İçeriğe geç

reTro

Bölüm 6 · 16 dk okuma

reTro

Bölüm 6

‘Senden Önce Senden Sonra’

(Teoman-> Senden önce senden sonra, bölümün şarkısıdır, onunla dinleyebilirsiniz 🤍)

Geceden beri gözüme uyku girmiyordu. Bir yandan uyumaya da çalışıyordum çünkü davette ölü olup, zombi diye benden kalmasın istemiyordum.

Telefonuma gelen kimden olduğu da belli olmayan bu mesajlar beni neden bu kadar çok geriyordu anlamıyordum. Hayır ben bunu neden engellemiyordum ki?! Saatin dokuz olmasına beş dakika kalmıştı ve ben sadece iki sat uyumuştum. Stresle alarmımı kapattım. Davet akşam yedide başlayacağı için rahattım. Kafamı yastığa koydum ve uykunun kollarına kendimi teslim ettim.

...

"Sezin yuh ama artık ya!" Diyen boğuk bir sesle uyandım. "Uyansana salak." Dedi.

Gözlerimi ovuştururken mırıldanıyordum. "Ya! Geceden beri uyumadım ben rahat verin." Dedim.

"Saatin kaç olduğunu biliyor musun hanım?" Dedi. Ezgi'ye benziyordu sesi. Neden beni hep bu uyandırıyordu? Annemi istiyorum ben.

Gözlerim kapalıyken konuştum. "Kaç?" Dedim sıkıntıyla.

"Saat üç buçuk be!"

Hızla ayaklandım. "Şaka de! Öğlen mi sabah mı?"

"Aptal." Deyip alnımı parmağıyla itti Ezgi. "Düşün bakayım sabah olabilir mi?"

"Ben duş almadım hazırlanmadım. Hiç bir şey yapmadım hayır!" Dedim ağlayarak.

"Ben olmasam asırlardır uyuyacaktın uyuyan güzel."

"Bir pamuk prenses bir uyuyan güzel diyorsun birini seç."

"Sen ikisiyken bu imkânsız." Omzuna vurup kapının arkasında ki askılıktan bornozumu aldım. Odamızda banyo vardı. Oraya girip kapıyı kilitledim ve ayna da kendime baktım. Gece sırf sabah duş alacağım için makyajımı silmeyip üşengeçlik ettiğimden dolayı maskaram akmış ve korkunç görünüyordum. Canavar mıyım ben bu ne?! Ağlayarak duşa kabine girip suyun sıcaklığını ayarladım ve hızlıca bir duş alıp çıktım.

Önce makyajı halledeceğim için dolaptan makyaj malzemelerimi çıkarıp lavaboya koydum. Atmış olabilirim. Boşverin. Üstümdeki bornozla hafif abartılı ve tüm yoğunluğu göze verilen bir makyaj yaptım. Bugün göz altıma kalem sürmek istemiştim ve yeşil çam oyuncularına dönmüştüm. Bu nedenle hızlıca bunu sildim ve aynısını kahverengi kalemle çektim. Çok doğal ve ela gözlerime uyumlu bir ton sağlamıştı. Bu daha iyiydi. Makyajı böyle halledip dudağıma mat bir ruj sürdükten sonra banyodan çıktım.

"Sonunda çıkabildin." Dedi Ezgi. Beni görünce durdu ve gülümsedi. "Makyaj yakıyor." Havadan ona öpücük attıktan sonra dolabımın kapağını açtım. Ne giysem diye oturup düşündükten sonra dün butiğe gittiğimde Sahran'ın bana yakışacağını düşündüğü ve önerdiği elbise aklıma geldi. Askılıklara yönelip o elbiseyi aldım. Bence giysem mutlu olurdu. Makyajımla uyumlu elbise bana yakışmıştı. Bebek mavisi tonlarda çok güzel bir kumaşı vardı elbisenin. Modeli çok güzeldi.

