İçeriğe geç

REFRESH • Taekook

Bölüm 25 · 6 dk okuma

REFRESH • Taekook

Bölüm 25

25.Bölüm

-

Gözlerimi zar zor aralayarak uyandım. Yatakta biraz uzanıp komidine eriştim. Üzerinde duran telefonumu alıp ekranından saate baktım. Okula gitme saatime az kalmıştı, hazırlanmalıydım. Bunu bilerek yatakta oturur vaziyette doğruldum ve bacaklarımı yatağımdan aşağı sarkıttım.

Ayılmak adına gözlerimi ovuşturdum. Ağzımda olan garip tatla yüzümü buruşturdum ve yataktan destek alarak kalktım. Boy aynamdan kendime bakıp saçlarımı düzelttim. Kendimle göz göze geldiğimde istemsiz bir iç çektim. Neden bilmiyordum ama garip hissediyordum. Belki de uzun süre sonra mutluluğu derinlemesine hissetmiş olduğum içindi, emin değildim.

Aynadan kendime bakmayı son verip odamın kapısına yöneldim. Hazırlanmadan önce su içmek istemiştim, bu yüzden merdivenlerden dikkatlice inip mutfağın olduğu koridora girdim. Mutfağa giderken hâlâ tırsıyordum, malum en son olan olaylar pek korkulmayacak türden değildi. Yinede sonsuza kadar burdan uzak duramazdım, korkumu yenmeliydim. Sadece bir ön yargıydı, galiba.

Koridor bittiğinde derin bir nefes aldım ve mutfağa girdim. Suyu buz dolabından çıkarmak için buz dolabının kapağını tuttum, fakat duraksama yaşadım. En son buranın cam ve kan içinde olduğu görüntüler doluyordu zihnime. Korkuyla arkama baktığımda bir şey olmadığını gördüm ve tekrar derin bir nefes alıp buz dolabını açtım.

İçki şişelerinin sayısı yarı yarıya düşmüştü ama garipsemedim. Sürekli olan bir şeydi, evdekiler çok içerdi. En sonunda gördüğüm su şişesini alıp buz dolabının kapağını kapattım, sessiz olmaya özen göstererek.

Kapatmamla beraber bardak almak adına arkamı dönmüştüm ki gördüğüm şeyle dona kaldım. O silüeti yine görüyordum, tam şu anda. Elim ve ayaklarım boşlamıştı resmen. Çok korkutucu bir görüntüsü vardı. Tam bana doğru adımlarken yere düşen cam sesiyle hızlanmış, koşar adım üzerime gelmeye başlamıştı. Bana doğru koştuğundan korkuyla çığlık atıp yüzümü kapamıştım. Ayaklarım beni ayakta tutacak gücü bulamayıp düşmemi sağlamıştı, dejavu yaşıyor gibiydim. Düştüğüm gibi yükselen sesle beraber korkuyla titredim.

"Jungkook!" bu ses anneme aitti. Korkuyla her şeyi unutup ayağa kalktım ve koridordan gelen anneme döndüm. Sendeleyerek elinde içki şişesiyle yürüyordu, sesindende sarhoş olduğu belliydi. Gönül

ister ki annem benim için endişelendiğinden dolayı bana bağırmış olsun ama tabi ki de öyle değildi. Neden bağırdığını biraz sonra öğrenecektim.

"Ne bok yiyordun! O bağırış ne öyle, senin yüzünden uyandım! Görüyor musun?!" Korkuyla tekrar titreyip başımı eğdim. "Anne... ben sadece korktum. Özür dilerim..." dedim kendimi anlatmak istercesine ama nafile.

"Neyden korkmuş olabilirsin! Yalan söylediğin bes belli, yine o beceriksizliğin tuttu değil mi?Biraz becerikli ol gerizekalı!" dediğinde hiç bir şey diyesim gelmedi ama demek zorundaydım. "Uyandırdığım için üzgünüm." diyebildim sadece.

"Tabi üzgün olacaksın! Zaten uyumak için bile zamanım az, seninle uğraşmak zorunda kaldım. uyumaya ayıracağım değerli zamanı yedin! Mutlu musun?" dedi ve ben yine baka kaldım. Ne demeliydim? "Zamanını harcamana neden olduğum için üzgünüm ama gerçekten korktuğum için oldu inan bana bilerek yapmad-" şişe kırılma sesiyle sözüm kesildi. Saçımdan akan sıvıdan annemin elindeki içki şişesini kafamda kırdığını anladım. "Yalan söylemeye nasıl cüret edersin!" dediğinde sesi hafif boğuk geliyordu.

Kafamı kaldırıp anneme baktığımda bana hâlâ bağırdığını gördüm. Hiç birini duymuyordum, duymak istemiyordum. O iğrenç sözlerinden hiç birini almak istemiyordum. Geçiştirmek adına "Özür dilerim..." dedim ve sert bir tokat yedim. "Anca özür dileyebiliyorsun zaten, köpek gibisin." dediğinin ardından buz dolabından yeni bir içki aldı ve mutfaktan çıktı.

Sadece su içmek istemiştim, lanet olsun ki o şeyi gördüğümden oldu hepsi. Gözümden bir damla yaş düştü ama kendimi tutmak için dudaklarımı ısırdım. Bağırıp çığlıklar atmak istiyordum, duygularımı bastırmak zorunda olmasam yapardım.

