bileklik hem de fular çok yakışmıştı . Caroline fulara göz gezdirirken o sırada kolye zincirimi fark etmiş ve üzerime uzanarak kolyemi meydana çıkarmıştı . Bilinmezin bana vermiş olduğu doğum günü hediyemi !.. Ah evet tüm bu yaşananlar gerçekten yaşandığı ve tamamen kabus olmadığından o kolye de gerçekçi .
━ Kolyen ... Çok güzelmiş , ve de çok değişik .
Caroline'ye gülümseyerek cevap verdim .
'' İlk doğum günü hediyem . ''
━ Annen mi aldı ?
'' Evet , uyanır uyanmaz komodinimin üzerinde buldum . Annem bırakmış . ''
- Aa hadi ama ! Daha benim hediyemi açacak , sona tartışırsınız .
Sarah Caroline ile olan konuşmamızı yarıda keserek kendi hediyesini bana uzattı . Beyaz karton ve pembe askılı bir çanta beni karşılamıştı . İçine batığımda mavi bir hediye paketiyle karşılaştım . Tamamen küp şeklindeydi . Çantanın içinden hediye paketini alarak açmaya başladım . Hediye paketini açınca bu sefer de karşıma kutu çıkmıştı . Eliott ve Sarah gülüşürken Caroline dikkat kesilmiş ve kutunun içinden çıkacak şeyi beklemekteydi . Ve bende arkadaşımı daha fazla bekletmeden kutuyu açmıştım . İçinden çıkan şey ile nefesimin kesilmesi ve ayaklarımın bağının çözülmesi bir olmuştu . İçinde kar tanesi olan gri , harika bir kar küresi idi !
Öğle arasından sonra tekrar dersliklere döndük tabii bizim sınıfın dersi bedendi bu yüzden de biz doğruca spor salonunun yolunu tuttuk . Her zaman söylemeden edemeyeceğim spora bayılırım , beden derslerine bayılırım . Daha önce de söylediğim gibi kış mevsimini ve kar yağmasını da çok severim . Buna bağlı mıdır bilmem ama en sevdiğim renk de mavidir . Tıpkı isminin renginin de mavi oluşu gibi .
Tempolu koşu , ısınma egzersizleri sonrası asıl ders başladı . Bana göre ders asıl şimdi başlıyordu . Parkurlu koşu yarışı !..
Her zaman sınıfımın en hızlısı ve en çeviğiydim , benim olduğum takım her zaman bir adım önde !
Takımlar oluşturulduğunda sırayla parkurların başına geçtik . İki parkurda birbirinin aynısıydı . Zıplamalı , atlamalı , altından geçmeli , çekmeli çeşit çeşit engelleri geçtikten sonra bayrağı alarak son hız parkurun yanından engelleri geçmeden takım arkadaşlarına kadar koşmalı bir parkur . Bitiş çizgisine ilk ulaşan takım bir puan alıyor ve bütün yarışmacılar bitince en çok puanı toplayan kazanıyor . Beraberlik durumunda ise seçilen iki kişi tekrar yarışıyor ve kazanan kişi takımını da kazandırmış oluyor .
İşte tüm detaylar bu kadar , şimdiyse oyun vakti !..
Takımıma güveniyor muydum ? Evet , kendime güveniyordum !
On ikişer yarışmacı bulunan iki takım teker teker yarışmaya başladı . Ben beşinci olarak yarışacaktım . Şu ana kadar çıkan dört kişiden sadece biri galibiyet alabilmişti bizim takımdan . Eh hadi o zaman ikinci galibiyet de benden gelsin !
Düdük sesi ile yarışma başladı . Çok atik çıkmıştım kulvardan . Lastikleri teker teker zıplayarak geçtim ve birkaç engelin altından geçerek hızla ilerledim . Önüme çıkan üç engeli zıplayarak geçtikten sonra önümdeki ipi çekerek yolumu açtım . Daha sonrasında da bayrağa doğru süratle koştum ; takımımızın bayrağı maviydi , en sevdiğim !
Bayrağı aldıktan sonra engelleri es geçerek yanlarından son hız arkadaşlarıma doğru geldim . Bu sırada benimle yarışan şahıs daha bayrağa yeni ulaşabilmişti . Ah bu nasıl eşleşme idi daha son raddeme bile gelmemiştim , hiç adil bir yarış olmamış ve emek bile vermede puanı takımıma kazandırmıştım .