(Giydiği elbise ve kombin bu arkadaşlar, beğenmezseniz kendi kafanızdakiyle devam edebilirsiniz tabii ki. Normalde böyle fotoğraf falan koymam ama içimden geldi 🤍)

Saçlarımı açık bırakıp dalgalandırdım. Güzel olduğumu düşünüyordum. Bir anda fazla abartılı olup olmadığını düşündüğüm için Çiğdem'i aradım. İlk çalışta hemen açtı. "Efendim canım?"

"Çiğdem böyle olmuş mu sence yoksa çok mu abartılı?" Dedim görüntülü konuşurken bir yandan da kombinimi gösteriyordum.

"Oha oha. Bayıldım çok güzel olmuşsun ne abartısı. Kerem, Bora ile konuşuyormuş orası özel davet demiş. Herkes seninle aynı giyinecekmiş normal yani. Kerem'e sormuştum. Birde bana bak!" Dedi söylenirken. O da çok güzel olmuştu. Beyaz yine benimki gibi uzun bir elbise giymişti ve yırtmacı vardı. Baya derindi. Saçları topuzdu ve perçemlerimi öne hafuf bırakmıştı. Ona yakışmıştı. İltifatları yağdırırken utanarak başını eğmişti. "Utanma çok güzel olmuş benim arkadaşım." Dedim. "Deme şöyle bak!" Dedi ve güldü.

"Taksiyle gideriz, seni evden gelip alırım." Dedim.

"Kerem dün bana sormuştu, sen telefonunla uğraşıyordun. İstersek bizi bırakabilirmiş o. İşi yokmuş bugün." Dedi.

"Tamamdır o zaman Kerem gelsin alsın bizi."

"Kerem'e haber vereyim. Kapatıyorum canım görüşürüz."

"Görüşürüz." Dedim ve kapattım.

Saatin beş buçuk olduğunu görmemle hızlıca kapıyı açtım. Yol bir saat sürüyordu zaten. Geç kalmak istemiyordum. O sırada Sahran'ı aradım. "Alo?" Dedi.

"Sahran neredesin sen?"

"Yoldayım ben siz?"

"Şimdi çıkıyoruz yola." Dedim bende.

"Süper o zaman." Dedi mutlulukla. "Tercüman için teşekkür edemedim sana bu arada. Sağol." Dedi samimiyetle.

"Lafı olmaz. Onunla birlikte geleceğiz zaten. Orada buluşuruz." Dedim.

"Çınar'la geliyorum bende. Buluşuruz, görüşürüz."

"Görüşürüz." Dedim ve kapattım. Heyecandan kendimi yiyecektim artık. Çiğdem mesaj atmıştı.

Çiğdem: canım Kerem beni aldı sana geliyoruz. Bahçede bekle.

Aşağıya indiğimde ilk Ezgi beni gördü. "İnanamıyorum. Bu güzellik benim kardeşim mi?" Dedi ve sarıldı. "Başka kim olacak?" Dememle güldü.

"Oy annem. Ne kadar güzel olmuşsun." Dedi annemde. Yanağını öptüm. "Sana çekmişim." Dedim ve gülümsedi. "Babanı çağırayım sen gitmeden o da görsün." Dedi ve onu beklemeye başladım. Annem babamla beraber tekrar salona geldiğinde babam durdu. Bana baktı ve gözleri doldu. "Prensesim büyümüş benim." Dedi ve sımsıkı sarıldı. En son ben şehir dışına çıkarken duygulanmıştı bu kadar. Sarılmasına karşılık verirken yakından gelen korna sesiyle babamdan ayrılmak zorunda kaldım. "Baba ben gideyim, geç kalmayayım." Dedim. Başıyla onayladı beni ve alnımdan öptü. Bahçeye çıkıp Kerem'in arabasına bindim. Ön koltukta Çiğdem vardı.

"Siz ne kadar güzel olmuşsunuz ya." Dedi Kerem.

"Abart abart." Dedi Çiğdem de. "Ben bu arabaya attığım ilk andan beri güzel deyip duruyorsun yeter be adam." Demesiyle kıkırdadım. Olurdu bunlar.

"Sana söylemedim ben, üstüne niye alındın ki?" Dedi Kerem de.

