İçeriğe geç

Rehin // FanFiction

Bölüm 25 · 2 dk okuma

Rehin // FanFiction

Bölüm 25

25🩸Ya Onlar da Hainse?

"Söyle! Adamlarım nerede?!"

Başlarındaki hain komutan tüm rehinelerin önünde zorla diz çöktürdükleri Bangchan'a bir yumruk daha geçirdi.

Oraya gitmemek için kendimi zor tuttum. Lee Know beni tutuyordu.

Bangchan öksürmeye başladı. Dudağının kenarından kan süzülüyordu. Yüzü de yediği yumruklardan dolayı kan ter içindeydi.

O hâline rağmen güçlükle sırıttı.

"Ağzımdan tek kelime laf alamayacaksın."

Hâlâ bizi korumaya çalışıyordu.

Ona adamlarının yerini söylerse eğer felci göreceklerdi. O felci hem nasıl yaptığını öğrenmek hem de açtırmak için şimdikinden daha kötü olan her türlü işkenceyi üzerinde uygulayacaklardı.

Askerler kendisine gelince de bizi gördükleri için Bangchan'ın tek olmadığını söyleyeceklerdi.

Bizi ifşa etmemek için onların şu anki tüm işkencelerine direniyordu.

Bizse boş boş durmadık. Alışveriş merkezinin bir kısmındaki erkekler tuvaleti kimsenin bulunmadığı yere denk geliyordu.

Erkekler tuvaletindeki son kabinin penceresi de içeri birilerinin girebileceği kadar genişti.

Telefondan müdürü aramış ve bulduğumuz noktayı onlara bildirmiştim. Kısa bir süre içerisinde özel tim içeri sızmaya başlayacaktı.

Bizse Lee Know ile şu an 1.katta, balkon gibi bir yerdeyiz. İçeriyi, alt kattaki rehineleri tamamen gören bir yer. Kolonun arkasında olup biteni izliyoruz.

Gözlerimdeki yaşları elimin tersiyle silerek hemen arkamda duran Lee Know'a döndüm. Fısıldayarak sordum.

"Nerede kaldı bu özel tim?! Neyi bekliyorlar hâlâ?! Öldürecekler onu!"

"Bunu ben de bilemiyorum. Haber vereli 1 saati geçti resmen. Çoktan sızmış olmaları gerekiyordu."

"Kameralara bakıyorum ama... O kısımda, alışveriş merkezinin dışında belirttiğimiz yerde hiçbir hareketlilik yok Hwa Jin. Girilebilecek noktayı söylediğinden beri hem de."

Jisung'un da sözleriyle kaşlarımızı çatarak Lee Know ile birbirimize baktık. Bir gariplik vardı.

"Ahhhh!"

Duyduğum acı çığlıkla başımı yine uzatıp aşağıya baktığımda Bangchan'ın yere serildiğini gördüm.

Elleri arkadan bağlıydı. Yüzü... Acı çektiğini belli eder bir ifadeye bürünmüştü. Gözlerini yummuştu.

Hyunjin Bangchan'ın biraz çaprazında, kalabalık rehinelerin en ön safındaydı. Dizleri üzerine çökmüş oturuyordu. Onun da yüzünde yaralar vardı.

Onları böyle gördükçe sinirim iyice artıyordu.

"Hwa Jin, özel tim alışveriş merkezinin önünde hiçbir şeyden habersizmiş gibi bekliyor. Sen gerçekten haber verdiğine emin misin?"

"Evet, Jisung. İrtibatta olduğum karargâh albayını aradım ve onunla konuştum. Bana sızma harekâtını hemen başlatacağını söyledi."

Lee Know fısıldayarak arkamdan konuştu.

"Ben de iyice şüphelendim Hwa Jin. Aklıma türlü çeşit şeyler geliyor. İlk zamanlarda bana kimseyi öldürmeyeceğiz dedin ve bunu o yetkililerden emir olarak aldığını söyledin. Ben de tamam demek mecburiyetinde kaldım ama çok iyi hatırlıyorum. Bir dersimizde Byeon Seo Hoca öğrenci olsak da zor durumlarda polismiş gibi yetkiye sahip olduğumuzu söylemişti. Hocamız biliyor da, ondan daha üst yetkiye sahip kişiler bunu bilmiyorlar mı? Ya...? Ya onlar da hainse? Sonuçta ülkede büyük çaplı bir darbe girişimi yaşanmış. Darbecilerin güvendiği kişiler de elbette ki vardır."

Lee Know gerçekten çok mantıklı konuşmuştu. Düşününce... Ahh! Yanılmış olmak istiyorum. Düşüncelerimin doğru olmamasını istiyorum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.