Oturaklarda kimlerin galip geleceğini izlerken diğer arkadaşlarım tezahüratlarla meşgul ediyordu kendini . Son iki kişi kalmıştı . Son iki kişi kazanamazsa hükmen mağlup olacaktık , iki puan önümüzdelerdi . Benim Pearl ile eşleşmem gerekirdi . Onu yendiğimde aramızdaki puan farkı sadece bir olabilir veyahut beraberliğe kalmadan kazanabilirdik .
Düdük eşliğinde yarışma tekrar başlamıştı . Bizim eleman çok yavaş olsa da karşı takımdaki eleman fazla stresliydi . Stresi ona sürekli yanlış hamleler yaptırdığından takım arkadaşım zaman kazanmış ve rakipten daha önce parkuru bitirip takımımıza bir puan daha eklemişti .
Artık geriye son bir oyun kalmıştı ve yarışacak kişi Sarah idi . Ne demişler solistler en son çıkar ! Benden sonraki en hızlısı oydu .
Arkama yaslanmış , ellerimi önümde bağdaş kurmuş ve ayaklarımı uzatarak yayıla yayıla oturmaya başlamıştım . Fazlasıyla rahattım . Çoktan kazanmıştık . Sarah sayıyı alacak final oyununda Pearl ile karşılaşacak sonrasında da onu yenerek takımıma galibiyeti kazandıracaktım . İşte bu kadar kolaydı .
Sonu tahmin edilebilecek kadar net bir sonuç !..
Sarah'ın galibiyeti ile takımlar bir araya gelmiş ve kimlerin yarışacağına karar kılmışlardı . Tam da tahmin ettiğim gibi Pearl ile yarışacaktım . İki takımında en hızlıları !
Pearl ile parkurun başına geçip beklemeye başladık . Sonrasında da düdük eşliğinde yarışmaya başlamıştık . Hızlarımız oyun başında neredeyse eşitti , sebebi yorulmadan hızımı son etaptaki düz koşuya saklamamdı .
Engelleri hızlı hızlı geçerek bayrağa ulaşmıştım . Aynı anda bayrağı almıştık .Tam bayrağı almış geri dönüyordum ki bir anda bayrak ellerimden kayıp gitmişti . Takılmış olamam , değil mi? Bayrağı geldiğim gibi alamayınca Pearl'e zaman kazandırmıştım . O da benim gibi tüm hızını sona saklamıştı . Tüm hızıyla bitiş çizgisine koşmaktaydı . Bayrağı geri dönerek asılı olduğu yerden sertçe çektim ve sonrasında da yola devam ettim . Elimden geldiği kadar hızlı koştum . Aradaki farkı kapatmıştım ve sadece bir adım arkasındaydım .
Hızlanarak onu geçtim artık bitiş çizgisi yakındı , birkaç koşar adımıma bakıyordu . Neredeyse başa baş giderken onu geçmek için elimden gelen tüm gücü işte orada kullanmıştım .
Şanssızlığım kaybetmeme neden olamayacak kadar hırslıydım !
O galibiyet benim olmalı !
Kolyemin sıcaklığı boynumu yakarken yanımdan hızlı bir rüzgar saçlarımı dalgalandırarak geçip gitti . Bir anda hızlanmıştım . Ayaklarım istemsizce seri bir şekilde hareket ediyordu . Gerçekten çok hızlı olmuştum , bir anlık için ...
Anında hızlandığım gibi kontrolümü kaybedip anında yavaşlamam bir olmuştu . Ayaklarım birbirine takıldığını sanmıştım oysaki hızım bir anda durunca dengem şaşmıştı . Yere kapaklanırken Pearl'in beni geçip bitiş çizgisine vardığını gördüm .
Nasıl olmuştu bu , nasıl olurdu !?
Başım deprem hissiyatı verircesine dönerken yerden kalkmaya çalışıyordum bu sırada da rakip takım kutlamakla meşguldü . Yanıma ilk gelenler arkadaşlarım Caroline , Eliott ve Sarah olmuştu .
Yine etrafı boğuk sesler sardığında beynim karıncalanmaya başladı , kalp ritmim hızlanmıştı . Ne oluyordu !? Artık rüya da değildi bu .
Ani bir şekilde anlamlandıramadığım bir şekilde kendimden üstün bir performans sergilemiş bunun sonucunda da bacaklarım adapte olamamış ve yere kapaklanıvermiştim . Ama bu ani hız nereden gelmişti ?
