İçeriğe geç

-RESİM-

Bölüm 20 · 2 dk okuma

-RESİM-

Bölüm 20

Karanlıktan Doğan İnsan

Dağın zirvesinde hava ağırlaşmıştı.

Rüzgâr bir anda yön değiştirdi. Gökyüzü açık olmasına rağmen, sanki görünmeyen bir fırtına sadece onların etrafında dönüyordu.

Angela ve Nyla hâlâ karşı karşıyaydı.

Ama bu kez… bir şey farklıydı.

Angela’nın derisi…

Yavaş yavaş değişmeye başladı.

Önce ince çatlaklar oluştu.

Sonra o çatlakların içinden koyu, ağır bir karanlık sızdı.

Derisi sanki ona ait değilmiş gibi gerildi.

Angela bir anda nefesini tuttu.

Sonra…

acı başladı.

Dizlerinin üzerine düştü.

Ellerini yüzüne götürdü ama dokunduğu anda geri çekti—çünkü dokunduğu şey… insan teni gibi hissettirmiyordu artık.

Nyla korkuyla geri çekilmedi.

Bu sefer kaçmadı.

“Angela…” diye fısıldadı.

Angela başını kaldırdı.

Gözleri…

İçinde hâlâ o korkunç varlığın yankısı vardı. Derin, karanlık, yabancı.

Ve o an Angela bağırdı.

Bu bir çığlık değildi sadece—

Bu, içindeki şeyin koparılışının sesi gibiydi.

Derisi çatladı.

Parça parça değil…

Ama kabuk gibi.

Yüzünde, kollarında, boynunda ince yarıklar açıldı.

O yarıkların içinden çıkan şey kan gibi değildi… daha koyu, daha eskiydi.

Nyla’nın kalbi deli gibi atıyordu.

Ama ellerini tekrar uzattı.

“Dayan…” dedi titreyerek. “Lütfen dayan…”

Angela titriyordu.

Sanki iki farklı varlık aynı bedeni çekiştiriyordu.

Bir an için Angela’nın yüzü tamamen değişti—

Gözleri karardı, sesi boğuldu:

“DUR… BIRAK BENİ…!”

Ama bu Angela değildi.

Nyla bunu anladı.

Ve bu kez bağırdı:

“HAYIR! SEN O DEĞİLSİN!”

Ellerini Angela’nın yanaklarına koydu.

Gözlerinin içine baktı.

“Sen… beni kurtardın.”

Angela’nın çığlığı bir anlığına duraksadı.

Nyla devam etti:

“Lune’yi kurtardın… beni kurtardın…”

Gözlerinden yaşlar akıyordu.

“Şimdi sıra bende.”

O an…

Nyla’nın içindeki güç tekrar yükseldi.

Ama bu sefer patlamadı.

Akıştı.

Yumuşak ama güçlü.

Angela’nın vücuduna yayıldı.

Angela tekrar çığlık attı—ama bu sefer acı… azalmaya başladı.

Derisindeki çatlaklar genişledi.

O korkunç, çürümüş kabuk gibi görünen katman…

Yavaş yavaş ayrılmaya başladı.

Rüzgâr hızlandı.

Sanki dağın kendisi bu anı izliyordu.

Angela’nın omuzlarından, kollarından, yüzünden o karanlık katman çözülür gibi döküldü.

Altından…

Başka biri çıkıyordu.

Daha saf.

Daha yumuşak.

Daha… insan.

Angela’nın nefesi düzeldi.

Gözlerindeki o korkunç derinlik yavaşça silindi.

Yerine…

Sadece yorgunluk kaldı.

Ve bir parça ışık.

Son bir çatlak sesi duyuldu.

Ve her şey durdu.

Angela hareketsiz kaldı.

Nyla nefesini tutmuştu.

Sonra…

Angela gözlerini açtı.

Bu kez…

Hiç karanlık yoktu.

Hiç yankı yoktu.

Hiç ikinci ses yoktu.

Sadece…

Angela.

Gerçek Angela.

Ellerine baktı.

Titriyordu.

Ama korkunç değildi.

Yavaşça yüzüne dokundu.

Sessizce ağlamaya başladı.

“Ben…” dedi kısık bir sesle. “Ben… hâlâ buradayım…”

Nyla gülümseyerek ona sarıldı.

“Hiç gitmemiştin.”

Angela onu sıkıca tuttu.

Bu sarılma farklıydı.

Korkudan değil…

yeniden doğmaktan geliyordu.

Dağın tepesinde rüzgâr yumuşadı.

Gökyüzü daha parlak görünüyordu.

Sanki dünya bile…

Onu geri kabul etmişti.

  1. Bölüm sonu~
Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.