İçeriğe geç

QUERENCİA

Bölüm 20 · 5 dk okuma

QUERENCİA

Bölüm 20

20. Bölüm

Elimde ki iç çamaşırını da kolumda ki sepete attım. Bununla birlikte 3 tane siyah, kırmızı ve lacivert dantelli iç çamaşırı takımı almıştım. Sıra geceliklere gelince o bölüme doğru ilerledim. Merve' de kendine iç çamaşırı takımı ve pijama takımı bakıyordu. Bir kaç tane de gecelik seçtikten sonra kasaya yöneldim. Aldıklarımı ödedikten sonra Merve'ye haber vererek mağazanın karşısında ki kafeye geçtim ve kendime bir kahve alarak boş bir masaya oturdum. Elimde ki poşetleri yanımda ki sandalyeye koydum. Yaklaşık 2 saattir durmaksızın AVM de dolanıyorduk. Ayaklarım mahvolmuştu. Merve' de yanıma geldiğinde kendine kahve söyledi ve karşıma oturdu. Kahvelerimizi içtikten sonra ayaklandık ve poşetleri alarak eve döndük.

Bahçeye girdiğimizde bana seslenen Efe'yle durdum.

"Meyra abla! Meyra abla!"

Koşarak yanıma gelen Efe'yle poşetleri yere bıraktım ve dizlerimin üzerine çöktüm. Koştuğundan dolayı dağılan saçlarında elimi gezdirerek düzelttim ve ardından konuştum.

"Efendim canım bir şey mi oldu?"

"Şey eğer bir işin yoksa bizimle oynamak ister misin?"

Gülümsedim ve verdiğim sözü tutmak istediğimden dolayı aksini düşünmeden konuştum.

"Tabiki de oynarım canım. Sen burada beni bekle üzerimi değiştirip geleyim ben."

"Tamam abla teşekkürler!"

Yerinde heyecanla zıplayarak konuşan Efe'ye kocaman gülümsedim. Poşetleri aldım ve Merve'yle beraber eve girdim. Yukarı çıkarak poşetleri odama bıraktım ve üzerimi değiştirdim.



Aşağı indiğimde salona girdim. Asaf beni gördüğünde güldü ve bana doğru atıldı. Ancak onu sıkı sıkı tutan annem nedeniyle bu atağı başarısız oldu. Gülerek yanlarına gittim ve Asaf'ı kucağıma aldım. Yanaklarına birer öpücük kondurdum.

"Bebeğim... Anneyi mi özledin sen bakayım?"

Kıkırdayarak ellerini yanaklarıma koydu ve kendince mırıldandı. Birde cevap veriyordu beyefendi.

Asaf'ı göğsüme yasladım ve anneme döndüm.

"Anne ben çocuklara söz vermiştim şimdi hevesleri kırılmasın diye biraz onlarla vakit geçireceğim o zamana kadar Asaf'a biraz daha bakabilir misin? Kusura bakma yoruldun ama."

"Ne kusuru kızım bakarım ben torunuma. Sen keyfine bak."

Yanına ilerledim ve eğilerek yanağını öptüm.

"Olsun annem. Sen çok yorulma. Ben 1 saate gelirim hemen zaten."

Annem güldü ve o da benim yanağımı öptü.

"Oyy annesi kurban olsun."

Bana olan bu sevgisi kalbimde ki anne eksikliğini örtüyordu. En çokta bunun için hayatımın sonuna kadar anneme minnettar kalacaktım.

Asaf'ı anneme verdim ve evden çıktım. Asaf arkamdan biraz mızırdansa da sorun çıkarmamıştı Allah'tan.

Kapıdan çıktığımda bahçede bıraktığım yerde beni bekleyen Efe'yi gördüm. Gülümseyerek yanına gittim.

"Geldim yakışıklı. Oynayalım bakalım."

Sokakta kendilerince oynayan arkadaşlarının yanına gittik. Aralarına karışıp uyum sağlamam uzun sürmedi. Önce hepsine nasıl top sektirildiğini gösterdim ve her biri öğrenene kadar itinayla uğraştım. Hepsiyle tek tek ilgilendim. Hepsinin öğrendiğinden emin olduktan sonra ise onların istediği oyunları oynamaya başladık sırayla. Bazı teyzeler tuhaf tuhaf çocuklarla oynayan bana bakıyordu ama umrumda değildi. Çocuklarla vakit geçirmeyi seviyordum. Buna değerdi. Bir gün Asaf'la da böyle oynar mıydık acaba? Bu düşünce nedense huzurla dolmama neden oldu.

Çocuklarla önce futbol oynamış sonra ise saklambaç oynamıştık. Şimdi ise yakar top oynuyorduk. Açıkçası eğleniyordum. Zaten çocukların yüzündeki keyif bile eğlenmem ve mutlu olmam için yeterliydi.

Üzerime gelen topla yana kaydım.

"Hadi Meyra abla başarabilirsinn!"

Benden önce yanmış ve kenarda beni destekleyen Efe'ye gülümsedim. Ancak bu dikkat dağınıklığının sonucu topun bana çarpması oldu. Dudaklarımı büzerek Efe'nin yanına gittim.

"Maalesef kazanamadım."

Tabiki de üzülmemiştim ancak bu Efe'nin nasıl tepki vereceğine olan merakımı engelleyemiyordu.