"Siz dedin Kerem. Git Sezin çok güzel olmuşsun de ama bana deme."

"Neden ya?"

"Önüne çıkan her kıza demiyormuşsun gibi konuşuyorsun Kerem. Ağzına yapışmıştır."

"Ayıp ediyorsun."

"Az bile ediyorum sus."

"Hakkımı yiyorsun."

"Ömrümü yedin, ben yesem nolacak?!"

Çiğdem'in laflarına gülmekten ölüyordum.

"Kalbimi kırıyorsun ama." Dedi Kerem.

"Evimdeki vazoyu kırdın dün valizimle! Senin kalbin kırılsa ne olur?!"

"Duymuyorum, buradan çekmiyor galiba." Dedi Kerem ve sesli gülmeye başladım. Komiklerdi.

"Sağır olduğundandır."

"Sağlıklıyım ben sağır falan da değilim."

"Yüzündeki sivilceden belli oluyor sağlıklı olduğun. Koca adam oldun ama gün boyu cips yiyorsun!" Dedi Çiğdem ve Kerem yan aynasına baktı.

"Yüzümde sivilce yok benim, yalan söyleme."

"Yalan senin işin değil mi? Bana ne bulaşıyorsun?" Çiğdem gaza basmış gidiyordu. Kerem yediği laflardan sonra yok olmalıydı.

"Bana laf sokup durma!" Dedi Kerem en sonunda.

"Sen milleti faizle borca sokarken iyi ya!"

"Lan bankacıyım ben! Benim ne suçum var?"

"Hem suçlu hem güçlü!"

"Bak bu konuda haklısın. Güçlüyüm."

"Tabancanın sapı bile olamazsın ne gücü? Spora kız tavlamak için gidiyorsun."

"Çiğdem seni çiğ çiğ yerim görürsün!"

"Iy! İstemez! Sen köşede kenarda kızları-" derken arkadan Çiğdem'in ağzını kapattım. Ne olmuş buna ya? Taramalı tüfek gibi ağzı susmuyor. Kızları yiyorsun diyecekti neyse ki susturmuştum. Bu yurt dışında iyice arsız olmuş. Civcive bak sen.

"Çiğdem uyumak istiyormuş değil mi Çiğdem?" Dedim.

"Yoo, gayet iyiyi-"

"Uyuyacağım diyor. Yat Çiğdem!" Bunu dememle sustu ve kafasını cama koyup dışarıyı izledi.

Davetin olduğu yere geldiğimizde açık alanda olduğunu görmemle şaşırmıştım. Kapalı olacak sanıyordum. Çiğdem ile arabadan indiğimiz de Kerem de bize veda edip gitmişti.

Çiçek süslemeli kapıdan girdiğimiz de loş ışık yayan lambalar ve geniş alanda bulunan mankenler, onların üzerlerinde olan mükemmel tasarım elbiseler vardı. Aradan geçip ikramda bulunan garsonlar ve daha fazlası. Herkes bizim gibi şık giyinmişti bu yüzden mutluydum. Çiğdem ile kol kola girdik ve ilerlemeye başladık. Elinde liste olan güvenlik bize baktı. Söylememizi bekliyordu.

"Sezin Toytaş ve Çiğdem Zeytin." Dedim.

"Sahran Yazar'ın davetlilerisiniz değil mi?"

"Evet." Dedim. Eliyle geçmem için işaret etti ve girdik. Çok güzeldi. Doğayla iç içe olmak mutlu etmişti asıl beni.

"Sezin!" Dedi ve heyecanla koşarak yanıma gelen Sahran'ı gördüm. Gelip bana sarıldı. "Hoşgeldin!" Dedi. Üstüme bakınca onun verdiği elbiseyi giymenin beğenisi vardı gözlerinde. "Beğenip giymene ne kadar sevindim bilemezsin. Teşekkür ederim." Dedi.

Bende hemen yanımda olan Çiğdem'i gösterdim. "Çiğdem, karşında gördüğün kişi Sahran. Benim patronum." Dememle Sahran omzuna vurdu yavaşça. "Bu işte birlikteyiz dedim, ortağız biz." Dedi ve gülümsedim. Tatlıydı.

