-
Gözlerim açılırken sırtımda ve boynumda çok derin bir, tutulma ağrısı hissediyordum. Gözlerimi açıp nerede olduğuma baktığımda masamda, kitapların üzerine yatmış vaziyette olduğumu fark ettim.
Hemen doğrulmaya çalıştım fakat sırtımdaki ağrı buna engel oldu. Bu yüzden sırtımı tutarak yavaşça doğruldum ve geriye doğru esnedim. Çok pis bir şekilde tutulmuştum, ayrıca uykumda var gibiydi. Okul olmasa geri yatıp uyurdum, ama okul vardı.
Sandalyeden zorlukla kalktım ve komidinin üzerinde şarjda olan telefonumu elime aldım. Saate baktığımda gözlerim kocaman oldu, hemen hazırlanmazsam geç kalacaktım. Hızla çantama tüm kitaplarımı attım, tabii ki kontrol ederek. Hepsini çantama attığıma emin olduktan sonra hızlı adımlarla odamdan çıkıp lavaboya girdim.
Güzelce yüzümü yıkayıp saçımı taradım ve odama geri döndüm. Formamı giydiğimde tamamen hazırdım. Çantamı sırtıma taktım, telefonumu elime aldım. Ardından odadan tekrar çıkıp merdivenlerden hızla indim. İner inmez kafamı kaldırdığımda karşımda babam duruyordu.
Büyük ihtimalle sarhoştu, alkol kokusu ciddi derecede alıyordum. Yüzümü buruşturdum ve yanından geçmeye çalışırken beni durdurmuştu. Korkuyla ona baktım ama onun yüzünde bir ifade yoktu. Gerçi babamın korkutucu olması için yüzünde bir ifadenin yer almasına gerek yoktu.
"Sınavların yaklaşıyor, ne yapman gerektiğini biliyorsun. Söylememe gerek yok bence." dediğinde yutkundum. "Biliyorum." diyip kafamı yere eğdim. Demeye çalıştığı; yüksek not almazsan seni öldürürümdü. Zaten benimle işgili hatırladığı tek şey sınav tarihleriydi.
Babam omzumu bırakıp merdivenlerden sendeleye sendeleye çıkmıştı. Onun çıkışını izlerken iç çektim ve evden çıkmak için kapının önüne yürüdüm.
-
Okulun kapısından içeri girerken arkamdan "Jungoooo!" diye bir ses duymamla bonumdan bir kol yakalaması bir olmuştu. İlk önce kim olduğunu bilmediğim için çok korktum, fakat beni bırakmasıyla gördüğüm surat kocaman gülümsememe neden olmuştu.
Bu kişi Jimindi, kocaman gülümsemesiyle o da bana bakıyordu. İçimi heyecan kaplamıştı, arkadaşıyla parkta buluşmuş küçük bir çocuk gibi hissediyordum. Gerçi o çocuk nasıl hissederdi ki...
Sadece bir benzetme yapmaya çalışırken bile karanlıklarla dolu geçmişimi hatırlıyordum. Bozuntuya vermeden hemen bir konu açtım ve "Jimiiiin, nasılsınn?" dedim. Jimin gülümsemesini bozmadan "İyiyim, peki ya sen?" dedi. "Ben de iyiyimm. Hangi sınıftasın." dediğimde yürüyerek sohbet etmeye başlamıştık.
"Senin sınıfının yanındaki sınıftayım ben de." dediğinde şaşırmıştım. Benim sınıfımı nerden biliyordu? Söylemiş miydim? Hiç sanmıyorum. "Sınıfını nerden öğrendiğimi merak ediyorsun sanırım." dediğinde ise şaşkınlığım katladı. Şaşkın bir şekilde onu onayladığımda kahkaha atmıştı.
"Dün seninle konuştuktan sonra sanki daha önce karşılaşmışız gibi olduğumuzu düşündüm, ve aklıma senle geçen sene yaptığımız bir proje geldi. Hatırlar mısın bilmem ama hocalar ikimiz iyi çizdiğimiz için bizi eşleştirmişti. Sonra sen bazı nedenlerden dolayı gelememiştin, ordan hatırlıyorum." dedi ve benim de aklıma tüm o anılar dolu verdi. Geçen sene o projeye katıldığımı babam öğrendiğinde evde kıyamet kopmuştu resmen.
