İçeriğe geç

-RESİM-

Bölüm 12 · 2 dk okuma

-RESİM-

Bölüm 12

Çukurun içindeki ses...

Günler geçti kuşlar bile artık susmaya başlamıştı... Gece olunca Nyla yatağında uyuyordu. Rüyasında gündüz kazdığı çukurun yanına gitmişti. Çukurun içinden ince bir ses ona sesleniyordu: “Nyla… beni unutma… oyunumuz bitmedi…” Çukurun karanlığında, minik bir el dışarı uzandı. Çocuğun eli gibi… ama yanık izleriyle kaplıydı. Nyla korkuyla geri çekildi, ama o el oyuncak bebeğini tutuyordu. Uyandığında oyuncak bebek gerçekten yatağının kenarındaydı. Ama Mira akşam onu dolaba kaldırmıştı… William ertesi sabah bahçeye çıktığında çukurun daha da derinleştiğini fark etti. Sanki biri gece boyunca kazmaya devam etmişti. Küreği alıp toprağı kapatmak istedi ama çukurun dibinde yanmış bir kemik parçası gördü. Mira’ya söylemedi, çünkü ailesini korkutmak istemiyordu. Ama kendi içinde biliyordu: “Geçmiş… geri dönüyor.” Nyla ise babasının yanına gelip elini tuttu. Gözlerinde masum bir parıltı vardı ama sesi değişmiş gibiydi: “Baba, saklama… ben zaten biliyorum. O akşam Nyla odasında kendi kendine konuşuyordu. Mira kapı aralığından baktığında kızının köşede diz çökmüş, karanlıkla konuştuğunu gördü. “Tamam… yapacağım… ama annem duymamalı…” diyordu Nyla. Mira’nın kalbine bir ürperti indi. Kapıyı açıp içeri girdiğinde Nyla aniden sustu ve elinde oyuncak bebeğiyle dönüp gülümsedi. “Anne, oyun oynuyordum…” Ama Mira bebeğin gözlerinde siyah bir sıvı süzüldüğünü gördü.Aniden Nyla'nın arkasında gölge bir silüet belirdi gittikçe büyüdü büyüdü... "TANRIM SEN BİZİ KORU!" Gece çökmüştü. Rüzgâr camlara vuruyor, evin içinde tuhaf bir uğultu dolaşıyordu. Mira mutfakta dua eder gibi fısıldıyor, William pencerenin önünde tüfeğini elinde tutuyordu.Tehlikede olduklarını ikiside biliyordu ama Nyla, sanki tüm bu karanlığı duymuyormuş gibi sessizdi. Küçük kız, elinde oyuncak bebeğiyle odasına çekildi. Yatağın altından bir ses geldi ince, tiz, tıpkı fısıltı gibi. “Nylaaa… seni bekliyordum…” Nyla gözlerini kırpmadan yere baktı. “Beni korkutamazsın,” dedi kısık sesle. Yatağın altından siyah bir el yavaşça çıktı. Ardından bir yüz… Küçük, solgun, gözleri boş bir kız çocuğu yüzüydü bu. Ama derisi griye dönmüştü, saçları ıslak gibiydi, ağzından siyah dumanlar süzülüyordu. “Ben Lune,” dedi o kız. “Seninle oynamaya geldim.” Nyla geri adım attı ama Lune gülümseyerek devam etti: “Beni sen çağırdın, hatırlamıyor musun? Çukurda birlikte oynayacaktık.” O anda odadaki aynalar çatladı, ışıklar söndü. Mira panikle kapıyı açıp içeri girdiğinde Nyla tek başına köşede diz çökmüştü. Ama duvarda iki gölge görünüyordu. Birisi Nyla’ydı…Diğeri, Lune. Sabah güneşi doğduğunda her şey sessizdi. Kuşlar ötüyordu, bahçede sabah sıcak havanın nemi vardı. Sanki dün gece hiçbir şey olmamış gibiydi. Ama Nyla, uyanır uyanmaz kapıya koştu. Elinde oyuncak bebeği, çıplak ayakla bahçeye çıktı. Rüzgârın estiği çukurun oraya geldi. Toprak, sanki kendi kendine kabarmıştı. Nyla diz çöküp eliyle kazdı. Bir şey buldu. Yanmış bir sayfa. Sayfanın kenarları is içinde, ortasında garip işaretler vardı. Harfler gibi ama değil, sanki dönen bir göz gibiydi. Nyla sayfaya dokunduğunda, garip yapısını fark edip parmaklarını gezdirdi ve aniden kağıt parlayıp Nyla'nın derisini kesip kanattı. O an uzaktan Lune’nin sesi geldi, fısıltı hâlinde: “Onu okuma, yoksa o uyanır…” 12.BÖLÜM SONU

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.