Sahran elini uzattı. "Merhaba ben Sahran. Sokaktaki butiği işletiyorum." Dedi.

Çiğdem elini sıktı ve gülümsedi. "Bende Çiğdem. Memnun oldum. Tercüman lazım dediğinizde mutlu oldum açıkçası. Tam zamanında gelmişim."

"Tam zamanında gelmişim?" Dedi Sahran anlamayarak.

"Ben üniversitenin yarısını yurt dışına okudum. Dün döndüm." Dedi. Sahran bunu duyunca mutlu olmuştu. "Yurt dışında bizzat deneyimlemiş biri çok çok daha iyi. Geldiğin için teşekkürler Çiğdem."

Çiğdem başını salladı ve gülümsedi. "Ne zaman isterseniz."

"Samimi olalım istiyorum. Arkadaş olalım."

"Çok isterim." Dedi Çiğdem de.

"Benim nişanlımın yanına gitmem gerekiyor. Tek kaldı adam. Sezin on beş dakikaya şu köşede olacağım ikimizde gelin. Sunum olacak." Dedi Sahran.

"Tamamdır." Dedim ve o uzaklaştı.

Çiğdem ile yine kol kola girdikten sonra boş masalardan birine geçtik. "Burada sandalye yok bu topuklular çok ağrıtacak." Dedi Çiğdem. Ona katılarak üzüntüyle başımı eğdim. "Ben her gün çekiyorum." Dedim.

"Allah korusun başıma gelmesin." Dedi Çiğdem ve ona güldüm. "Çiğdem?" Dedim.

"Hı?"

"Arabada olan atışma da neydi öyle? Ne zamandan beri Kerem'in çıktığı kızlarla ilgili hesap sordun sen bakayım?"

Çiğdem gözlerini kaçırdı. "Emin olduktan sonra sana söyleyecektim aslında ama eminden öte gibiyim şuan Sezin."

"Anlamıyorum." Dedim.

"Arabada anlamışsın işte. O kadar belli oluyormuş baksana. Kerem de anlamıştır."

"Bir saniye ne!" Dememle sesimin yüksek çıkmasıyla utandım ve sessizce Çiğdem'e biraz daha kaydım. "Kerem'den mi hoşlanıyorsun?" Dedim. Başını salladı.

"Bizim Kerem?" Dedim. "Senin söve söve bitiremediğin Kerem mi?" Dedim tekrardan.

"Sus Sezin! Biri falan duyar. Evet o. Ben yurt dışında olsam bile hep konuşuyorduk. Flört falan gibi değil merak etme. Seninle nasıl konuşuyorsa benimle de aynı. Arkadaş olarak görüyor. Dün havaalanına geldiğinde beni almaya şok geçirdim resmen. Görüntülü konuşurken falan ondan hoşlandığımı hissetmiştim ama takmamıştım. Dün heybetli heybetli karşıma çıkınca ne bileyim şey oldu bende. Heyecanlandım. Belli etmemeye çalıştım ama baksana bu konuda başarısızım. Dün eve geldiğimiz de ona kahve yapayım diye yukarı çıkardıktan sonra vazo falan kırdı derken bir kadın aradı bunu. Yanımda falan konuşmayıp balkona çıkınca kuşkulandım. Kıskanmadım ama içimde kötü bir şey oldu. Bilmiyorum of." Dedi.

Soluksuz onu dinlerken duyduklarım karşısında afalladım. "Sezin bir şey desene utanıyorum." Dedi.

"Çok pardon. Ben sadece şaşırdım yani hiç düşünmemiştim. Benim neden sizin yurt dışında falan deli dolu konuşmanızdan haberim olmuyor peki!"

"Deli dolu falan değil atma." Dedi üzüntüyle. "Kendime bile tam itiraf edemezken sana nasıl diyeyim? Utandım."

