Hale'nin geldiğini Agah'la söylememiştim. Onun bu boş tehditlerinin aramızdaki huzuru bozmasını istemiyordum. Uzandığım yerden üstünü değiştiren kocamı izliyordum.
Gözlerimiz bayram etti valla
Agah benim bakışlarımı görünce sırıttı ve yatağa adımladı. Örtüyü kaldırdı ve yanıma uzandı. Bana doğru döndüğünde belimden tuttu ve kendine çekti beni. Elimi göğsüne dayayarak başımı boyun girintisine yerleştirdim. Sıkıca sardı beni.
"Bazen iyi ki yaşanmış o kötü şeyler diyorum."
Agah kaşlarını çatarak bana baktı.
"Nasıl yani?"
"Yaşanan tüm o kötü olaylar bizi bugüne getirdi. Belki de ailem o kadar kötü olmasaydı sizinle yolum kesişmezdi."
"İyi ki kesişmiş yollarımız."
Daha sıkı sarıldık birbirimize.
"İyiki..."
&&&
"Agah!"
Merdivenlerden yukarıya doğru bağırdım. Evde sadece biz vardık. Mine anne Sevda teyzenin yanına gitmişti. Melih baba işe, Merve ise arkadaşlarıyla buluşmaya gitmişti.
Agah'ta bizimle vakit geçirmek için kendine tatil ilan etmişti bugünü.
Küçük çekirdek ailemle baş başaydım yani bugün.
Kucağında oğlumla aşağı inen Agah'a baktım.
"Sonunda. Nerede kaldınız siz?"
"Ee annesi bu oğlanın yakışıklı olması lazım ne yapalım yakışıklı olmak kolay değil."
Alayla kaşlarımı çattım ve ellerimi belime koydum.
"Allah Allah. O oğlan kime süsleniyor acaba bu kadar sorabilir miyim?"
Agah kahkaha attı. Bende kendimi tutamayıp güldüm.
"Ah be oğlum anne daha şimdiden böyleyse sen büyüyünce ne yapacak acaba? Tabi sen babana çektiğin için peşinde onlarca kız olacak."
Son söylediği cümleyle kaşlarımı çattım. İçimde yanan kıskançlık ateşini engelleyemedim.
"Kimmiş o kızlar?"
Agah söylediği şeyi yeni fark etmiş gibi telaşla kaşlarını kaldırdı.
"Yani karıcığım çok eskide kaldı biliyor musun? Hiç hatırlamıyorum."
Gözlerimi kıstım.
"Peki öyle olsun. Ama bil ki kocacığım bu konu burada kapanmadı. Bunun acısı çıkacak senden."
O sırada telefonum çaldı. Teyzemin aradığını gördüm.
"Siz bahçeye geçin ben teyzemle konuşup geliyorum."
Agah anlayışla başını salladı ve Asaf'la beraber mutfaktaki arka bahçeye açılan cam kapıdan çıktı. Telefonumu açarak mutfağa gittim bende.
'Teyzem.'
'Kuzum nasılsın?'
'İyiyim teyzem sen nasılsın?'
'Çok iyiyim canım hatta sana çok güzel haberlerim var.'
Merakla kaşlarımı çattım.
'Bir şey mi oldu teyze?'
'O psikopat sarhoşken kaza yapmış. Ölmüş. Artık peşinde kimse yok. Kurtuldun kızım özgürsün artık!'
Teyzemin sevinçle söyledikleriyle şok oldum. Ölmüştü. Beni bambaşka bir şehire kaçmak zorunda bırakan adam ölmüştü. Bu kadar kolay olmamalıydı. Bir türlü inanmak gelmiyordu içimden.
'Meyra? Duyuyor musun beni? O psikopat ölmüş. Bu ne demek anlıyor musun? Artık geri dönebilirsin!'
Beni daldığım düşüncelerden çıkaran teyzemin 'geri dönebilirsin' lafı oldu.
'S-sen ne diyorsun teyze?'
'Artık geri dönebilirsin Meyra. İlk iş boşanma davası açarız. Sonra okulunu bitirirsin. Klinik açarız sana. Benimle yaşarsın. Hayatına devam edersin. Her zaman istediğimiz bu değil miydi?'
'Teyze ben...'
'Merak etme onların seni rahatsız etmesine izin vermem. Hatta mu mahalleden taşınırız. Başka bir semtte yaşarız."
'Teyze!'
Yükselen sesimle lafı bölündü.
'Teyze ben gelemem.'
'Ne?'
Şaşkın sesiyle derin bir nefes aldım. Ona bunu nasıl açıklayabilirdim ki?
'Ben gelemem teyze. Benden bunu isteme.'
'Ama neden? Mecbur olduğun için evlenip gittin. Artık mecbur değilsin. Yoksa... Meyra yoksa sen-'
'Evet teyze. Ben... Ben kocamdan hoşlanıyorum. Ayrıca Asaf'ı bırakamam. O benim oğlum. Oğlumu kocamı nasıl bırakıp gelebilirim? Hem Mine anneler? Onlar el birliğiyle bana aile olmuşken onları nasıl yüzüstü bırakabilirim?'