Daha fazla mutfakta durmak istemediğim için hızla odadan ayrıldım ve merdivenlere yöneldim. Hızlı adımlarla basamakları çıktım ve odamın kapısına ulaştım. Tam içeri girecekken elim kapı koluna uzanıp durdu. Elim yumruk haline geldi, ardından arkamda olan lavaboya girdim. Arkamdan kapıyı kapatıp aynada kendime baktım. Saçım içki olmuş, büyük ihtimalle aralarında cam kırıkları vardı. Elimi saçlarıma daldırdığımda parmak uçarımda hissettiğim, yapışkan ıslaklıkla dondum. Elimi çekip görebileceğim bir yere getirdiğimde gördüğüm kırmızı sıvıyla kafamım kanadığını anladım.

Açıkcası çok umursamamıştım, arada böyle olaylar oluyordu. Bu gibi olaylar, artık benim için normal bir hayat düzeniydi. İstemsizce sırıttım ve aynada yüzüme odaklandım. Yanağımda bir kırmızılık vardı, tokattan dolayı. Elimi kırmızı bölgeye getirdiğimde acıdığını fark ettim. Umarım morarmaz diye içimden geçirdim. Saçım içki olduğu içinde banyoya girme kararı aldım, okula böyle gidemezdim. Hâlâ vakit olduğundan rahattım.

•

Güzel bir duş almış, ardından da yanağımı kapatıcıyla acı vericide olsa kapatmıştım. Okul formamı giymiş çantamı sırtıma takmıştım. Tam odadan çıkmak üzereyken telefonuma gelen bildirim sesiyle ekrana baktım. Taehyung'dan bildirim gelmişti, ne olduğuna bakmak için sohbete tıkladım.

-

Taehyung

Bugün okula beraber gidelim dedim

Evinizin önünde bekliyorum

Hazır olunca gelirsin

Acele etme

Jungkook

Uğraşmasaydın keşke

Hazırım zaten

Geliyorum

Teşekkürler

-

Taehyung beklediği için koşar adım odamdan çıkıp basamakları atlayarak aşağı kata indim. Kapının önünde ayakkabılarımı giymeye çalışırken babamın sesini duydum. "Ne bu acele?" demişti, sarhoş sesiyle. "Okula geç kalmamak için." diye geçiştirip attım, uzatmak istemiyordum. Babam ağzından sinirli bir ses çıkarıp arkasını dönmüş, merdivenleri çıkmaya başlamıştı. Ben de ayakkabılarımı giydiğim için hemen kapıyı açıp çıktım.

Bahçedende çıktığımda gördüğüm bedenle içimde bir heyecan doldu. Adımlarımı hızlandırdım ve koşarak onun elini tuttum. Koşmamı bırakmazken el ele koşarak evden uzaklaşmıştık. Durduğumuzda ikimizde nefes nefese kalmıştık. "Güzelim niye koştuk şimdi?" diye sormuştu, Taehyung. Haklı olarak neden koştuğumuzu merak etmişti.

Ona doğru döndüm ve dibine girip sıkıca sarıldım. "Annem ve babam evde, sana sarılmak istedim." dedim. Taehyung, dediğimle bana sıkıca sarılmıştı. "O zaman sarılalım, belli ki güzelimin ihtiyacı var." dediğinde ağlamak istedim ama kendimi tuttum. Taehyung'u çok sevmeye başlamıştım, bu beni korkutuyordu.

Taehyung her zaman yaptığı gibi elini saçlarıma götürdüğünde acıyla inledim. Kafama yediğim şişenin acısı geçmemişti tabi ki de. Taehyung geri çekildiğinde bana korkarak baktığını gördüm. "Jungkook, kanıyor?" dediğinde yüzünde ki endişeyi net bir şekilde görüyordum. Hâlâ kanadığını bilmiyordum, ama acıdığı kesindi.

Cevap vermeden Taehyung'a tekrar sarıldım ama Taehyung beni kendinden bir anlığna uzaklaştırdı. "Jungkook, neler oluyor? Korkutma beni. Bu kan neyin nesi? Hastaneye gidelim mi?" diye soruları sıralamaya başladığında gözüm dolmuştu. Anneminde böyle tepki vermesini isterdim, kafama şişeyle vurmasını değil.

Gözümden ufak bir yaş süzüldü, silmek için elimi yüzüme götürdüm ama Taehyung kolumu tuttu. Ne olduğunu anlamadan Taehyung'a baktığımda elime baktığını gördüm. Neye baktığını görmek için ben de baktığımda kanayan elimi gördüm. Şokla gözlerim aralanırken nasıl olduğunu düşündüm. Sonra ise aklıma gelen şişe kırılmasıyla anlamıştım, nasıl olduğunu.

"Jungkook, bu da ne?" diye sordu, Taehyung. Gözlerim, elimden gözlerine kaydığında şokla bana baktığını gördüm. Elini şefkatle yanağıma götürdüğünde ise tekrar acıyla kendimi geriye çektim. Taehyung'a artık bir şey söylemem gerekiyordu.

"Annemle kavga ettik." dediğimde bakışları daha şefkatli bir hâl aldı. Onun bu bakışları benim gözümü dahada dolduruyordu. "Kafamdaki yara içki şişesiyle vurduğu için oldu..." dedim kısılan sesimle. Taehyung beni sakince dinliyordu. "Elimdeki yara cam kırığından çizildi, yanağım ise tokat attığı için oldu." dedim. Bunları bir tek ona anlatabilirdim, benimde anlatmaya ihtiyacım vardı bazen.

"Taehyung, ben gerçek bilerek yapmadım. Onu tekrar görmeyi ben istemedim, çok korkunçtu o yüzden bağırdım. Kazayla düştü şişe, isteyerek ses yapmadım-" gözlerimden yaşlar süzülürken sözümü nefessizliğim kesti. Taehyung'da devam edemeyeceğimi anlayıp beni kendine çekti ve sıkıca sarıldı.

İhtiyacım olan sarılmayı hissetmişti. Sığınmam için bana yer açmıştı, yani kendi kollarını.

-

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.