-
Taehyung'la benim odama çıkmış, yatağımda uzanıyorduk. Taehyung'u bilmem ama benim gözüme uyku girmiyordu. Aklıma sürekli Taehyung'un beni öptüğü an geliyor, yatakta tepinmek istiyordum falat yanımda Taehyung uyuduğu için bunu yapamazdım. İçimdeki o heyecan hissini atamadığımdan dolayı da nefes alış verişlerim bozuluyor, kalbim hızla çarpıyordu.
En son bu şekilde düzelmeyeceğimi düşündüğümden su içmek için kalkmaya yeltendim. Sorun şuydu ki; mutfağa inmek için yataktan inmem gerekiyordu ama asıl sorun bu değildi. Asıl sorun, yataktan kalkmam için ya Taehyung'un kalkmasının gerekmesi yada benim onun üstünden bir şekilde geçmem.
Hafif doğrulup Taehyung'un yüzüne baktım, uyuyor mu kontrol etmek amaçlı. Baktığımda şükürler olsun ki uyumuyordu. Tavana bakar şekilde düşünüyordu. Uyumadığını gördüğüm için yatakta oturur pozisyona geldim ve ona dönüp "Şey Taehyung, su içmeye ineceğimde, iki saniyecik kalkabilir misin acaba?" diye sordum. Anında Taehyung'un dikkati bana döndü, "Tabii, geç bakalım." diyip çekilmişti. Yataktan çıktıktan sonra odamın tam kapısında duraksadım. Onunda susamış olma ihtimalini düşünerek "Sende ister misin?" diye sordum, Taehyung'a. Taehyung kafasını olumsuz anlamda sallamış, güzelce gülümsemişti. Kalbimin atışlarını tekrar hissederken hemen odadan çıktım.
Merdivenlerden çok ses çıkarmamaya özen göstererek inip mutfağın olduğu koridora ulaştım. Bu koridorda olan tablolar çok korkutucuydu, hele ki gece ışığın olmadığı zamanda. Fazla buraya maruz kalmamak adına hafif koşar adım mutfağa girdim ve ışığını açtım. Hâlâ üzerimde ufak bir tedirginlik olsada çok kafaya takmamaya çalıştım. Su koymak için tezgahın üstünde, temiz bardakların olduğu düzenleyiciden bir aldım. Aldığım bardağı tam arkamda kalan, buz dolabının yanındaki tezgaha bıraktım.
Suyu çıkarmak için buz dolabını açtım, köşede duran su şişelerinden birini alıp kapağını geri kapattım. Su şişesinin kapağını açıp bardağıma su dolduruyordum ki bir anda bir ses duydum gibi oldu. Korkuyla vücudum ufak bir şekilde titredi. Sesin geldiği yere arka çaprazıma hızla baktığımda bir silüet gördüm gibi oldu. Korktuğum için tekrar kafamı çevirmiştim önüme. Bu yüzden ne olduğunu tam anlatamamıştım. Tekrardan ne olduğunu anlamak adına arkama baktığımda gördüğüm şeyle beraber cam kırılma sesi gelmişti.
Elim ayağım resmen boşalmıştı. Ne olduğunu anlamlandıramadığım bir şeydi. Yüzü ve kendisi siyahtı. Şokla kıpırdayamıyor konuşamıyordum. Birden üzerime adımlamasıyla kollarımı yüzüme siper etmiş, bağırmıştım. "Gelme!" Bağırmamla beraber vücut kaslarım biraz gevşediği için, kitlediğim bacaklarım açılmış, yere kapaklamıştım. Zangır zangır titriyor, ses çıkaramıyordum. Kapıdan gelen sesle korkum katlanacaktı ki bu kişinin "Jungkook?" diye bana seslenen Taehyung olduğunu anladım.
Kollarımı yüzümden çekip ona baktım,
ne olduğunu şaşırmış şekilde o da bana bakıyordu. Göz göze gelmemizle titrememin yanına birde göz yaşlarım katılmıştı. Taehyung hâlâ olayı anlayamamış, şokla bakıyordu. Ağlamamla beraber ise kapının önünde durmayı bırakıp yanıma geldi. Yanıma çömelip tekrardan "Jungkook?" diye solumuştu. Transta olduğumun farkındaydı. Biraz açılmaya başladığımı fark ettim ve direkt Taehyung'a sarıldım. O da bana karşılık vermişti.
"Jungkook, sorun ne? Ne oldu burada?" diye soru yönelttiğinde nasıl cevap versem bilemedim. Daha ne olduğunu ben bile anlayamamıştım. Ağlamam hafif şiddetlendiğinde eli, saçlarıma çıkmış okşamaya başlamıştı. "Şşş, bir şey yok. Sakinleş sonra anlatırsın, sıkıntı yok.." demişti, huzurlu sesiyle.
Kısa bir süre bu şekilde kalmıştık, ardından Taehyung'un hafif geri çekilmesiyle ağlamam neredeyse bitmek üzereydi. Taehyung bana sevgi dolu bakıyor saçlarımı yüzüme bakarak okşuyordu. Arada gözleri saçlarıma çıkıp sanki normalde yumuşacık sevmiyormuş gibi, dahada yumuşak seviyordu. Gözlerim onun bu davranışına karşılık şefkatle büyümüştü.
Taehyung'un gözleri saçlarımdan tekrar yüzüme indiğinde göz göze geldik ve Taehyung hafif şaşırmış şekilde "Neden bu kadar güzel bakıyorsun?" demişti. Bakışlarımın fark edilesi olduğunu hiç düşünmemiştim. Yüzüm hafif kızarmaya başlayınca Taehyung kıkırdamış, "Cevabımı alamadım yine." demişti. Bunu duyunca az önceki pişmanlığım aklıma geldi ve bu seferde aynısını yaşamamak adına "Çünkü seni seviyorum, sende beni çok güzel seviyorsun." dedim.
