İçeriğe geç

REFRESH • Taekook

Bölüm 26 · 6 dk okuma

REFRESH • Taekook

Bölüm 26

26.Bölüm

-

Taehyung ile okulun revirindeydik. Revirdeki hemşire yaralarıma bakmış, pansuman yapmıştı. Taehyung da beni bu işlemler boyunca yalnız bırakmamış, yanı başımda beklemişti. Yanımda olduğunu hissetmem bile çok güzeldi.

Hemşire abla, işini bitirip geri çekilmiş; "Eveet, pansumanın bitti." demişti. Bana bakıp kocaman gülümsemişti, ben de kabalık etmemek için ona gülümsedim. Ardından Taehyung'a baktım, o da bana bakıyordu.

Çalan telefon sesiyle üçümüzünde dikkati dağılmış, masaya bakmıştık. Çalan telefon hemşire ablaya aitti. Sandalyeyi masaya doğru oturur vaziyette sürüklemiş, masanın üstündeki telefonu eline alıp açmıştı. "Alo? Tamamdır geliyorum bekle beni." diyip kapattı ve acele hareketlerle ayağı kalktı. Üzerindeki beyaz önlüğü çıkarıp katladı ardından sandalyesine koydu.

"Gençler benim acil bir işim çıktı, siz isterseniz biraz daha burada aşk dolu bakışabilirsiniz." diyip göz kırpıp çıktı. Taehyung'la dona kalmıştık, böyle bir şey beklemiyorduk. İkimizde kapıya bakarken bakışlarımız buluştu ve ben kendimi tutamadan güldüm. Ben gülmeye devam ederken bacaklarım sedyeden sarkıyordu.

Gülmem bittikten sonra sarkan bacaklarımı sallamaya başladım. Sedye neden bu kadar yukarıdaydı, bilmiyordum ama bacaklarımı sallamak çok eğlenceliydi. Taehyung da bu halime gülmüş, ellerini cebine koymuştu. Şu an sınıflarda ders vardı, o yüzden rahat takılıyorduk.

Taehyung, bu rahatlığı fazla kaçırıp bana yaklaştı ve ellerini cebinden çıkarıp sedyeye, bacaklarımın iki yanına koymuştu. Bacaklarım anlık şokla sallanmayı kesmiş, Taehyung'un karnına yaslanmıştı. Taehyung, şaşırmış halime gülüp yüzünü bana yaklaştırdı. O yaklaştıkça ben yüzümü geri çekiyordum. Sonuçta okuldaydık, her an biri içeri dalabilirdi.

Uzaklaştığımı gören Taehyung, bir elini bacağımın yanından belime, belimdende sırtıma çıkarmış, beni kendine doğru çekmişti.

Sırtımdan uygulanan baskıyla burun buruna gelmiştik, bu işten kaçarım olmadığını o an anladım. İşi uzatıp yakalanma olasılığımızı arttırmamak adına hızla Taehyung'un dudaklarına ufak bir öpücük kondurup geri çekildim. Geri çekildiğimde gözlerinin içine bakmıştım, o da benim gözlerimin içine bakıyordu. Gülümsediğinde benimde gülesim geldi ve kıkırdadım.

"Çok tatlısın." dediğinde kafamı eğdim, göz göze gelmek istemiyordum, utanmıştım. Kafamı eğdikten sonra Taehyung'dan bir gülüş sesi duydum ardındanda geri çekildi. Geri çekildiği için ona baktım, hâlâ gülüyordu. Sedyeden atlayıp indim, iner inmez birkaç hızlı adım attım ve gözüm karardı, başım zonkladı. Bu yüzden elimi kafama yaslayıp öylece bekledim biraz. Zaten Taehyung anında yanımda bitmiş, ne olduğunu sormuştu.

