Ravenmoor Lisesi’nin koridorları, bugün her zamankinden daha keskindi. Selene, okulun tartışmasız kraliçesiydi; attığı her adımda etrafına bir güven yayıyordu. Ancak bu güven, Alaric Thorne’un okula girişiyle çatlamaya başlamıştı.
Kafeteryada, Melina’nın hemen yanında oturan Elara, utangaç bir şekilde kitabına gömülmüştü. Ancak Selene, gözlerini kapıdan ayırmıyordu. Alaric, koridorun sonunda belirdiğinde Selene'in yüzündeki ifade değişti. O keskin, alaycı Selene gitmiş, yerine ilk kez savunmasız bir genç kız gelmişti.
"Yine ona bakıyorsun," dedi Melina, fısıltıyla.
Selene, sanki büyülenmiş gibi cevap verdi: "O çok farklı, Melina. Sanki... sanki yüzyılların yükünü taşıyor ama yine de bu kadar kusursuz durabiliyor. Onu tanımam gerek."
Melina, Selene’in Alaric’e karşı hissettiği bu çekimin bir tür kara büyü olabileceğinden korkuyordu. Çünkü Alaric, Selene'in ona olan bakışlarına bir kez bile karşılık vermemişti. Alaric'in tek odak noktası, masadaki Melina'ydı.
Tam o sırada, Cassian masaya yaklaştı. Her zamanki gibi kusursuz bir ciddiyetle Melina’nın tam karşısına oturdu. "Selene, dostunla biraz yalnız konuşmam gerekiyor. Sanırım bu senin için fazla karanlık bir konu olur."
Selene, Cassian’a ters bir bakış attı. "Beni kovmaya mı çalışıyorsun, Cassian? Ravenmoor'da kimin neyi duyup duymayacağına senin karar vermen artık bayatladı."
Selene ayağa kalktı ve Alaric’in oturduğu masaya doğru yürümeye başladı. Melina dehşetle arkadaşının arkasından baktı. Selene, okulun en popüler kızı olarak doğrudan karanlığın tam merkezine, yani Alaric’in yanına gidiyordu.
"Bunu yapmamalı," dedi Melina, yerinden kalkmak isterken Cassian onu kolundan tuttu.
"Bırak gitsin," dedi Cassian, sesi soğuk ve netti. "Alaric ona zarar vermeyecek. Ama Selene, Alaric’in etrafında dönen o ölümcül çekime dayanabilecek mi? İşte onu kimse bilmiyor."
Melina, uzaktan Selene’in Alaric’e bir şeyler söylediğini gördü. Alaric başını hafifçe kaldırdı ve Selene’in yüzüne baktı. O an Selene’in dizlerinin bağı çözülür gibi oldu. Alaric, Selene’e buz gibi bir ifadeyle birkaç kelime fısıldadı. Selene’in yüzündeki o canlı, parlak ifade yerini aniden derin bir hüzne bıraktı.
Alaric ayağa kalkıp okuldan çıktığında, Selene olduğu yerde donup kalmıştı. Elara, korkuyla arkadaşının yanına koştu.
"Ne dedi?" diye sordu Melina, Cassian’a dönerek. "Ona ne söyledi?"
Cassian, Melina’nın gözlerinin içine derin bir acıyla baktı. "Ona, sadece yaşayanların bildiği ama ölülerin sakladığı o gerçeği söyledi. Alaric, Selene'in onu değil, içindeki o karanlığı sevdiğini biliyor."
Ravenmoor Lisesi'nin o günkü sessizliği, sadece bir sırrın açığa çıkışı değil, üç arkadaş arasındaki dengelerin sonsuza dek bozulduğunun kanıtıydı. Artık kimse güvende değildi.