Dediğim şey ile Taehyung donmuştu. İnanın bakışları sevginin ötesine geçmişti. Gözlerine baktığımda ardındaki geniş manzarayı görüyordum. Bakışları derinleşmişti, hemde fark edilir bir düzeyde. Başka kimsenin onun bu bakışını görmesini istemedim bir an. İçimi garip bir duygu kapladı.
"Sen neden bu kadar derin bakıyorsun, peki?" diye kendi sorusunu ona sorduğumda Taehyung anlık dalgınlıktan çıkmış ve kocaman gülümsemişti. "Çok güzelsin çünkü. Hemde heerr şeyinle." Sevgiyle dolup taşmıştım bu sözüyle. Taehyung bana farklı hisler öğretiyordu. En güzelide galiba buydu.
Gözlerim sevgiyle doldu. Taehyung'da bunu görmüş, çok güzel bir kıkırtı bırakmıştı.
Az önce korkudan titrediğim oda da, Taehyung'un kıkırtı sesleri yer edinmişti.
"Hadi bakalım kalk, yerde oturmaya devam edersen üşüteceksin." demiş ve kendi kalkarken beni koltuk altlarımdan tutup kalkmama yardım etmişti. Ayağımın üstüne basmamla acı içinde inledim. Ayaklarımın üstüne basamıyordum. Neden olduğuna bakmak için kafamı yere eğdiğimde gördüğüm kan, başımı döndürdü. Ayaklarımın altı ve yerin büyük bir kısmı kandı. Korkup yere düşürdüğüm şişenin camları kesmiş olmalıydı.
Taehyung'da acıyla inlememe şaşırmış, ardından benden sonra yere bakmıştı. O da kanı görmüş olacak ki ağzından "Siktir." diye bir küfür çıktı. Göz göze geldiğimiz anda Taehyung beni koltuk altlarımdan tutup tezgaha oturtmuştu. Çok fazla kanıyordu.
Korkuyla Taehyung'a baktığımda "Korkma, sıkıntı yok. Peçeteyle saracağım şimdi." demişti. Onu kafamla onayladığımda Taehyung arkasını dönmüş, arka tarafındaki tezgahın üstünde olan peçetelere doğru ilerlemişti. Bir sürü peçete koparıp yanıma geldiğinde dizlerinin üstüne çöktü ve ayağımı sardı.
İşi bittiğinde artan peçeteyle yeri üstün körü silmişti.
Çöpe attığı peçetelerden sonra yanıma geldi ve beklemediğim şekilde beni kucağına aldı. Düşmemek adına hemen kollarımı boynuna dolamıştım. Ani hareketimden dolayı burun buruna gelmiştik. İkimizde birbirimize kısa süreli şokla baka kaldık. Bakışmamız benim utanmamdan dolayı kafamı Taehyung'un boynuna gömmemden kesilmişti. Kesilen bakışlarımız ardından Taehyung'un gülüşünü duyduğuma emindim.
Taehyung mutfaktan çıkıp merdivenlere ilerledi, oradanda benim odama ulaştık. Beni yatağa dikkatli bir şekilde oturttu. "İlk yardım çantası nerede?" diye sormuştu. "Şurada olması lazım.." diye komidinimin yanını işaret etmiştim.
Taehyung çantayı alıp yanıma, yatağa oturmuştu. "Ayağını uzatabilir misin?" dediğinde kafamı olumlu anlamda salladım.
-
Biraz acılı bir şekildede olsa işimiz bitmişti, şimdi ise yatakta uzanıyorduk. Taehyung'da bende tavana bakar şekilde, omuzlarımız birbirine değiyordu. Oda sessizdi, bu sessizliği Taehyung bozdu.
"Anlatmayacak mısın?" demişti.
Yutkundum ve Taehyung'a döndüm. Ona baktığımı anlayıp Taehyung'da bana bakmıştı. Aklıma gelen görüntülerle nefesim daralıyordu. Ama Taehyung'a söylemekten zarar gelmez diye düşündüm. "Bir şey gördüm.." dedim, bakışlarımı tekrardan tavana çevirip.
Taehyung anlamamış olacak ki "Nasıl yani?" demişti. Konuşmak zor geliyordu, hemde çok zor. "Uyusak olmaz mı? Düşündükçe korkuyorum..." dedim. Taehyung'da derin bir nefes almış ve "Peki, ama lütfen sonra rahat hissedince anlat." demişti. Onu onaylarca başımı sallamıştım.
Taehyung "iyi geceler.." demişti. Aklıma dolan görüntülerle tekrar kalbim sıkıştı ve Taehyung'u duymadım. Kalbim çok hızlı atıyor, ellerim titremeye başlıyordu. Taehyung tam "Jungko-" diyecekken sözünü bölmüş, "Taehyung sarılarak uyuyabilir miyiz?" demiştim. Aklıma gelen tek çözüm buydu. Taehyung beni korur gibi hissediyordum.
Taehyung sırıtmış, "Gel buraya." diyip kollarını açmıştı. Hemen ona doğru dönüp kolları arasına girdim. Bacaklarımı Taehyung'un bacaklarıyla iç içe geçirdim. Kafamı göğsüne yasladım ve kalp atışlarını dinlemeye koyuldum. Taehyung'da bana sıkıca sarılmıştı, üstelik saçlarımı okşuyordu. Onun bunu yapmasını çok seviyordum. Taehyung'un kokusunu derin soluklar alarak içime çektim. Ayrıca garip bir şekilde kalp atışları çok hızlıydı, ninni gibiydi.
-