Parmağıyla kendine yaklaşmamı isteyen küçük beyle dizlerimin üzerine çöktüm.

Bir iki adım bana yaklaşarak beceriksizce saçlarımı sevdi.

"Üzülme Meyra abla. Bir dahakine de sen kazanırsın olur mu? Hem herkesten daha güzel oynadın sen."

Onun bu merhameti gözlerimi doldurdu. Bu kadar duygusal olmam bazen çok sinirimi bozuyordu. Saçımda gezen elini tuttum ve öptüm.

"Teşekkür ederim bebeğim. Sende çok güzel oynadın."

Yanaklarının kızarmasıyla onun bu tatlılığına gülmemek için kendimi tutmaya çalıştım. Daha fazla utanmasını istemiyordum.

Saçlarını karıştırarak çöktüğüm yerden kalktım.

"Benim artık gitmem lazım canım. Başka zaman yine oynarız olur mu?"

Daha fazla Asaf'ı yalnız bırakamazdım annem çok yoruluyordu. Eve doğru yürüdüğümde bahçe kapısının önünde yüzünde hiç te iyi bir anlamı olmadığı belli olan sırıtışıyla eve bakan bir kadın gördüm. Kaşlarım çatılırken adımlarımı hızlandırdım. Kadının yanına geldiğimde kadın bana döndü. Kadının da kaşları çatıldı.

"Sende kimsin?"

Kaşlarım daha da çatıldı.

"Asıl sen kimsin ve ne yapıyorsun evimin önünde?"

Kadın sanki komik birşey söylemişim gibi güldü.

"Evin mi? Güldürme beni. Şimdi gerçeği söyle kimsin sen?"

Yüzündeki alaya sinir olarak derin bir nefes aldım. Ve sakın bir şekilde elimi ona uzattım.

"Meyra Aslaner. Agah'ın karısıyım."

Kadın bir an bocaladı ancak yüz ifadesini hızlıca toparladı.

"Benden sonra kaliteyi bu kadar düşüreceğini tahmin etmemiştim."

Söylediği şeylerle sinirlendiğimi hissettim. Ama bu sinirimi alaylı gülüşümle bastırdım.

"Bunu sen mi söylüyorsun?"

Bir adım atarak ona yaklaştım.

"Bende seni daha zeki ve güzel birşey beklemiştim -..."

Duraksayıp onu baştan aşağı süzdüm. Ardından yüzümü buruşturdum ve lafıma devam ettim.

"- ama belli ki yanılmışım Agah'ın neden senden bu kadar çabuk vazgeçtiğini anladım."

"Sen!..."

Onu umursamayarak arkamı döndüm ve bahçeye girdim. İlerlerken sinirle bağırdı.

"Adım Hale! Sakın bu ismi unutma. Çünkü kabusun olacağım!"

Onu umursamadım.

Eğer Meyra bilseydi o kadının hayatındaki en kötü gününü yaşamasına sebep olacağını böyle yapar mıydı?

&&&

"Ay çok güzeller amaa"

Asaf'ı uyuttuktan sonra annemle kendime çay koyup salona gelmiştim. Şimdi ise çayımızı içerken Asaf'ın ilk doğduğu zamanki fotoğraflara bakıyorduk. Kalın bir albüm oluşturmuşlardı. Oğlum ve kocamla ilgili daha fazla şey öğreneceğim için heyecanlanıp mutlu olmuştum. Favorim olan fotoğraflar çoktan belliydi. Gülümseyerek fotoğraflara bakmaya devam ederken çalan kapıyla ayaklandım. Kapıyı açtığımda karşımda gördüğüm Agah'la gülümseyerek boynuna sarıldım.

"Hoşgeldin kocacım."

Boynumdaki dudakları kıvrıldı.

"Hoşbuldum karıcığım."

Dudaklarını ard arda boynuma bastırdı ve en sonun da burnunu boynuma dayadı. Bende o sırada saçlarına burnumu daldırmış onun huzur veren kokusunu soluyordum. Bir ömür de soluyacaktım. Ve bundan bir gün bile şikayetim olmazdı.

Agah geri çekildi. Ancak belimdeki kolları durduğu için aramızda pek bir mesafe yoktu.

"Benim güzel karım bugün neler yaptı bakalım?"

Hevesle lafa girdim.

"Ay bugün Merve'yle alışverişe gittik ama çok yoruldum. Çok fazla dolaştık. Sonra beraber kahve içtik ve eve geldik. Daha sonra akşama kadar Efe'ye verdiğim sözü tuttum ve çocuklarla oynadım. Bir görsen çok tatlılar. Efe çok merhametli bir çocuk. Bana çok güzel davranıyor çok saygılı bir çocuk -"

Dudaklarıma kapanan dudaklarla lafım yarım kaldı birden. Ani hareketiyle şaşırırken karşılık vermeye başlamam pekte uzun sürmedi. Bir süre sonra geri çekildiğinde nefes nefese kalmıştık.

"Ama sen bana böyle heyecanla birşeyler anlatırsan ben dayanamam bu güzel dudaklara..."

VE SON...

UMARIM BÖLÜMÜ BEĞENMİŞSİNİZDİR

MEYRA?

HALE?

AGAH?

MERVE?

ASAF?

EFE?

BÖLÜM HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZİ YORUMLARA YAZMAYI VE YILDIZA DOKUNMAYI UNUTMAYINIZ!

SİZLERİ SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKINNN >

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.