İçeriğe geç

-RESİM-

Bölüm 15 · 4 dk okuma

-RESİM-

Bölüm 15

İHANET

Meydan çatırdarken Nyla geriye doğru sendeledi. Gölgeler bağırıyor, zemin titriyordu. Lune, gözün kırılan kabuğuna bakıp öfkeyle çığlık attı:“Sen kim olduğunu unuttun, çocuk! Şehir seni doğurdu!”Ama tam o anda… Angela öne çıktı. Ve ilk kez… gözleri kısa bir anlığına insan gibi parladı. Eskiden olduğu kişiden bir kıvılcım karanlığın içindeki tek ışık. Nyla’ya dönüp fısıldadı:“Ben kötü doğmadım… kötü yapıldım.”Sonra yüzü tekrar çatladı. Sanki iki Angela aynı bedende boğuşuyordu. Bir yanındaki karanlık, ona emir veriyordu: “Kızı bize getir… kapıyı kapatmasın…” Ama diğer tarafı o insan kalıntısı Nyla’yı tutuyor, onu geri çekiyordu. Nyla: “Angela… sen kimin tarafındasın?” Angela’nın başı bir sağa bir sola savruldu. Hırıltılı bir sesle:“Bilmiyorum… Ama seni burada bırakmaya dayanamıyorum…”Lune öne atıldı, siyah bir dalga gibi: “YALAN! Şehir seni seçti Angela! Onu bize getir!”Cehennem şehri bir anda bağırmaya başladıduvarlar, taşlar, gölgeler…Hepsi aynı cümleyi fısıldıyordu: “Angela… geri dön…”Angela’nın yüzü acıyla büküldü.Ellerini başına götürdü, çömeldi… Toz gibi parçalar omuzlarından dökülüyordu. Ama Nyla onun ellerini tuttu.Sıcak, küçük elleri. Cehennemin soğuğunda tek gerçek sıcak. “Angela… sen kötü değilsin. Sana kötü şeyler oldu.” Bu cümle… bir büyü gibi çarptı. Angela’nın göğsünden çatlak bir ışık çıktı— beyaz, temiz bir ışık. Lune geri çekildi. “Hayır… hayır, hayır, hayır! O ışık—o, bizim düşmanımız!”Şehir daha da çılgına döndü. Gözün etrafındaki damarlar patlamaya başladı. Tavan parçalandı.Angela ayağa kalktı.Sağ tarafı hâlâ karanlıktı sol tarafı insan gibi ışıyordu. İKİ ANGELA. Tek bedende. Biri cehennemin kölesi… Biri özgür bir ruh. O karışık, korkutucu ama umut dolu hâliyle Nyla’nın önüne geçti. Angela: “Ben… kötü olmak zorunda değilim.” Lune çığlık attı: “Öyleysen şehir seni yok edecek!”Angela’nın gözleri parladı bu sefer tamamen kendisi olarak: “O zaman yok etsin.” Ve Angela, Nyla’nın elini sıkıca tuttu. “Bu defa doğru olanı yapacağım.” Kırılan meydanın ortasında Lune geri çekilirken bir anda yüzündeki maske çözüldü. Artık o sakin, tatlı çocuk sesini kullanmıyordu. Gülümsemesi kayboldu. Yerine, keskin… hatta yabancı bir ifade geldi. Nyla’nın kalbi küt küt atıyordu. “Lune… sen neden böyle davranıyorsun?” Lune başını yana eğdi, gülümsemesi iğrenç bir güzelliğe dönüştü: “Ben sana hiçbir zaman gerçek bir arkadaş olmadım, Nyla. Ben seni yönlendiriyordum.” Angela öne atıldı, yarı karanlık yüzü daha da sertleşti: “Demiştim sana. Bu şehir kimseyi sebepsiz seçmez.” Lune, yere gömülü dev gözün üzerinde yürüdü, adımları yankılandı. Her adımda yer dalga gibi titrerken, Lune’nin formu değişmeye başladı. Ayağının altındaki zemin karanlık bir su gibi yükseldi… Ve Lune’nin sesi artık bir çocuğa ait değildi. Bir yetişkinin, hatta insan dışı bir varlığın sesiydi: “Nyla, canım… sen buraya ait olduğunu hiç anlamadın. Seni bu dünyadan koruyan bendim, fakat şimdi…” Yüzü karanlık dumanla kaplanmaya başladı. Saçları siyah dalgalar gibi yükseldi. Omzunun ardında