Aslında ani hareketten sonra başımın dönmesi veya gözümün kararması normaldi. Aslında normal olmayan şey o siyah göz kararmam gittikten sonra saniyelik gördüğüm silüetti. Anlık gördüğüm siyah silüetle geri sendeledim ve Taehyung'a çarptım. Ona baktığımda endişeyle bana bakıyordu. Kafamı tekrar silüeti gördüğüm kapıya çevirdiğimde orada yoktu. Korkuyla Taehyung'un üzerindeki ceketini avucumun içine alıp sıktım. Hâlâ bana merakla bana Taehyung'u görüdüğümde "Sadece gözüm karardı, sorun yok." dedim ve yürümeye devam ettim.

•

Okul gayet güzel geçmişti. Hyunglarla sohbet etmiş, Taehyung'la gülüşüp eğlenmiştik. Bogum ve Eunwoo'yu bir kere görmüştüm, onda ise yanımdan sırıtıp geçmişti. Umursamamaya çalışarak günün tadını çıkarmaya odaklandım, öylede olmuştu.

Okuldan çıkmış, Taehyung'la yürüyorduk. Şimdi ise çok uzun süredir beklediğim anı, hayallerimi süsleyen yere gidiyorduk. Resim kursuna gidiyorduk. Heyecandan kalbim güm güm atıyordu. Çok istiyordum küçükten beri, bir atölyede resim çizmeyi.

Artık ailemin öğrenmesi korkutucu gelmiyordu, zaten yeteri kadar korkutucuydular. En azından istediğim şeyi yapıyor, mutlu oluyordum. Huzursuzlukta boğulmuyordum, içimde kelebekler uçuyordu.

"Geldik." Taehyung'dan yükselen sesle ne zaman eğdiğimi bilmediğim kafamı kaldırdım ve önümdeki güzel binaya baktım. Taehyung bana kapıyı işaret etmiş, içeri geçmemi belirtmişti. İçeri girdiğimizde resepsiyon benzeri bir yer ile karşılaştık. Taehyung, orada oturan adama bir şeyler sormuş, ardından teşekkür edip yanıma gelmişti. Yanıma gelince benim etrafa hayran biçimde baktığımı fark etmiş olmalıydı çünkü gerçekten olmuştum.

Yüksek bir tavanı olan, çok güzel bir rengi olan duvarın üzerindeki bir sürü tablo ve killerden yapılmış heykellerden gözümü alamıyordum. Daha şimdiden burnuma dolan boya kokusu beni rahatlatıyor gibi hissettim.

Hayran bakışlarımdan Taehyung'un elimi tutmasıyla sıyrıldım. Ona baktığımda bana hayran kaldığım gülüşümü gösterip "İçeri geçelim." demişti. Onu kafamla onayladım ve o bir elimi tutarken bende diğer elimle çantamın kolunu tuttum.

Atölyenin içerisine girdiğimizde birsürü şövalye ve karşılarında oturan insanlar vardı. Her birinin elinde olan fırçalar tuvallerini renklendiriyordu. Bu göründü çok hoşuma gitmişti. Taehyung, beni biraz çekiştirip bir adamın yanına gitmemizi sağladı. Ben orayı hayranlıkla izlerken Taehyung yine birileriyle konuşmuş, ona bakmam için elimi acıtmayacak şekilde sıkmıştı. "Nasıl beğendin mi?" dedi. "Evet, Burası çok güzel... teşekkürler." diyebildim sadece ardından Taehyung'a kocaman sarıldım. O da bana sıkıca sarıldı fakat çok uzun sürmeden ayrıldık.

Az önce Taehyung'un konuştuğu adam bana boş bir yere geçmemi ve bugünlük serbest istediğin bir şeyi çizme günü olduğunu yani istediğimi yapabileceğimi söyledi. Onu onaylayıp Taehyung'a baktım, o da bana gitmem için işaret verip "Ben burada oturuyorum, bir şey olursa gelirsin." dedi.

Heyecanla onu onaylayıp hemen boş bir yer kestirdim gözüme ve oraya oturdum.

Çantamı dikkatice yere bıraktıktan sonra şövalyenin karşısına oturdum, kendimi çok özgür hissediyordum, hiç olmadığım kadar özgür. Bir düre tuvalle bakıştıktan sonra yanımdaki masadan fırça aldım, ardından ise paleti alıp üzerine boyalar sıkmaya başladım.

