Ravenmoor’un havası, o gece sanki daha da ağırlaşmıştı. Sis, evlerin pencerelerine yapışıyor, sokak lambalarının cılız ışığını yutuyordu. Melina, odasında masasının üzerindeki fotoğrafa bakıyordu. 1824 yılına ait fotoğraf... Gözleri, kendisininkilerle aynıydı. Sanki o kız, Melina’nın içinden ona bakıyordu.
Kapı hafifçe gıcırdadı. Melina irkilerek fotoğrafı çevirdi.
"Anne?" dedi, sesi boş odada yankılanırken. Cevap gelmedi. Sadece koridordan gelen, sanki eski bir kumaşın yere sürtünme sesine benzeyen o tuhaf hışırtı.
Melina ayağa kalktı. Koridor karanlıktı. Bir anda evin içindeki sıcaklık, bir mezar serinliğine dönüştü. Tam o sırada, penceresinin dışında bir hareketlilik hissetti.
Aşağıda, bahçede bir siluet duruyordu. Cassian değildi. Bu kişi daha uzun, daha sert hatlıydı. Ay ışığı yüzüne vurduğunda, Melina onun buz mavisi gözlerini seçebildi. Alaric Thorne. Kasabada sadece "yabancı" olarak bilinen o esrarengiz adam.
Melina pencereyi açtı. "Ne yapıyorsun burada?"
Alaric başını kaldırdı. Gözlerinde, Cassian’daki o korumacı öfkeden ziyade, bir tür acı dolu kabulleniş vardı. "Zaman doluyor, Melina. Mühür artık sadece saatleri değil, kanı da uyandırıyor."
"Ne mührü? O kadın... yaşlı kadın neden beni işaret etti?"
Alaric tek bir hamlede, neredeyse bir gölge gibi pencere pervazına tünedi. "Çünkü sen sadece Melina Voss değilsin. Sen, Ravenmoor'un gömdüğü o karanlık geçmişin anahtarısın."
"Anlamıyorum!"
"Anlamana gerek yok," dedi Alaric, sesi bir fısıltı gibi ama bıçak kadar keskindi. "Hayatta kalman yeterli. Cassian senin ne olduğunu biliyor ve seni saklamaya çalışıyor. Ama o, sadece seni koruyabilir. Ben ise... ben seni uyandırmak zorundayım."
Tam o anda, evin altından derin bir sarsıntı geldi. Yerden bir uğultu yükseldi. Kasabanın saat kulesindeki çan, bu kez bir cenaze için değil, sanki bir savaşın habercisi gibi gümbürdemeye başladı.
Melina geriledi. "Kimsin sen?"
Alaric, elini pencere pervazına koydu. Parmaklarının değdiği ahşap anında karararak çürümeye başladı. "Ben mi? Ben, o geceki yangından kurtulan tek kişiyim. Ve Melina, senin unuttuğun o kızın tek varisiyim."
Alaric karanlığa karışıp yok olduğunda, Melina arkasında bir elin soğukluğunu hissetti.
"Ona güvenme," dedi arkasından tanıdık, derin bir ses. Cassian. "Alaric senin dünyanı yakmaya geldi. Ben ise dünyanı kurtarabilecek tek kişiyim."
Melina iki gölgenin arasında sıkışıp kalmıştı. Biri geçmişini getiriyor, diğeri geleceğini yok etmekle tehdit ediyordu. Ve Ravenmoor, saatler artık geriye doğru işlemeye başladığında, çok daha derin bir karanlığa gömülüyordu.