İçeriğe geç

Pusula Gözcüsü

Bölüm 17 · 3 dk okuma

Pusula Gözcüsü

Bölüm 17

Romun Kokusu

Hava kararmaya başladığında dümeni gemideki yardımcı kaptan olan Crew’e emanet ettim ve oradan uzaklaşıp ekibin bulunduğu odaya doğru ilerledim.

Ahşap kapıyı gıcırdatarak içeri bir adım attım ve atmamla odayı kaplayan rom kokusu yüzümü ekşitmeme sebep oldu. Yüzümü toparlayıp arkamdan kapıyı kapattım. Etrafa göz attığımda karşımda duran Dorian, Noah, Ronan, Lucien, Vanya ve Emma’dan Vanya, Lucien, Ronan ve Dorian sarhoştu. Hepsinin elinde romla dolu ahşap bardaklar vardı.

Emma hemen atıldı. “Scarlett yardım et, bunlar çıldırdı!”

“Üzgünüm Emma, sana yardım edemem çünkü…” gidip hemen bir rom şişesi kapıp mantar tıpayı çıkardığım gibi koca bir yudum aldım. Dudağımın kenarına yayılan romun ıslaklığını elimin tersiyle silip attım ve cümlemi devam ettirdim. “Çünkü ben de içeceğim!” cümle bittiği gibi koca şişe romu kafaya diktim.

“Of… Scarlett!”

Hırıltısını duyunca romu masaya bıraktım ve yarı sarhoş biçimde-büyük ihtimal hızlı kafa yapıyordu-Emma’ya döndüm.

“Bence sen de iç Emma, bu tadı almadan ölmene izin vermem! Hem biliyorsun bundan sonra içmemiz zor.” dedim ve bir şişe rom da onun için açtım ve uzattım.

Emma ikna olmuşa benzer şekilde elini açtığım roma uzatmaya yeltenmişti ki Noah bir anda kaptı ve koca bir yudum aldıktan sonra konuştu. “Daha deminden beri kendimi tutuyorum ama dayanamadım.” Dedi.

“Hey! Noah o benimdi!”

Bunun üstüne tekrar bir rom açıp uzattım ve bu sefer Emma hızla yakalayıp beklenmedik bir performans ile kafaya dikti. Bunun üstüne koca bir kahkaha sesi yükseldi.

Emma hemen diktiği şişeyi geri indirdi ve yüzünü ekşitti bunun üzerine odadan koca bir kahkaha daha yükseldi.

Arkadaşlarıma bir göz attım ve inanamadığım bir şey gördüm. Diyar aşkına, bu kızıl şey gülüyordu, hatta kahkaha atıyordu!

Sonra herkes bir yarışa katıldı. Tabii bende. Kural şuydu; en hızlı bitiren kazanır!

Herkes yeni şişe bir rom alıp kapağını açtığından emin olduğumda üçten geri saymaya başladım.

“Üç…”

“İki…”

“Ve… bir!”

Herkes şişeyi kafasından aşağı yuvarladı. Yudumlamaların sesi duyuluyordu odada. O an içimden geçirdim keşke dostlarımla olan bu an hiç bitmese…

Ben bunları düşünürken bir ses yükseldi odanın en köşesinde duran kişiden.

“Bitti!” bu ses Vanya’ya aitti. Hemen ardından ben bitirdim ve bu sefer ben haykırdım.

“Benimde bitti!” sonra kalanlar yenilgiyi kabul eder gibi şişeleri bir bir masaya vurdurdular.

Sonra abim Dorian bir elinde romla bir şeyler anlatmaya başladı.

“Bir gün bir denizciye sormuşlar. ‘Sen nasıl balık tutuyorsun?’ diye. Sonra denizcide demiş ki ‘atıyorum oltayı, balık geliyor!’” dedi ve kendi anlattığı asla komik olmayan şakasına kahkahalarla gülmeye başladı.

Bu gülmeyi Ronan susturdu “Scarlett, şurada duran mızıkayı getirsene.” Hemen gösterdiği yere baktım. Bir rafın üzerinde duruyordu. Hızla rafa uzandım ve mızıkayı kaptığım gibi Ronan’a uzattım.

Ronan mızıkayı birkaç kez üfledi ve güzel, neşeli bir şarkı çalmaya başladı. Bu şarkı çok iyi bildiğim bir şarkı olduğunu anladığımda söylemeye başladım.

“Sarhoş bir denizciyle ne yapacağız?

Sarhoş bir denizciyle ne yapacağız?

Sarhoş bir denizciyle ne yapacağız?

Sabahın köründe!”

Bunun üstüne dostlarımda katıldı ve ayaklarını yere vurarak ritim tuttular. O sırada Lucien yanımda bitti ve kalın sesiyle söylememe eşlik etti.

“Deniz, dalgalar ve o yükselir,

Deniz, dalgalar ve o yükselir,

Deniz, dalgalar ve o yükselir,

Sabahın köründe!”

Sesimiz olağan üstü derecede kötüydü ama neşemiz de olağan üstü derecede fazlaydı.

Bu sefer Vanya elinde bir rom daha açtı ve üstüne dökmeye başladı. Yarısını kendi, yarısını da bizim üstümüze döktü. Bu sırada Ronan çalmaya devam etti ve yeni bir şarkıya geçti.

Bu sefer atılan Emma ve Noah oldu ve söylemeye başladılar.

Hong Kong'dan yeni dönmüş derin su denizcisiyim,

Hep bir ağızdan bağırdık

“Hey! Adamı yere ser!”

“Bana biraz viski ver, sana bir şarkı söyleyeyim,”

“Bana biraz zaman ver, adamı yere sereyim!”

“Paradise Sokağı'nda yuvarlanırken,”

“Hey! Adamı yere ser!”

“Şans eseri güzel, gösterişli bir afetle karşılaştım,”

“Bana biraz zaman ver, adamı yere sereyim!”

“Adamı yere serin zorbalar, adamı yere serin!”

“Hey! Adamı yere ser!”

“Adamı yere serin çocuklar, Liverpool kasabasından,”

“Bana biraz zaman ver, adamı yere sereyim!”

--------------------------------------------------------------

Çok güzel bir geceydi. Hiç bitmesini istemezdim ama her güzel şeyin bir sonu vardı. Bu reddedilemeyecek bir gerçek. Aslında böyle sonları elimin tersiyle ittirmek isterim ama maalesef zaman ve gerçekleri…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.