"Asma yüzünü tamam." Dedim. Gülümsemeye çalıştı. Ne kadar birlikte olsunlar istesem de Kerem'di bu. Sağı solu belli olmazdı. Çok iyi arkadaş olurdu ama sevgili zordu. Flörtöz bir insandı. Uzun bir ilişkisini hiç görmemiştik. Çiğdem'in ondan etkilenmesine üzülüyordum.

Hazır burada dedikodu yaparken mesajları Çiğdem'e göstermem gerektiğini hissettim. Hem Kerem'den uzaklaşmış olurdu konu.

"Çiğdem, benim sana bir şey söylemem gerekiyor." Dedim.

"Hamile misin yoksa!" Dedi birden. Afalladım. "Saçmalama. Yok öyle bir şey." Dedim.

"Ne itirafı o zaman?"

"Galiba tehdit ediliyorum." Dememle çığlık atmasın diye ağzını kapadım. Sakinleştiğinde geri çekildim.

"Nasıl?" Dedi.

Mesajları açıp hepsini Çiğdem'e okuttum. "İzmir'e ayak bastığımdan beri geliyor. Amacını bile bilmiyorum Çiğdem. Yakınlarıma söylemediklerimi biliyor, öylece kala kalıyorum. Aldatıldığımı bile ondan öğrendim."

"Bunu bana nasıl şimdi söylersin?"

"Müsait olamadık ikimizde. Düzgün bir zaman beklemiştim ama şuanda da pek müsait değil gibi." Dedim.

"Bunu evde detaylıca konuşacağız Sezin. Ablan biliyor mu?" Hayır dercesine başımı salladım. "Yok artık ama sana ya! Bari ona deseydin. On beş dakika dolmak üzere ortağını bulalım." Dedi. Onu onaylayarak bize dediği yere geçtik. Bir iki dakika sonra yanımıza geldi. "Selam." Dedi.

"Bizim görevimiz nedir?" Dedim.

"Şimdi öncelikle Çiğdem, ortada yedi İngiliz kişiler var. Ben sahneye çıktığımda onlara gidip kendini tanıtıp dediklerimi çevirmeni istiyorum." Dedi.

"Hallederim tamam." Dediğinde Çiğdem, Sahran tebessüm etti. "Sıra sende." Dedi beni göstererek. "Sezin, ben sahneye çıktığımda seni çağırdığım an yanıma gelmeni istiyorum. Giydiğin elbise üzerinde mükemmel bir modelleme oldu. Bayıldım desem yeridir." Dedi. Sahneye çıkmak mı, ya yanlışlıkla ayağım merdivene takılırsa ve rezil olursam? Utanarak onu onayladım. "Aslında görevin bu değildi ama elbise sayesinde bunu da üstlendin ortağım." Lanet ettikten sonra dinlemeye devam ettim. "Ben konuşmayı bitirdikten sonra yanımda durmanı istiyorum benie birlikte tasarımcım olarak öneriler ve konuşmalar yapacağız insanlarla. Çiğdem işin bitince sende bize katıl." Dedikten sonra ikimizde onu onayladık.

Sahran'ı sunan kişi sahneye davet ettiğinde Çiğdem de İngiliz kişilerin yanına gidip gülümseyerek konuşmaya başladı. Bende heyecandan elim ayağıma dolanmış bekliyordum. Bir anda tasarımcı denmesiyle odağım tekrar Sahran'a çıktı.

"Buraya geldiğimde yalnızdım işimde. Tasarımcım yoktu. Ben düşünen değildim, yaratandım. Bir yanım eksikti ve tamamlanması gereken yapboz gibiydim. Butiğime bir kadın geldi ve ve ona önerdiğimi giydikten sonra tasarımcım olmak istedi. Ne kadar mutlu oldum anlatamam. Tamamlanmış hissettim. Bugün hiç haberim olmadan benim özenle diktiğim elbisemi giydiğinde onun üzerinde görmekten mutluluk duydum. İzninizle yeni ve son olmasını istediğim tasarımcım Sezin Toytaş!" Dedi ve sahneye çağırdı beni gülümseyerek. Duygulanmıştım.