•

Resmim sonunda bitmişti, ne kadar zaman geçti bilmiyordum ama ayaklarımın uyuşmasından çok zaman olduğu belliydi. Fırçaları ve paleti masaya bırakıp biraz gerindim. Ardından bir ses duydum "Merhaba." demişti biri. Yanıma tarafıma döndüğümde gördüğüm sarı saçlı çocukla bakıştım. "Merhaba." diyip ona selam vermiştim bende. "Yenimi katıldın." diye sormuştu. Kafamı sallayı onay vermiştim ki gözü tabloma kaydı. "OHA, bunu sen mi çizdin?" demişti.

Tekrardan kafamı onaylarcasına salladım, yüzüne daha dikkatli baktığımda şaşkın ifadesine kıkırdadım. Çok komikti, ayrıca tatlı. "Daha önce hiç kursa gittin mi? Belli gitmişsin, çok güzel olmuş. Bayıldımmm." dediğinde tekrar kıkırdadım. "Hayır, gitmedim. Ve teşekkür ederim.." dedim çekinerek. Ağzı sanki şokla açılmamış gibi dahada açılmıştı. "Ne demek gitmedin, bunu hiç bir kursa gitmeden yaptıysan. Vay beee, yeteneğe bak." dediğinde çekindim ama çok heyecanlanmıştım. Resmim övüldüğü için çocuk heyecanı vardı üzerimde.

"Aaa buarada ben Jimin, Sen?" diyip elini uzattı, "Jungkook, memnun oldum jiminn." diyip elini tutmuştum ben de. Gerçekten onunla arkadaş olmayı çok isterdim, çok eğlenceli birine benziyordu. "Bende memnun oldum Jungkook. Arkadaş olmak ister misin?" diyip kıkırdadı. Gerçekten hızlı olmuştu, böyle bir şet beklemiyordum. Bu yüzden kısa bir süre şokla sessiz kaldım. "Biraz hızlı mı davrandım? Rahatsız ettiysem kusura bakma." dediğinde yanlış anlaşıldığım için korktum, bu yüzden panikle "Hayır hayır, rahatsız olmadım sadece bir anlık şok oldum o kadar." diyip kendimi düzelttim.

Jimin kocaman gülümseyip "Burada kimse benimle arkadaş olmak istemedi, ondan dolayı biraz hızlı girdim konuya." dedi. Ben de gülümsemiştim ona "Neden ki çok cana yakın duruyorsun oysa ki." dediğimde ise Jimin'in gülümsemesi an ve an arttı.

Hiç beklemediğim bir şekilde bana sıkıca sarılmış, teşekkür etmişti. Ben de ona sarılıp karşılık verdim. Evet biraz hızlı arkadaş olmuştuk ama güzel bir arkadaşlığımızın olacağına emindim. O çok cana yakındı.

Çıkmadan önce birbirimize telefon numaralarımızı vermiştik, bu şekilde sohbet edebilirdik.

İşim bittiğinden dolayı Jimini yolculamış, ardından uyuklayan Taehyung'un yanına gelmiştim. Omzuna yavaşça dokunup onu uyandırdım. Uyandığı gibi bana nasıl geçti diye sormuştu, ben de ona çok güzel geçtiğini hatta arkadaş bile edindiğimi anlattım.

Beni gülümseyerek dinlemiş, sözümü kesmeden beklemişti. Olanları anlattıktan sonra Taehyung'a resmimi göstermek için "Taehyung tuvalimi görmek iste misin?" diye sordum. Taehyung, kafasını sallamış ona elimde olan tuvali göstermemi beklemişti.

Gösterdiğim gibi gözleri şokla açılmış, resim ardından bana bakmıştı.

Tuvali anlatmak adına konuştum ve "Bugün kendimi çok özgür hissettim ve hislerimi yansıtmaya çalıştım." dedim.

-

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.