Jimini yüzüstü bıraktığımı düşünerekte çok üzülmüştüm ama o yinede iyi iş çıkarmıştı. Güzel bir proje yapmıştı, tüm okul onu konuşmuştu.
"Aaa evet hatırladım, o zaman seni yüzüstü bırakmıştım ama sen yinede iyi bir iş çıkardın. Çok güzeldi." dediğimde Jimin "Hayır ne yüzüstü bırakması olabilir öyle şeyler. Ayrıca sen olsan tabii ki daha güzel olurdu, ben de yapmaya çalıştım bir şeyler işte." dedi. Onun bu dediğine kıkırdadım, benim güldüğümü görünce o da benim gibi gülmüştü.
"Ama gerçekten güzeldi, ben hayran kalmıştım." dediğimde Jimin teşekkür etmişti. Sınıflarımıza ulaşana kadar gülüşerek gitmiştik. Jimin bana kısa kısa şeyler anlatmış, espiriler yapmıştı. Jimin çok eğlenceliydi, onla çok eğlenceğime emindim.
Jimin "O zaman ben gideyrum Jungom, iyi dersler sana. Teneffüste seni rahatsız etmeye gelirim." diyip göz kırpmış, ardından sınıfına girmişti. Ben de onun bu hallerine kıkırdamıştım. Ona el sallarken birden omzumda bir kafa hissettim. Şokla kafamı çevirdiğimde Taehyung'la bakıştık. Şok olmuş şekilde ona bakmamla Taehyung gülmüştü.
"Korkuttum muu?" dediğinde sesinde hafifçe alaylı bir ton vardı. Onun bu haline kaşlarımı çatmış bakmıştım. "Evet, Ödüm koptu!" diye çıkıştım ardından geri çekilde ve yüz yüze gelmemizi sağladım.
Taehyung yine kıkırdamış, sinirli halime gülüyordu. Bu dahada sinirlenmeme neden olmuştu, bu yüzden göğsünden yumruğumla hafifçe iteleniştim. Sonra ise kafamı kaldırıp tripli bir havayla sınıfa girdim. Taehyung da arkamdan kıkırdayarak sınıfa girdi.
İkimizde sıralarımıza oturduğumuzda ona bakmıyormuş gibi yapıyordum. Taehyung bu halime tekrardan gülmüş ve sessizliğimi bozmak adına "O sarışın çocuk kimdi?" demişti, hala güler şekilde. Bu sorusunu fırsat bilerek "Arkadaşım." dedim ve gerisini getirmedim. Bu onda merak uyandırmıştı.
"Ben tanımıyorum ama, yeni mi arkadaş oldunuz?" dediğinde uzatmak ve yanlış anlaşılmak istemediğimi fark edip konuşmaya başladım. "Geçen anlattığım Jimin varya o." dedim. Taehyung anladığını belli edecek bir ses çıkarmış, ardından "Bizim okulda mıymış? Bilmiyordum." dediğinde "Ben de bilmiyordum, dün yazışırken öğrendim." dedim. Taehyung yine anladığını belli eder bir şekilde ses çıkarmıştı.
Aklıma bir anda dün Taehyung'un sessiz şekilde söylediği şey geldi. Ona sormak için ağzımı açmıştım ki içeriye hoca girdi. Sıkıcı bir dersin başlıyacağını anlayarak ofladım fakat dinlemek zorundaydım. Hele ki sınavlar yaklaşıyordu, dinlememe gibi bir şansım yoktu.
•
Teneffüste Jimin yanımıza gelmiş, Taehyung ise turnuva için çalışması gerektiğini söyleyip çıkmıştı. Çıkmadan öncede istersem yanına gelebileceğimizi söylemişti. Ben de onu onaylamış, 'sonra gelirim belki' diye yanıtlamıştım.