gölgelerden kanatlar gibi şekiller belirdi. Angela hırladı: “Gerçek formunu saklıyordun…” Lune güldü. İğrenç, ince bir kahkaha: “Tabii ki saklıyordum, Angela. Çünkü Nyla seni görünce korktu. Beni ise sevdi. Benimle konuştu. Bana güvendi. Onu buraya getirdim çünkü şehir onu istiyor.” Nyla bir adım geri çekildi, gözleri doldu. “Sen… bana arkadaşım olduğunu söylemiştin!” Lune bir anda önünde belirdi. Nyla’nın yanağına soğuk bir parmak sürdü. “Yalan söylemem gerekti. Gerçekleri söylersem gelmezdin ki…” Angela Nyla’nın önüne geçti, yarı ışıklı yarı karanlık haliyle Lune’ye meydan okudu. Lune öfkeyle tısladı: “Senin yüzünden planım bozuldu, Angela.” Angela dimdik durdu, sesinde hem insan hem de çarpık bir güç vardı: “Bu kez seni durduracağım.” Lune kahkaha attı: “Sen mi? Lanetli, yarım bir ruh mu? Sen kimsin ki?” Angela’nın gözleri karanlıkla ışığın arasında parladı. “Nyla’nın yanında duran biriyim.” Bir anda Lune’nin yüzü tamamen gölgeye dönüştü, gözleri kırmızı ateş gibi yandı. Şehir çığlık attı.Göz açıldı. Karanlık duvarlardan siyah eller fışkırdı. Cehennem şehrinin göz bebeği titredi. Bir anda etraftaki zemin—taş gibi görünen o soğuk meydan—nefes almaya başladı. Deriye benzeyen bir dokunun altından titreşimler yükseldi; tüm platform yaşayan bir yaratığın sırtıymış gibi kıpırdanıyordu. Nyla geri çekildi, kalbi deli gibi atıyordu. Angela ise Lune’ye bakıp kısık bir sesle hırladı. Göz, kadim bir fısıltıyla Lune’nin adını çağırdı: “Yüksel…” Lune’nin omurgası aniden geriye doğru büküldü. Kemikleri birbirine sürtüyormuş gibi sert bir ses yankılandı ve bedenin sınırlarını zorlayan bir dönüşümün sesi. Küçük çocuk silueti titredi… Sonra çatlaya çatlayaya büyümeye başladı.kaburgasından binlerce kemik Kırılma sesi gelirken Lune çığlıklar içinde açıdan çığlık atıyordu.Bedeni iki farklı form arasında gidip geliyordu: Bir taraf insan… Diğer taraf içinden gölgelerin uzandığı, şekilsiz bir kabus. Omuzlarından karanlıktan oluşmuş kanat benzeri yapılar çıktı tam kartal değil, tam canavar da değil… daha çok yaşayan bir gölge gibi. Göğsü yükseldi, çarpık bir nefes aldı. Yüzünün yarısı hâlâ çocuksuydu… Diğer yarısı ise tanınmayacak halde uzayıp bükülmüş, içindeki varlığın gerçek formunu yansıtıyordu. Meydanda yaşayan o deri dokusu Lune’nin ayaklarının altında kıpırdıyordu. Sanki onu besliyor, güç aktarıyordu. Göz daha parlak bir ışık yaydı, karanlık damarlar meydanın altından yukarı tırmandı. Lune’nin vücuduna ulaştıklarında şekilsiz enerjiler halinde çekildi. Lune’nin sesi artık binlerce kişinin aynı anda fısıldıyormuş gibi tınlıyordu: “Ben… TAMAMLANIYORUM.” Bir rüzgâr patladı. Gökyüzü bile geri çekildi. Angela dizlerinin üzerine çöktü, Nyla’nın önünü kapadı: “Bu… onun gerçek formu.” Nyla fısıldadı: “Bu… Lune mi?” Angela başını eğdi. “Artık değil.” Lune tüm yüksekliğiyle ayağa kalktı—yarısı insan, yarısı dehşetin şekle bürünmüş hali. Sanki iki dünya aynı bedende boğuşuyor, ama karanlık baskın çıkıyordu.Meydan titredi.“Ben şehrin çocuğuyum… ve siz benim avımsınız.” 14.BÖLÜM SONU

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.