Topuklularımda olabildiğince asil ve nazik bir şekilde sahneye çıktım ve Sahran'ın yanına geldim. Ellerimle elbisenin etek kısmını şık bir şekilde yanıma attım. Ardından derin yırtmaçtan bacağımı uzatarak ve model görünümü yarattım. Sahran hareketlerimden memnun olarak tebessüm etti. "Gördüğünüz elbise kendi dikimim ve butiğimde bunun gibi bir çok hatta daha fazlası var. Butik dememin sebebi o retro güzelliğe şehir bulaştırmamak içindir. Bizi buraya davet eden mükemmel oda yıldızı Karan Renk'e teşekkür ediyor, konuşmayı bitiriyorum." Dedikten sonra bana eşlik ederek sahneden indik. Köşeye geldiğimizde Sahran bana sımsıkı sarıldı.

"Çınar'a dediğin ve ikimize verdiğin iyilik borcunu unut. Yaptığın hareket ne kadar mutlu etti beni anlatamam. Sağol." Dedi.

"Ne zaman istersen." Dedim ve bende sarıldım. Ben poz verirken, Sahran konuşurken ya da davetliler iç içeyken bir çok fotoğraf çekiliyordu. Çiğdem de yanınıza geldiğinde Sahran ona da sıkıca sarıldı. "Sen olmadan İngiliz'lere mahcup olurdum. Teşekkür ederim Çiğdem." Dedi.

"Bir aramana bakar gelmem." Dedi Çiğdem de ve hepimiz gülüyorduk. O sırada bir flaş sesi duyuldu ve o tarafa baktık. Fotoğrafımızı çekmişlerdi ve çok güzel çıkmıştık. Bunu yayinlayacakları için mutluydum. Samimi bir ortamdı derken karşımda Bora'yı görmemle nefesim kesildi. Gelmeyecekti bu adam!

"Hadi gidelim kızlar. Görevimiz başlasın!" Dedi Sahran ve bizi sürükleyerek Karan denen adamın yanına götürüyordu fakat onun yanında Bora vardı! Çiğdem de bunu görmüş bana bakıyordu tepkimi ölçmek ister gibi.

Karan ve Bora'nın yanjan geldiğimizde Karan bizi gördü ve konuştuğu insanlardan izin isteyerek yanımıza geldi. Yanında da Bora'yı sürüklüyordu. Bora beni çoktan sahnede görmüş olmalıydı. Rezil oldum of!

"Sahran'cığım." Dedi Karan ve sarıldılar.

"Karan mükemmel yer seçimi, hakkını yiyemem." Dedi Sahran'da.

"Senin tasarımcından daha iyi değil." Dedi ve Karan bana döndü. "Yaptığın şova hayran kaldım doğrusu. Sahran işinin ehlini kendisine gelerek bulmuş." Dedi.

Gülümsedim Bora'yı takmadan. "Teşekkür ederim Karan Bey. Çok anlık gelişti doğrusu." Dedim bende.

"Resmiyete gerek yok. Burada herkes birbirini tanır. Sende tanıdıkça alışırsın. Sezin'di değil mi?"

"Evet Sezin."

"Memnun oldum Sezin. Hepinizle sık sık görüşmek istiyorum. Belki projede yardımcı olabilirsiniz bana." Dedi ve Çiğdem'e döndü. "Sende Çiğdem'sin?" Dedi soru sorar gibi.

"Evet." Dedi Çiğdem de.

"Memnun oldum. İngilizler akıcı konuşmandan bahsederlerken duydum. Eğitimin iyiymiş. İyi ki buradasın." Dedi.

Çiğdem utanarak baktı ve gülümsedi. "Teşekkür ederim. Tasarımlarınıza bayıldım bende." Dedi.

"Bir ara Sahran sizi benim moda evime getirsin. Sizlere özel dikim vermek istiyorum." Dediğinde mutluluktan uçacaktım.

"Bir ara anlaşır geliriz o zaman Karan." Dedi Sahran.

