-
Ne desem bilememiştim. Hem içim içimi yemiş, heyecanla. Hem de umutsuzluktan çıkamayacak hislerime engel olmaya çalışmıştım. Taehyung, bana merak dolu gözlerle bakıyordu. Onun bunu düşünmüş olması bile beni öyle mutlu etmiş, öyle hoşuma gitmişti ki anlatamam bile.
"Ne desem bilemiyorum, Taehyung. O kadar isterim ki bunu, ama ailemin öğrenme olasılığının korkusundan yapabilir miyim bilmiyorum." diyerek düşüncelerimi Taehyung'a söyledim. Dediklerimle gülümsemiş ve bana umut dolu gözlerle bakarak "Hallederiz, öğrenemezler sen merak etme. Saklamanda bende yardım edeceğim güzelim, hm?" Dediklerimin sonunda ki hitap ile kalbimin atışı daha da arttı.
Benim için neden bu kadar uğraşıyordu? Neden bana bu kadar iyi davranmaya çalışıyordu? İşte bu sorular içime su serpti.
Ya beni kandırıyorsa, zaman ne yapardım?
Belki de aileme benim bu resim tutkumun devam ettiğini ve yapmak için uğraştığımı ifşa etmek içindi hepsi.
Güvendiğim biri tarafından kandırılmak istemiyorum, bunun daha fazlasını kaldıramam. Sonuçta bu hayatta ilk güvendiğim kişi annemdi. O ise babamın beni dövmesi için yalanlar uydurdu, bundan zevk bile aldı. Beni sevmiyordu, biliyordum ama yinede ben onu sevdim. Hâlâ ona karşı büyük bir açlık hissediyorum. Bu açlığı Taehyung doldurmaya başladı ama ya o da annem gibiyse? Beni kandırıyorsa ve babamın dövmesini istiyorsa?
Gözlerim her zamanki gibi dolmaya başladı. Kafamı eğdim, yine kafamdaki lanet sesler beni ele geçiriyordu. Oysa ki Taehyung sadece benim iyiliğim için bir şey sormuştu, ne ara konuyu buraya getirmiştim. Kendimi acınası hissediyordum, Taehyung bir şey yapmamış olsa bile onu suçlamıştım. Beni düşünmemesi gerekiyordu, ben onun hayatınıda mahvetmemeliyim.
Gözümden bir yaş süzüldü, Taehyung ne olduğunu anlayamamıştı. Bana sorgulayan bakışlar atıyordu, eminim. Zaten arkasından direkt sesini duydum, "Jungkook, ne oldu? Yanlış bir şey mi dedim?" demişti. Onun bir suçu yoktu, ben sadece her şeyi sorguluyordum. Bomboş gözlerle bakıyordum, ona. Güvenecek güvenim bile yoktu.
Taehyung, nazik bir şekilde çenemden tutup yüzüne bakmamı sağlamıştı. Göz göze geldiğimizde kendimi tutamadım. Süzülen göz yaşlarımla, dudaklarımdan bir hıçkırık kaçtı. Taehyung, şokla yüzüme bakıyordu.
Taehyung, gözlerimi kaçırınca bana sıkıca sarılmıştı. Bir anlığına sarılmasına karşılık veremedim, Koktum. Vücudumda ufak bir titreme başladı. Taehyung bunu fark etmiş olacak ki beni omuzlarımdan tutup kendinden uzaklaştırmış, yüzüme bakmıştı. "Jungkook!?" diye endişe ile soludu. "İyi misin? Sorun ne, ne oluyor!?" dediğinde resmen transa geçmek üzereydim.
Bunu engellemek adına düğümlenmek üzere olan boğazımı açmış, "T-Taehyung..." demiştim güçlükle. Zorlanmam nedeniyle sesim titremiş, hafif kekelemiştim. Taehyung konuşmamla gözlerimi açmış, hemen "Hm? Söyle dinliyorum seni, buradayım." panikle cevaplamıştı.
"Neden bana bu kadar iyi davranıyorsun? Beni korkutuyorsun.." demiştim, donuklaşmış sesimle. Taehyung bana şok olmuş şekilde bakıyordu. Ben cevabımı alamadan, arkasından tekrar soru yönelttim. Bu sefer biraz daha sinirli çıkmıştı, sesim. "Yoksa beni kandırmak için mi?" dedim ve ağlamam şiddetlenerek tekrardan "Benimle neden bu kadar ilgileniyorsun, ben alışık değilim. Korkuyorum. Ben sana güvenmeye başladım, sende onlar güvenimi kırma." dedim.
Nefesim sekteye uğradı, ağlamamı durduramadığım için hıçkırmaya başladım. Duygularımı açıklamaya çalışmak zordu, zormuş... Yıllardır yapmak istediğim ama içime hapis olan o şey çok zordu. Rahatlatıyor muydu? Emin değilim. Hıçkırıklarım iyice şiddetlendi. Nedendi bu kadar ağlamam bilmem ama sığınmak istiyordum, ona. Şu an olan ağlamam, onun dediklerinden tedirginlik duymamdı. Ama ben yinede ona sığınmak istiyordum.
"Bana, herkes gibi tiksinerek bakman gerek ama sen sevgi dolu bakıyorsun, anlayamıyorum. Sana sığınmak istememe neden oluyorsun. Seninde hayatındaki hatan olmak istemiyorum. Hepsi bir oyun mu yoksa? Beni seviyor olman imkan-" Dudaklarımda hissettiğim ıslak bir sıcaklıkla sözüm kesildi, dediklerimin hepsi uçup gitmişti beynimden.
