-
Yemekten sonra sınıflarımıza geçmiştik, zilin çalmasına daha vardı. Taehyung'la oturmuş sohbet ediyorduk. Özellikle gideceğim resim kursuyla ilgili bana detayları veriyor, yakalanmamamız için bir şeyler söylüyordu.
"Ben de seninle gelirim, bitişinde de seni alırım." dediğinde heyecanlandım. Gerçekten çok güzel bir olaydı. Hem kursa gidebilecek olmam, hem de Taehyung'u okul dışında daha çok görecek olmam.
"Teşekkürler, Taehyung..." diyip ona sevgi dolu gözlerle baktım. Benim için yaptıkları çok değerliydi, hem de çok. Taehyung tam konuşmak için ağzını açmıştı ki yanımıza gelen kızla sustu, çünkü kız onun bir şey dediğini fark etmemiş gibi sözünü bölüp "Taehyung oppa, seninle bir şey konuşmak istiyorum." demişti.
İkimizde birbirimize bakmıştık, şaşkınca. Sonra Taehyung kıza "Nedir?" demişti. Sesi soğuk olsa bile nedense içimde bir şeyler ateşleniyor gibi hissettim. Hele ki kızın Taehyung'a verdiği cevap iyice değişik duygulara bürünmemi sağlamıştı. "Oppa, burada olmazz, dışarıda konuşsak olmaz mııı?"
Resmen Taehyung'a kitlenmiş, ne cevap vereceğine bakıyordum. Taehyung, "Burada söyle." dediğinde kızın pes edeceğini düşünmüştüm, fakat kız Taehyung'a yaklaşıp onun kolunu okşayınca buz kestim. Olanları içimde olan sinire benzer duyguyla izliyordum.
Bu duygunun daha da büyümesine neden olan şey ise; Taehyung'un "Tamam." demesiydi.
İçimde bir şeylerin kavga ettiğine emindim. Nefes alırken bile sinir yükleniyordu, vücuduma. Taehyung, bana bakıp "Geleceğim, bekle." dedi ve sinirle sırasından kalkıp kızı kolundan sertçe tutmuş, hızlıca sınıftan çıkmıştılar. İçimde ki ses onları takip etmemi söylüyordu ve ben buna engel olamadım.
Onların sınıftan çıkmasının ardından hemen ben de çıktım. Sol tarafıma baktığımda gördüğüm iki bedeni takip etmeye koyuldum. Merdivenlerden inmiş, okulun arkasında olan biraz ıssız bahçeye gelmişlerdi. Buraya gelmiş olmaları beni korkutuyordu.
Onlar kapıdan bahçeye çıktıklarında ben de kapının yanındaki duvara sırtımı yaslayıp beklemeye başladım. Neyse ki onlarda tam benim arkamda ki duvarın orda konuşuyorlardı. Aramızda bir duvar vardı sadece.
Kız durmalarıyla biraz bekleyip konuşmaya başladı, "Oppa, ben senden çok hoşlanıyorum." demişti. Kalbim dediği ile beraber hızla atmaya başladı. Taehyung ne diyecekti, Ne cevap verecekti?
Taehyung'un sinirle soluma sesinden sonra "Üzgünüm ama ben senden hoşlanmıyorum. Başkasını bulsan iyi olur." dediğini duymuştum. Kız resmen bir saniye bile beklemeden " Olmaz ben senden hoşlanıyorum, bana bir şans versen olmaz mı?" dedi. Taehyung'un onu geri çevirmesi için içimden dualar okuyordum. "Olmaz." dediğinde derin bir nefes almıştım, sakinleşmek adına.
Kız "Neden peki." dediğinde bu sohbetin daha uzamasını istemiyordum. Bir de Taehyung'un ona hep soğuk cevaplar vermesini. "Kısaca, tipim değilsin." dediğinde şok oldum çünkü kız gerçekten çok güzeldi. Uzun kahverengi saçları, güzel bir yüzü vardı. Hatta okulun popüler kızlarındandı. Açıkcası bu kız bile onun ideal tipine giremiyorsa beni sevme imkanı olmadığını düşündüm.