Gözlerim sızladı.
'Teyze ben ailemi bırakamam.'
Feryat eder gibi çıkan sesimle teyzeminde gözlerinin dolduğunu tahmin edebiliyordum. Kendimi bildim bileli aradığım o aile sevgisini bulmuşken bırakamazdım.
'Bu kadar kısa sürede nasıl böylesine alışabildin onlara?'
'Bilmiyorum teyze. Bilmiyorum ama burada değer gördüğümü hissediyorum ve bu o kadar güzel bir his ki. Agah bana saygı duyuyor. Beni mutlu ediyor. En önemlisi ise değer veriyor. Ben kocamla mutluyum teyze. Yıllardır ilk defa gerçekten mutluyum. Lütfen bunu terk etmemi isteme.'
'Ben... Ben bilmiyordum mutlu olduğunu. Eğer gerçekten mutluysan ve senin için en iyisinin bu olduğunu düşünüyorsan ben her kararında yanındayım canım.'
'Ben burada mutluyum teyze.'
'Senin adına sevindim güzelim. Hakediyorsun bunu.'
Teyzemle biraz daha konuştuktan sonra kapatmıştık. Derin bir nefes aldım. Kurtulmuştum peşimdeki o psikopattan. Öyle bir yük kalkmıştı omuzlarımdan. Böylesine bir yük olduğunu bile bilmiyordum üzerimde. Yaşadığım rahatlamayla cam kapıdan çıktım.
Karşılaştığım görüntüyle gülümsedim. Agah ve Asaf çimlerin üzerine serdiğimiz örtünün üzerinde oturmuş oynuyorlardı. Agah elindeki oyuncaklarla oğlumuzu güldürüyordu. Bir yandan da devrilmemesi için sırtını destekliyordu. Bir süre gülümseyerek onları izledim. Ardından yanlarına gitmeye karar verdim. Gülümseyerek yanlarına gittim.
"Napıyormuş benim yakışıklılarım?"
Agah'ın yüzünde bir gülümseme oluştu. Gözleri parlayarak bana baktı.
"Oğlumla annesini beklerken oyun oynuyorduk güzelim."
Gülümseyerek yanlarına oturdum ve başımı Agah'ın omzuna yasladım. Agah Asaf'ı uzandırdı ve kolunu bana sardı. Başımı kaldırdım ve Agah'a baktım. Agah'ta bana döndü. Yüzlerimiz oldukça yakındı. Anlıma derin bir öpücük kondurdu. Huzurla gözlerimi kapattım bir süre. Ardından gözlerimi açtım ve içindeki parıltılarla Agah'a baktım.
"Çok hoşuma gidiyorsunuz beyefendi."
Göz kırptım. Agah kocaman bir kahkaha attı.
"Sizde benim çok hoşuma gidiyorsunuz hanımefendi."
Dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Ardından geri çekildi. İkimizde birbirimize gülümsedik. Ardından oğlumuza döndük. Bir yandan sohbet ederken diğer yandan da oğlumuzla ilgilenmeye başladık.
Verdiğim kararın doğru olduğunu bir kez daha anladım ailemle beraberken hissettiğim huzurla.
İlerde ne durumda olurduk bilmiyorum ama umarım hep böyle bir arada ve huzurlu olurduk. Belki bir çocuğumuz daha olurdu. Bu düşünce kalbimi hızlandırdı. Agah'la ilgili her hayal kalbimi hızlandırıyordu gerçi.
"Hadi siz biraz daha oynayın bende bize içecek getireyim."
Agah dudaklarını yanağıma bastırdı.
"Tamam güzelim."
Ayağa kalkarak mutfağa gittim. Dolaptan yeni yaptığım limonatayı çıkardım ve iki bardağa doldurup içine buz attım. Asaf içinde biberona su koydum. Bu sıcakta susamış olmalıydı. Gülümseyerek mutfağın camından kocama ve oğluma baktım. Kocaman gülümsedim. O sırada kapı çaldı.
Hızlı adımlarla kapıya ilerledim. Kapıyı açtığımda kargocuyla karşılaştım.
"Agah Aslaner, Meyra Aslaner?"
"Benim."
"Buraya bir imza atabilir misiniz?"
İmza attıktan sonra elindeki zarfı aldım ve kapıyı kapattım. Merakla elimde ki zarfı açtım ve içindeki kağıdı çıkardım. Üzerinde mahkeme celbi yazıyordu. Kaşlarım çatıldı. Kağıdı açtım ve hızla okumaya başladım.
"Meyra? Kapımı çaldı hayatım?"
Dolu gözlerimle Agah'a ve kucağındaki Asaf'a döndüm.
"V-velayet davası açmış"
VE SONNN
Bölüm nasıldı?
Ufak bir kaos olsun dedim.
Sizce Meyra Hale'den bahsetmeli miydi??
Asaf?
Agah?
Meyra?
Kitapta görmek istediğiniz sahneler varsa yazabilirsiniz.
Düşüncelerinizi yorumlarda belirtmeyi ve yıldıza dokunmayı unutmayınız.
Sizleri seviyorum kendinize iyi bakınnn >