Aniden dudaklarıma değen şeyin Taehyung'un dudakları olduğunu fark ettiğimde kıpkırmızı oldum, kalp atışlarım tavan yaptı. Bana yaklaşıp dudaklarımı öpmüş, ardından eli enseme tırmanıp beni tutmuştu. Karnımda kelebekler uçuyor, kasılıyordu sanki. Yanaklarıma çıkmaya başlayan sıcaklıkla hâlâ şok içinde donmuş bakıyordum. Dudakları yumuşacık ve sıcacıktı, çok güzeldi. Taehyung geri çekildiğinde bana öyle güzel bakıyordu ki utanmam had safhaya çıkmıştı.
Direkt kafamı çevirdim, az önce Taehyung beni öpmüştü inanamıyordum. Taehyung'dan gelen kıkırtının ardından "Ne çok teorin varmış öyle. Ama maalesef ki hepsi yanlış, boşuna üzdün kendini." demişti. Ani gelen şoktan hâlâ sıyrılamamışken ona döndüm. Gözlerinin içinde kaybolmak üzereydim. Kalbim yerine sığmıyor, oradan çıkmak istiyordu. Taehyung ise bana gözleri parlar gibi bakıyordu.
Dilim tutulmuştu resmen, Taehyung'da bunu fark etmiş, beni kendine çekmiş sarılmıştı. Sanki oda dahada sıcaklaşıyordu.
Çalan telefonla ikimizde ayrılmış, o tarafa doğru bakmıştık. Çalan Taehyung'un telefonuydu.
Taehyung yanımdan kalkmış, televizyonun yanında olan telefonunu alıp açmıştı. "Alo, efendim anne?" Annesi aramıştı, saat geç olmalıydı. Benim yüzümden azar yemezdi umarım. "Bir saniye." Diyip bana döndü. Telefonun hoparlörünü eliyle kapattı ve "Jungkook, bu gün sizde kalabilir miyim?" demişti. Annem ve babam yoktu, bu yüzden sıkıntı etmedim ve kafamı onaylarca salladım. Taehyung gülümseyip annesiyle konuşmaya devam etti. Annesiyle konuşurken olan gülümsemesi çok tatlıydı.
Gülüşünü izlerken bir anda gözüm dudaklarına kaydı. Aklıma dolan anla kalbimin atışlarımı duymaya başladım. Birde bu akşam bizde kalacak, nasıl yüzüne bakacağım? Yüzüme gelen sıcaklığı hissettim. Aklıma dolan soruyla dondum.
Taehyung, benden hoşlanıyor muydu?
Onun benden hoşlanma ihtimalini hiç düşünmemiştim. Acaba ben hoşlanıyor muydum? Gerçi hoşlanmasam neden sürekli onu düşüneyim ki? Ayrıca onun yanında olduğumda, onu her gördüğümde, bana bir şey anlattığında ve benzeri çoğu şeyde kalbimin atışları artıyordu. Sarıldığımızda her şeyi unutuyordum. Bu bir hoşlanma belirtisiydi değil mi?
Sürekli ona bakmak istemem veya onu çizmek isteyip sarılmak istemem. Bunların hepsi ondan hoşlanıyor olmamdı ve ben bunu yeni fark ediyordum.
Ne zaman düşürdüğümü bilmediğim kafamı kaldırıp Taehyung'a tekrardan cevabımı bulmak istercesine baktım. Ona bakar bakmaz ruhsuz takılan kalbimin yaşadığını hissediyordum. Bunu nasıl fark edememiştim? Gerçekten salak hissediyorum.
Kendimi sorgularken Taehyung konuşmasını bitirmiş, tekrardan yanıma adımlamıştı. Koltuğa oturduğunda ona baktım. O da bana bakıyordu, ne diyeceğimi bilemedim. Sadece daha yeni fark ettiğim ondan hoşlandığım gerçeğini nasıl hazmedeceğimi düşünüyordum.
Daha fazla düşüncelerde boğulmak istemedim. Taehyung'a yaklaştım ve boynuna sıkıca sarıldım. Taehyung'un elleride belimi sıkıca sarıp sarılmama karşılık vermişti. Burnuma çektiğim kokusuyla mayışıyordum resmen. Çok güzel, rahatlatıcı ve ferah bir kokusu vardı. Boynuna yüzümü gömdüm ve orada soluklandım.
Aklıma az önce olan Taehyung ve annesinin konuşmasından çıkardığım saatin geç olma ihtimali geldi ve Taehyung'a sormak için biraz çekildim. Kolları hâlâ belimde kalmıştı. "Saat kaç?" diye utana sıkıla konuştum. Taehyung bu halime kıkırdamıştı. "23.45" cevabıyla gözlerim büyümüştü. Saat o kadar geç olmuş muydu?
Taehyung beni aramıştı o kadar ve antrenman yapmıştı, yorulmuş olmalıydı. Bu yüzden yavaşça kanepeden kalktım ve ona yatak hazırlamak için tam ilerleyecektim ki tutulan bileğimle durdum. "Nereye?" demiş, merakla bakmıştı. "Sana yatak açacağım, yorulmuşsundur." dedim ama sonrasında kalbim tekledi.
"Beraber uyuyalım"
-