"Bana her gün uygun." Dedikten sonra eliyle Bora'nı gösterdi. Bora elinde kadehte içki içiyordu. "Bora. Yakın arkadaşım. Yazılım üzerine bir şirkete ortak." Dedi ve tanışmamızı bekledi. Sahran ile el sıkıştılar fakat ne Çiğdem ne ben hareket etmiyorduk. Adama eski sevgilim diyemeyeceğime göre, ne diyeyim?!

"Utanmanıza gerek yok." Dedi Karan. "Bora iyidir." Dedi. Kûlahıma anlat!

"Karan." Dedi Bora en sonunda konuşarak. Karan ona döndü. Bora beni işaret etti. "Eski sevgilim ile tanışmamı mı bekliyorsun?" Demesiyle beni buraya gömsünler istedim. Sahran fal taşı kadar açılan gözleriyle bana baktı. Karan da aynı şekilde. Bense susup gözlerimi yumdum. Çiğdem gülüyordu.

"Eski sevgilin ve bana söylemedin mi?" Dedi Sahran.

"Bu konuyu açmak istememiştim Sahran. Şuan sevgilisi var." Deneme Sahran bir anda Bora'ya döndü ve tekrar bana baktı. "Bana anlattığın aldattı dediğin çocuk o mu?!" Dedi sinirle, kimse olmasa Bora'yı dövecek gibiydi.

Başımı hızlıca salladım. "O Eren. Bora, Eren'den önce." Dedim hemen.

Bora gülüyordu. Komik miydi?

"Sahran ve Karan, izninizle Bora'yı alıyorum beş dakika. Kusura bakmayın." Dedim ve Çiğdem'e de göz kırptım. Anladım dercesine gözlerini yumdu. Hepsi hâlâ şaşırmış bize bakarken Bora'yı köşeye çektim.

"Sana neden ve nasıl inandım bilmiyorum ama gelmeyeceğim dedin Bora!" Dedim. O an yüzlerimizin yakın mesafe de olduğunu anlayıp iki adım geriledim.

"Karan'a gelemeyeceğimi söyledim fakat o ısrar etti. Önceki davetini de önemli toplantım yüzünden reddettiğim için gelmek zorundaydım Sezin. Ayrıca neyin hesabı bu?"

"Bana verdiğin sözün hesabı. Hem sen ne diye milletin ortasında eski sevgilim diyorsun bana?!"

"Öyle değil misin Sezin? Yeniden falan mı tanışacaktık, anlamadım ben." Dedi.

"Seninle uğraşacak vaktim yok Bora." Deyip gidecekken arkamdan seslendi. "Tasarımcı olmuşsun. Tebrik ederim." Dedi.

Ona döndüm. "Evet. Gayet mutluyum."

"Mutluysan sorun yok." Dedi.

Umursamadan ilerledim ve yalnız başına içki içen Çiğdem'i gördüm. Elinden kadehi alıp kafama diktim. Çiğdem bana şaşkınlıkla bakıyordu. "Ne oldu iki dakikada?"

"Ne olmadı ki! Karan'ı kıramadığı için gelmiş beyefendi. Hadi onu geçtim milletin ortasında nasıl eski sevgilim der?!"

"Sakin ol Sezin. Bora sessizliği bölmek için demiştir."

"Bora'yı savunma bana."

"Senin arkandayım bir tanem." Demesiyle tebessüm ettim.

Karşımda Bora'nın koluna giren sarışın bir kadın takıldı gözüme. Yüzümdeki tebessümüm dondu. Sevgilisi olmalıydı o. Buraya mı getirmişti? Karan'ı mı yoksa sevgilisini mi ikna edememişti acaba?!

Yanımdan geçen garsondan bir kadeh daha alıp kafaya diktim. "Yavaş ol Sezin. Seni eve sarhoş götüremem valla. Ayla Teyze beni öldürür." Dedi.

"İki kadehten bir şey olmaz."

"Gece boyu içip içmeyeceğin ne belli salak."

"Sarhoş olmak istemiyorum ki şuan. O yüzden sorun yok." Dedim. Çiğdem beni onayladı. İngiliz bir kadın Çiğdem'in yanına geldi.