"Jimin gel Taehyung'un masasına otur" dedim ve Jimin Taehyung'un sırasına oturup bana doğru döndü. "O kimdi? Aranızda arkadaştan öte bir şeyler hissediyorum." diyip sorgulayıcı şekilde bana bakmıştı. Jimine güvenebileceği düşünerek yaklaşmasını işaret etmiştim. Jimin kulağını bana yaklaştırdığında ben de ona doğru eğilip "Sevgilim." demiştim. Jimin geri çekilir çekilmez gözlerini kocaman açmış, bana bakıyordu. "Oha ciddi misin! Siz sev-" bağırmasından dolayı korkarak ağzını elimle kapatıp ona sus işareti yaptım, ardından etrafa baktım.
Kimse bize bakmıyordu, şükürler olsun. Jimin bu sefer sessizce cümlesini tamamladığında kafamı onaylarcasına salladım. Şokla bana bakıp "Vay beee, ama zevkin iyiymiş. Eniştem yakışıklı." dediğinde utanarak tekrar ağzını kapadım. Sonra ise sınıfta kimse olmadığını fark ettim, sadece biz vardık. Elimi ağzından yavaşça çekerken "Pardon kimse yokmuş.." dedim. Jimin kahkaha atmış, "Sorun yok, ama anlat nasıl sevgili oldunuz?" diye sormuştu.
•
Jiminle uzunca konuşup sohbet etmiş, bolca gülüşmüştük. Şimdi ise Jimin sınıfına geçmişti, birazdan zil çalardı. Jiminin erken gitme nedeni ise tuvalete gitmesi gerekiyormuş.
O gittikten sonra ben Taehyung'un sırasına oturup eşyalarını kurcalıyordum, sıkılmıştım.
Kalemliğindeki kalemlerden bir tane almış, ona sürpriz çizim yapma kararı almıştım. Masasının sağ köşesinde duran siyah ajanda vari bir defter vardı. Ona çizebileceğimi düşündüm ve defteri önüme çektim.
Defterin sonlarına yakın bir sayfa açtıktan sonra bir yazıyla karşılaştım. Yazıyı istemeden okumaya başladım.
Keşke seni orada bırakmak zorunda olmasam, Jungkookum. Sen bu yerden çok daha iyilerine layıksın. Bazen keşke gözlerimi sana verebilsem, kendini benim gözlerimden görebilsen diye düşünüyorum ki eğer görseydin mükemmelliğinle nutkun tutulurdu.
Sana baktıkça gözlerim kamaşıyor, içim acıyor. Nasıl yapmışlar onca şeyi, daha dokununca canın yanacak diye korktuğum sana.
Gözlerin bazen çok güzel ışıldıyor, parlıyor. Gözlerinde kayboluyorum, sanki beni içine çekiyor, hapsediyor kendine.
Seni kollarımla sarmak, korumak istiyorum. Daha fazla üzüntüden ağlama, hep o gülüşünle hayatı aydınlat istiyorum.
O korkunç evde nasıl bu kadar masum ve güzel bir insan doğmuş olabilir ki. Keşke senin yerine tüm o acıları ben çeksem, sen hepsini unutup daha mutlu bir hata sürsen.
O güzel resimlerini yaparken parlayan gözlerin, gülücük saçan dudakların. Her şeyinle mükemmelsin, senin gibi harika biri nasıl benden hoşlandı. Sana layık olmak için ne yapmam gerekir söyle bana.
Seni en mutlu insan yapmak istiyorum, gülüşün hiç dudaklarından ayrılmasın istiyorum. Gülüşünden istediğim zaman öpmek istiyorum. Sana sarılmak beni şarj ediyor, günümü güzelleştiyor minik bebeğim.
Senin o kusursuz resimlerini başarıya taşımak için elimden ne gelirse yapacağım, oradan kurtaracağım seni.
Bu okuduğumda neydi diye dona kaldım. Ne okumuştum, ben. Taehyung beni ne kadar seviyordu. Gerçekten biri beni bu kadar sevebilir miydi? Buna hakkım var mıydı?
Gelen sesle kafamı kaldırdım ve kapıdan bana bakan Taehyung ile göz göze gelir gelmez gözümden bir yaş süzüldü.
-