Kesinlikle ama kesinlikle sahip olabileceğim bir hız değildi ama sahip olmaya başlamış olacağım ki şuan bu yaşanmıştı .
Sorunum neydi bilmiyorum ama çözene kadar durmayacaktım !
━ Ne oldu birden Faith ?
'' Bilmiyorum Sarah ... ''
━ Böyle takılıp düşmen imkansız .
'' Bunu bende biliyorum . ''
━ Halbuki her şey iyi gidiyordu .
'' Konuşmasak ? ''
━ Hadi hadi kalk , ders bitti . Soyunma odalarına geçiyoruz .
Sarah beni kollarımdan tutarak kaldırınca Caroline de koluma girmişti . Daha sonrasında da soyunma odalarının yolunu tutmuştuk .
Üstümüzü değiştirip okula döndüğümüzdeyse dersin başlangıç zili duyulmuştu . Ders ise müzik ! Son dersimiz .
Müzik dersi bittikten sonra eve dönebilecek ve yatağımda bugün olan her şeyi bir bir sorgulayabilecektim .
Müzik dersinde enstrüman çalmayı öğreniyorduk . İlk enstrümanımız keman olmuştu . Çoğunluk ne derse o !
Keman aslında güzeldi , çalmayı becerebildikten sonra tabii !
Notaları öğrenmiştik , kemanı kavramayı ve yayı nasıl kullanabileceğimizi de . Sadece bize tek gereken işin pratiği idi . Çalışa çalışa , pratik yapa yapa , ezgiler çala çala en sonunda öğretmenimizin istediğini duruma gelebilecek , keman çalmayı öğrenmiş olabilecektik .
Bugünkü ders ise buna bir ilk adım niteliğinde olmuştu . En kolay ve en bilindik bir parçayı çalmaya çalışmış ve sürekli bunun provasını almıştık . Her defasında tellerden abuk sabuk ses gelse de kimi zaman kemanın sesi kulağımıza güzel bir his bırakıyordu .Ben iyi çalabilsem bile arkadaşlar sürekli ritmi bozuyor kemanlardan cızırtılar çıkartıyorlardı . Bazen de aynı cızırtıyı ben çıkartıyordum , bir türlü senkronize olamamıştık ama eninde sonunda bunu da halledip yüksek puan alabileceğime inanıyordum .
Ders bittikten sonra artık eve dönüş vaktiydi . Sırt çantamı alarak doğruca servislerin yolunu tuttum . Arkadaşlarımla da servise binerken ayrılmıştım . Sarah ile Eliott aynı servisle gidiyorken ben Doğu tarafına giden servise biniyordum . Caroline'yi ise annesi veya babası iş çıkışı gelip alıyorlardı o da servise hiç mi hiç ihtiyaç duymuyordu . Sabah ve akşam sürekli onlarla birlikteydi .
Servisten indiğim gibi doğruca evin yolunu tuttum . Anahtarım olduğu için kapıyı falan çalmaya da ihtiyaç duymamıştım , kilidi çevirerek direk kapıyı açmış ve içeriye girmiştim .
Ardımdan kapıyı kapatarak anahtarlığı da ayakkabıya bıraktıktan sonra içeriye geçtim . Doğruca merdivenlerden çıkarak odamın yolunu tuttum . Çantamı masanın yan tarafındaki boşluğa koyduktan sonra üstümdeki kot ceketi çıkararak dolabıma geri astım . Gardıroptan rahat birkaç kıyafet alarak okulda giydiklerimle değiştirdim . Tamamen eve uyum sağladıktan sonra da odadan çıkarak aşağıya indim . Ses gelmediğine göre annem de evde yoktu babamda . Tek kardeş olunca da evde başka birini de aramama gerek yoktu şuan tamamen evde yalnızdım .
Mutfağa girdiğimdeyse annemin notu ile karşılaştım .
'' Tatlım dolapta tam senlik yemekler var onları ısıt ye ben akşam babanla geleceğim . ''
Notu alıp buruşturarak çöp kovasına attıktan sonra doğruca buzdolabına yöneldim . Gerçekten tam benlik şeylerdi . Hızlıca çıkarıp ocağa koydum ve ısıttım . Onları bir güzel yedikten sonra da odama çıkmıştım . Temel ihtiyaçlarımı da karşıladığıma göre artık önümdeki probleme odaklanabilirdim , bana tam olarak ne veya neler olduğunun !?