"Senin tipin nasıl ki?" dediğinde hüzünümün yerini yine o sinir duygusu almıştı. Ta ki Taehyung'un dediğini duyana kadar. "İlla söyletmek zorunda mısın amk? Belli ki ilgilenmiyorum seninle. Ben gayim tamam mı? Erkeklerden hoşlanıyorum." Kalp atışlarım dur durak bilmiyor gibi atıyor, yere kapaklanmamak için kendimi zor tutuyordum. Yani Taehyung'un benden hoşlandığı kesin gibi bir şeydi.
Kız, Taehyung'un dediğinin ardından bir süre dona kalmış ama kendinden ödün vermeyerek "Beni vaz geçirmek için dediğini biliyorum." diyip gülmüştü. Taehyung'da cevap olarak "Sen öyle sanmaya devam et, yakında görürsün demişti." Kız bu sefer sinirle bir ses çıkarıp hızla benim olduğum kapıdan çıkmıştı. Şükür ki öyle hızlı geçmişti ki beni görmemişti. Taehyung'un verdiği sesli nefesin ardından onun yanına gitmek için bahçeye adım attım. Taehyung kafasını çevirdiği gibi benimle göz göze gelmiş, şokla bakmıştı.
"Jungkook? Burada ne yapıyorsun?" demişti. Bir şey demeden yanına gittim ve göz temasını kesmedim. Taehyung da göz temasını kesmiyor, cevabımı beklercesine bana bakıyordu.
"Siz o şekilde sınıftan çıkınca takip ettim." dediğimde Taehyung sorgularca bakıyordu. Sonra ise gülüp "Yoksa kıskandın mı?" dedi ve kahkaha attı. Kahkaha attığı için utandım ve göz temasını kesip yana doğru çevirdim, kafamı.
Bu hareketimle Taehyung'un gülüşü durmuş, ardından "Sen ciddisin." demişti. Tabii ki de ciddiydim, sınıftan nasıl çıktılar, benim gözümden nasıl göründüğünden haberi
var mıydı bunun?
Kafamı hâlâ ona çevirmediğim için Taehyung bana yaklaşıp çenemden tutmuş, ona bakmamı sağlamıştı. Göz göze geldiğimizde gözlerinin bana tekrardan şokla baktığını gördüm. Bu kadar şaşırmasına gerek var mıydı? Ondan hoşlandığımı hiç anlamamış mıydı acaba?
"Jungkook bir şey söyle." dedi hâlâ şaşkın ifadesiyle.
Ona bir adım yaklaşıp burun buruna gelmemizi sağladım. Ardından iki haftadır aklımdan çıkmayan dudaklarına kendi dudaklarımı değdirdim. Sıcak ve yumuşacık dudağı ile kalp atışlarım yükseldi. Heyecandan titredim, böyle bir şey yaptığıma inanamıyordum. Taehyung'un elleri yüzüme çıkmış, sabitlemek istercesine öyle kalmıştı.
Yavaşça geri çekildiğimde gözlerimi araladım. Taehyung, bana ne olduğunu anlamazca bakıyordu. Ne kadar dudaklarımızı tekrar buluşturmak istesemde ilk önce demem gereken bir şey vardı. Cesaretimi topladım ve iki haftadır düşündüğüm o cümleyi söyledim.
"Senin sevgilin olmak istiyorum, arkadaşın değil."
Dediğim şey biter bitmez Taehyung dudaklarını dudaklarıma kapamış, uzun bir öpücük kondurmuştu. Ben kollarımı onun boynuna dolamıştım, o ise elini belime koymuştu. Geri çekildiğinde ise gözlerinde gördüğüm ifade titrememe yetmişti. Aşkla bakıyor tabirinin gerçek halini gösteriyordu bana.
"O zaman sevgilim olur musun, güzelim?"
Kalbim galiba durdu yada o kadar hızlı atıyor ki hissetmekte zorlanıyorum. Nefes alışlarım o kadar düzensizleşti ki nefes almayı unuttum. Konuşamadığım için kafamı sallamakla yetindim ve gözlerimin hafif dolduğunu hissettim.
Taehyung cevabını almış, kocaman gülmüştü. Eliyle mutluluk göz yaşımı silmiş, ardından ikimiz içinde yetersiz kalan öpücüğü devam ettirmek adına belimden tutup beni kendine çekti. Dudaklarımız bugün üçüncü kere buluştuğunda ikimizde mutluluktan ölebilirdik.
-