"Hello, I apologize for bothering you. I would like to speak with a Turkish fashion designer, but I haven't been able to find any other translators. Could you please help me?" (Merhaba, rahatsız ettim kusura bakmayın lütfen. Türk bir moda tasarımcısıyla konuşmak istiyorum fakat sizden başka tercüman göremedim. yardımcı olabilir misiniz?)

"Of course. I'm coming right away." (tabii ki. hemen geliyorum.) Dedi Çiğdem de. Kadın gülümseyerek ayrıldı yanından. Çiğdem bana döndü. "Benim gitmem lazım." Dedi.

"Sorun yok anladım ben." Dedim ve gitti. Tek başıma kalmıştım. Dedim bir nefes vererek etrafıma bakınacakken kolunda sarışın bir kadınla bana doğru gelen Bora'yı gördüm. Umarım benie tanıştırmayı düşünmüyordur?

Kaçmak yerine bende masadan ayrıldım ve onlara ilerlerken önüne birden Çınar çıktı. Bora kaşlarını çatmış bize bakıyordu adımları durdu. Çınar, "Sezin merhaba." Dedi.

Gülümsedim. "Merhaba Çınar. Bir sorun mu var?"

"Hayır. Teşekkür etmek için yanına gelmiştim. Sahran yanıma geldiğinde çok mutluydu. Teşekkür ederiz. Onu mutlu görmeyi seviyorum ve bu senin sayende oldu. Ayrıca sahnede çok iyiydin. Tebrik ederim." Dedi. Arkadaşça konuşmasına samimiyetle cevap verdim.

"Düşüncen çok tatlı sağol. Rezil olmamayı umuyordum." Dedim.

"Ne rezili? Gayet başarılıydın."

"Teşekkürler Çınar. Bak arkadaşız diye böyle diyorsan kötü olur." Dememle güldü.

"Merak etme. Kötüye kötü diyen bir insanım."

"İnandım." Dedim bende.

"Neyse, benim Sahran'ı bulmam gerekiyor. Tekrardan teşekkürler. Kendine iyi bak." Dedi ve uzaklaştı. Adam dediğin budur, Bora gibiler değil işte! Sahran kendine en iyi kişiyi bulmuştu hayat arkadaşı olarak. Onun adına mutluydum. Tam o sırada aklıma Bora geldi. Tekrar çevreme bakınırken Çiğdem yanıma geldi gülümseyerek. "Selam."

"Selam." Dedim bende.

"Yanındaki o adam kimdi?" Dedi.

"Sakın kötü düşünme. Çınar o, Sahran'ın nişanlısı." Dedim hemen.

"Ay bilmiyordum ben pardon." Dedi.

"Çiğdem, az önce Bora kolunda sarışın bir kadınla bana doğru geliyordu. Çınar olmasa kurtulamazdım." Dedim.

"Ne! Bora sana sevgilisini mi tanıştıracaktı?!"

"Evet!"

"Pislik herife bak!" Dediğinde aklıma gelen düşünceyi ona söyledim.

"Çiğdem, biz Bora ile iyi olmayabiliriz, eski sevgiliyiz evet fakat görüyorsun iyi geçinemiyoruz ve bu olan olaylar yüzünden Bora'ya kötü yaklaşmanı istemem. Bora kötü bir sevgili olsa da iyi bir arkadaş sende biliyorsun, hepimiz biliyoruz."

Anlayışla başını salladı. "Biliyorum canım. Merak etme sen bunları. Bora'yı dövecek değilim ya." Dediğinde güldük.

Biz gülerken karşımda Bora ve yanında ki kadını dibinde bulmayı beklemeden hemde.

🌞

Devam edecek...

Uzun bir bölümdü, gece uzun olduğu için. Kısaltmak istemedim çünkü gerçekten bölünmüş hissedilecekti. Bora'nın sevgilisi kısmını buraya ekleyecektim normalde fakat sonra aşırı uzun oluyor diye düşündüm ve sonraki bölüme aldım, kusura bakmayınn 🤍

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.