İçeriğe geç

REFRESH • Taekook

Bölüm 22 · 5 dk okuma

REFRESH • Taekook

Bölüm 22

22.Bölüm

-

2 Hafta Sonra

Taehyung'un bizde kaldığı günün üzerinden 2 hafta geçmişti. Hayatımda boyunca kendi evimde hiç bu kadar rahat, mutlu bir zaman dilimi geçirfiğimi hatırlamıyorum. Tabii annem ve babam iş seyahatinden döndükten sonra bunlar yine bozulmuş, iç karartıcı eve tekrardan maruz kalmıştım.

Taehyung, sadece evde olan hayatımı değil, okul hayatımıda güzelleştirmişti. 2 haftadır kimse benimle dalga geçmiyor, zorbalık etmiyordu. Bu çok güzeldi.

Üstelik yarın Taehyung'un bahsettiği resim kursuna gidecektik. Ne kadar korktuğumu söylesemde çok istediğim için kolay ikna olmuştum.

Tek sorun nasıl evden çıkacağımdı, sonuçta babam evden dışarıya çıkmama pek izin vermiyordu. Bundan dolayı aklımıza tek bir çözüm gelmişti. O çözümde haftanın bir günü, evde olmadıkları veya geç geldikleri vakti kollamaktı. Bu şekilde en azından biraz devam ettirebilirdim. Yani umarım öyle olurdu.

-

Sıramda oturmuş, camdan dışarıyı seyrediyordum. Taehyung'un ertelenen basketbol maçının, yeni tarihi çok yaklaşmıştı. Bu yüzden şu an spor salonunda antrenman yapıyorlardı. Aslında benide izlemeye çağırmışlardı, fakat ben gitmeyi reddetmiştim. Sonuçta artık zorbalık gibi sorunlar yaşamıyordum, sıramda oturup resim çizmek daha cazip gelmişti.

Zaten Bogum ve Eunwoo birkaç gündür ortada yoktu. Neden bilmiyorum ama sanki altından her an bir şey çıkacak gibi hissediyorum, çünkü tam onlarlık hareketlerdi. Yinede çok takmak istemedim. Kendimi tekrar düşüncelere boğmak için enerjim yoktu.

Çantamdan resim çizdiğim defterimi çıkardım. Boş bir sayfasını açıp karalamaya başladım. Ne yapacağımı bilmiyordum, sadece elim ne çizmek isterse onu çiziyordum.

Resim çizdiğim zamanlar sanki ruhum temizleniyordu. O içime kapanmış, çıkmak isteyen ruhum yaşama enerjisi alıyordu. Çizdiğim şey gittikçe belirginleşmeye başladığında kalbim heyecanla atıyordu. Siz sonuçta iki çizgi atıyor ne bu mutluluk diyebilirsiniz ama benim için anlamını bilemezsiniz.

Yıllarca güneş ışığı almadan karanlık bir odanın köşesinde oturmuş, bekleyen birinin güneş ışığını görmesi gibi hissettiriyor bana. Özgürmüşüm gibi...

Yine düşüncelere dalmış resmimi çizerken zil sesini duydum, öğle arası olmuştu. Aslında hiç sıramdan kalkmak istemiyordum, fakat Taehyung'un yemekhanede olabiliceği gerçeğiyle hemen sıramdan kalktım ve koşar adım yemekhaneye ilerledim.

Taehyung'un iki hafta önce bizde kaldığı gün beni öpmüş olmasından dolayı ona olan hislerimin farkına varmıştım. Bu yüzden onunla konuşurken veya yan yanayken kalbimin atışları arşa çıkıyordu. Heyecandan konuşamadığım oluyordu. O benim gibi hissediyor muydu bilmiyordum ama ben ondan hoşlanıyordum..

Ne zaman başladı tam olarak bilmiyorum fakat beni öptüğünde anladığım kesindi. O an aklıma dolmuştu, ona nasıl baktığım gerçeği. Beni öptüğüne göre o da öyle hissediyordu, ama yinede emin olmazdım. Sonuçta sonrasında hiç bir şey dememişti. Bu beni biraz kırmıştı, boşuna öpmüş gibi hissetmeme neden oluyordu.

Sonunda yemekhane kapısına geldiğimde etrafa bakınarak içeriye geçtim. Taehyung'u görememiştim, bende yemeğimi alıp oturma kararı aldım.

Yemeğimi almak için sıraya girdim ve sıranın bana gelmesini bekledim. Sıra bana geldiğindeyse yemeğimi alıp tekrar etrafıma bakındım. Taehyung'u hâlâ göremiyordum, içimi hüzün kaplamıştı.

Ayakta onu bekleyemeyeceğim için boş olan bir masaya oturdum ve yemeğimi ufak ufak yemeye başladım. Bir süre sonra yemekhane kapısından gelen sesle o tarafa baktım. Bu ses Bogum ve Eunwoo'dan geliyordu. Onları görür görmez korkuyla önüme baktım ve hafif kafamı eğdim. Beni görmelerini istemiyordum, o olay tekrarlanmamalıydı. Zaten insanlar dedikodusunu yeni bırakmıştı.

Korktuğum başıma gelmiş, Bogumun sesini yanı başımda duymuştum. "Seni göremeyeceğimi falan mı sandın?" demişti. Gözlerim onu bulduğunda neden bilmediğim bir şekilde bana korkutucu gözlerle bakıyordu. Sanki intikam almak istercesine gözlerle.

"Dilini mi yuttun yine? Bir hafta zorbalık görmeyince götün kalkmıştır senin, terbiye etmek gerekir. Malum kimin köpeği olduğunu unutuyorsun son zamanlarda." dedi, Bogum. Sözleriyle içim korkuyla titredi. Ne yapacaktı?

Yanıma yaklaşıp saçımı tutmuş, ardından kafamı sertçe geriye çekip göz göze gelmemizi sağlamıştı. Sertçe çekilen saçım yüzünden acıyla inlemiştim. Bu ise Bogumun yüzünde bir acıma duygusu değil, iğrenç bir gülüşe neden olmuştu.

Saçımı biraz daha çekmişti ki bir anda elleri saçımdan ayrılmıştı. Elinden kurtulan saçımla kafamı öne eğmiş, acıyla saçımı tutmuştum. Bogumun inleyişiyle nolduğunu anlamak adına arkamı döndüm ve kala kaldım. Taehyung gelmişti, yanındada hyunglar vardı. Ama beni asıl şok eden şey Taehyung ve hyungların gelmiş olması değil, yerde acıyla kıvranan Bogumdu.

Taehyung, anlık bana bakmış ardından Bogumun karnına bir tekme atıp ona "Sana bir daha Jungkook'a yaklaşma demiştim, değil mi?" dedi. Sesi oldukça boğuk ve hissizdi. Bogum ise ona sinirden çıldırmak üzere olduğu bakışlarını atıyordu. Taehyung onun bu haline gülüp yeni bir tekme atmış, sonraysa "Dilini yutan kimmiş acaba?" diyip sırıtmıştı.

Bogum sinirden bağırmış, Eunwoo'nun yardımıyla yerden kalkıp yemekhaneden çıkmıştı. Taehyung ve hyunglarda masaya oturmuştu. Taehyung'un yanıma oturmasıyla sırıtmıştım. Hoşuma gidiyordu, bana yakın olması.

Taehyung'un bakışları bana döndü ve "İyi misin?" diye sordu. Nasıl iyi olmazdım ki? Sonuçta yanımdaydı. "Evet, iyiyim. Teşekkürler." dediğimde Taehyung'da tebessüm etmişti. Bakışları gözlerimden saçlarıma kayınca heyecanladım. Saçımı okşadığında ise kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başladı. Saçımı okşamasını çok seviyordum.

Onun bu hareketiyle sevdiğimi elli etmek amacıyla olmasa bile istemeden gözlerim kapandı. Huzura bürünü verdim, sanki az önce hiçbir şey olmamışcasına.

Hyunglarda bizim bu hâlimize bakıp gülmüştü. Onlar turnuva hakkında konuşmaya başladığında ben anlayamadığım olayları dinliyordum, fakat hiç sıkılmıyordum. Onların konuşması hoşuma gidiyordu, eğlencelilerdi.

Bir andan yemek yiyip bir andan sohbet etmek çok güzeldi. Özellikle böylesine eğlenceli insanlarla. Arada birbirleriyle dalga geçiyor, espiriler yapıyorlardı. Gülmekten çatlayabilirdim, özellikle Hoseok hyung ve Jin hyung'un konuşmalarına.

"YA AMK HAYVAN GİBİ YEMEZ MİSİN ŞU YEMEĞİ!"

"Sen sanki çok düzgün yiyorsun yarrama bak."

Küfürleri biraz garip gelsede eğlenceliydi, en azından babam gibi küfür etmek yerine eğlenmek için ediyorlardı. Taehyung'un onları hiç takmaması çok garipti. Ben çatlamak üzere gülüyordum resmen.

Onların bu küfürlerine karşı Namjoon hyung dayanamamış, bana "Sen bunları duyma Jungkook, edepsiz edepsiz konuşuyorlar." demişti.

Bunu duyan Hoseok hyung ve Jin hyung birbirlerine bakmış, göz devirmişlerdi. Onların bu hallerine kıkırdayıp son lokmamı ağzıma atmıştım, yanaklarım dolu dolu olmuştu. Sırf bitsin diye kocaman bir kaşık pilav atmıştım ağzıma.

Şişmiş yanaklarımla Taehyung'a baktığımda Taehyung kıkırdamıştı. Tabii ki Jin ve Hoseok hyunglarım bunu kaçırmamış lafa girmişlerdi.

"Taehyung beyfendi yine bir şeyler düşünüyor." dedi hoseok ve gülüştüler. Hâlâ dolu ağzımla onlarada bakınca çığlığa benzer tiz bir ses çıkarıp Jin hyung konuştu. "Hİİ, tatlılığa baaaaak o yanaklar ne Jungo." dedi ve Hoseok'a dönüp bakmıştı. Hoseok'ta "Harbiden bu ne minnoşlukkk ceykey." dedi. Hitap etme şekilleriyle ufak bir duraksama yaşamıştım, çok hoşuma gitmişti.

Tam teşekkür edecekken yüzüme gelen siper misali elle Taehyung'a baktım, el Taehyung'a aitti. Ona baktığımda hoseok ve jin hyung'a öldürücü bakışlar atıyor gibiydi. "Aman yemedik. Al senin olsun." demişti hoseok tripkâr bir ses tonuyla. Taehyung ise nefesimi kesip hıçkırık tutmamı sağlayacak cevabı verdi.

"Benim zaten."

-

Bölüm sonu

4 yorum